ABD
001. Bill ve “Billary”
Bill ve Hillary Clinton Los Angeles’ta yapımı süren bir tesisi geziyorlarmış. Bir ara inşaatın tepesinden bir ses duyulmuş “Heeey, Hillary!..” Hillary kafasını kaldırıp bakmış ki, liseden arkadaşı Harry... “Vayy, n’ber Harry, seni görmek ne güzel... Şimdi gitmek zorundayım, bana yaz...” Clinton meraklanmış “Kim o adam Hill?” Hillary “Liseden arkadaşım Harry... Biliyor musun, az kalsın onunla evlenecektim Bill... Bir süre flört ettik, ama anlaşamadık işte...” Bill eşi adına sevinmiş “İsabet olmuş. Onunla evlenseydin, şimdi bir inşaat işçisinin karısı olacaktın.” Hillary kaşlarını kaldırmış “Yok canım, ne münasebet... Onunla evlenseydim, senin yerine Amerika Başkanı o olacaktı!..”
002. Güç
Amerikan senatörü, çimlerin arasında arabesk bir lamba bulur. Lambayı temizlemeye kalkışınca, klasik olay gerçekleşir ve cin ortaya çıkar. Dış politikayla yakından ilgilenen senatör Ortadoğu’da hemen barış olmasını diler. Bunun üzerine cin bir süre düşündükten sonra “Bu benim gücümü bile aşar. İmkansızı değil, olabilecek bir şeyi isteyin.” Senatör düşünür ve “O zaman Hillary’nin etkisi azalsın. Başkanmış gibi davranmaktan vazgeçsin. Başkan karısını kontrol altına alsın.” Cin uzunca bir süre düşündükten sonra “Ben en iyisi, gidip Ortadoğu’yu düzelteyim.”
003. Millenyum
Boris Yeltsin, Bill Clinton ve Bill Gates tanrı tarafından akşam yemeğine davet edilirler. Yemek sırasında tanrı şöyle der; "Sizi davet ettim çünkü sizin gibi üç önemli kişinin tüm insanlığa söylemesini istediğim bir şey var: Yarın dünyayı yok edeceğim!" Yeltsin hemen kabinesini toplar ve şöyle der; "Açıklayacağım iki kötü haber var: Birincisi tanrı gerçekten var. İkincisi, yarın dünyayı yok edecek." Clinton, kongrenin acil bölümünü toplar ve onlara şöyle der: “Size bir iyi bir de kötü haberim var: İyi haber, tanrı gerçekten var, kötü haber, yarın dünyayı yok edecek.” Bill Gates Microsoft merkezine döner ve oradakilere şöyle der: “Sizlere iki harika haberim var. Birincisi, ben dünyanın en önemli üç kişisinden biriyim. İkincisi, 2000 yılı problemi çözüldü.”
004. Politikacı
Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için Teksas’ta dolaşıyordu Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken, şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçtu. Çiftci koşarak geldi, gece kurda kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başladı. Ertesi sabah, şerif soruşturma için çiftliğe geldi. Çiftçiye sordu: ”Otobüsdeki bütün politikacıları gömdün demek... Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?” Çiftci cevap verdi: ”Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz.. Nasıl yalan söylerler!..”
005. Yeni American Airlines sloganı:
Why Waste Your Time At The Airports?
We Directly Fly To Your Office!
American Airlines
006. 2030 yılında
2030 yılında New York’ta adam çocuğunu gezdirirken “Bak oğlum, eskiden burada çok görkemli ikiz kuleler vardı ama 2001 yılında vahşi bir saldırıda Araplar yok etmişti.” Çocuk sorar; “Baba Arap ne demek?..”
007. Akıllı füze
Akıllı bir füze, Taliban’la ilgisi olmayan, sivil bir Afganlı’ya isabet ederek; yaralamış. Afganlı, inleyerek sitem etmiş: “Bak, adından belli ki sen akıllı bir füzesin. Yakışır mı sana, benim gibi suçsuz bir insanı vurmak?” Akıllı füze, mahcup bir şekilde boynunu bükmüş: “Doğru söylüyorsun, ben akıllıyım; ama ne yazık ki sahibim akılsız!”
008. Haber
New York' da küçük bir çocuğu azgın bir köpeğin dişlerinden kurtaran ve hayvanı boğan iri yarı delikanlının yanına koşan gazete muhabiri sormuş: “Kahraman Amerikalı çocuğun hayatını kurtardı, diye yazabilir miyim?” Adam “Ben Amerikalı değil, Pakistanlı’yım” demiş. Ertesi gün New York Times’da manşet: "Köktendinci Müslüman, Central Park'ta bir köpeği boğdu. FBI olayın El-Kaide bağlantısını araştırıyor..."
009. Kim, nerede, neyi bilmiyor
Birleşmiş Milletler, tüm ülkelerde on yıl önce bir araştırma yapmış ve katılan kişilere şu soruyu sormuş: “Tanrı aşkına, dünyanın ABD dışındaki ülkelerinde görülen gıda kıtlığı konusundaki kişisel görüşünüzü özgür bir biçimde açıklayınız lütfen.” Ülkelerin yanıtları değerlendirildikten sonra şu sonuç çıkmış:
Çin’de “Tanrı aşkı”nın ne olduğu bilinmiyor.
Rusya’da “Özgür biçimde açıklama”nın ne olduğu bilinmiyor.
Afrika’da “Gıda”nın ne olduğu bilinmiyor.
Batı Avrupa’da “Kıtlık”ın ne olduğu bilinmiyor.
Doğu Avrupa’da “Kişisel görüş”ün ne olduğu bilinmiyor.
Güney Amerika’da “Lütfen”in ne olduğu bilinmiyor.
Ve ABD’de “ABD dışındaki ülkeler”in ne olduğu bilinmiyor.
010. Bomba
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin Türkiye’yi ziyaretinde Amerika’dan getirdikleri özel köpeklere bomba var mı yok mu diye etrafı karatmışlar. Karşılama heyetindeki politikacılar “Bizim köpekler niye koklamadı? Hiç değilse diplomatik nezaket gereği, birlikte koklasalardı...” gibisinden söylenince Cheney; “Clinton geldiğinde sizin köpekler bizim dişilerin poposunu koklamaktan bomba aramaya vakit bulamamışlardı!..”
011. Cennetten yanıt
Tanrıdan 100 $ isteyen bir çocuk bunun için bir hafta tanrıya yalvarır ancak hiçbir şey olmaz. Bunun üzerine tanrıya para için bir mektup yazmaya karar verir. Postahanede üzerinde "Tanrı/ABD" yazısını gören görevliler mektubu Clinton'a yollamaya karar verirler. Mektup Clinton'ın çok hoşuna gider ve sekreterine çocuğa beş dolar yollamasını söyler. Gelen beş dolar çocuğun çok hoşuna gider ve tanrıya bir teşekkür mektubu yazar: "Sevgili tanrım, bana yolladığın beş dolar için çok teşekkür ederim. Ancak bazı nedenlerden dolayı parayı Washington üzerinden yolladığını farkettim. Oradaki çocuklar alışıldığı üzere paranın 95 dolarını vergi olarak kesmişler!.."
012. Apollo ay görevi
NASA, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek icin kızılderili alanının sınırında bulunan ve ortamı ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City’e götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Garip görünümlü kamyonların arasında sadece uzay giysili 2 astronot görünüyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. Astronotlar dikkatlerini çekmiş, izlemeye başlamışlar. Bu arada da NASA personeli onları farketmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban İngilizce bilmedigi için oğlu aracılığıyla o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. NASA personeli de “O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar” deyince çoban çok heyecanlanmış ve astronotlarla aya bir mesaj yollamasının mümkün olup olmadığını sordurmuş oğluna. NASA personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp getirmişler ve adamın mesajını Navajo dilinde kaydetmişler. Mesaj kaydı bitince NASA personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk reddetmiş. Daha sonra kızılderili halkından birçok kişiye yanaşmışlar, her biri mesajı tercüme etmeyi reddetmiş. Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç, çobanın mesajını tercüme etmiş: “Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler!..”
013. Bağdat
Clinton bir gün Bağdat’a gitmiş, Saddam'ın karşısına oturmuş. Bakmış ki Saddam’ın koltuğunda 2 tane düğme var… “Bunlar ne?” diye sormuş. Saddam: “Bak göstereyim…” diyerek birincisine basmış. Alttan bir el cıkmış Clinton’u gıdıklamaya başlamış. Saddam gülerek ikinci düğmeye basmış. Bir el çıkıp Clinton’a vurmaya başlamış. Bu manzara karşısında Saddam kahkahalara boğulmus. Clinton; “Peki…” demiş, “… haftaya bizim oraya bekleriz.” Bu kez Saddam Amerika’ya gitmiş. Bakmış ki Clinton’un masasında 2 düğme. Saddam “Bunlar ne işe yarar?” diye sormuş. Clinton; “Bak göstereyim…” diyerek düğmenin birine basmış. Basar basmaz da gülmeye başlamış. Saddam şaşkın bir halde bakarken Clinton ikinci düğmeye de basmış ve kasıklarını tutarak gülmeye başlamış. Bir süre sonra Saddam “Ben artık Bağdat’a döneyim!” diyerek izin istemiş. Clinton; “Bağdat?.. Hangi Bağdat?..”
014. Telefon
Beyaz Saray'daki oval bürodayız. Bill çalışıyor. Monica onu seyrediyor. Bu sırada telefon uzun uzun çalar ama sekreter hanım hiç oralı olmaz. Sinirlenen Bill:
-Telefona niçin bakmıyorsun?..
-Neden bakacakmışım ki...Nasıl olsa her seferinde seni arıyorlar!
015. Stajyer
Stajyer diz üstü durur. Boyu boyuna uygunsa işe alınır.
Gelen Fıkralar
Toplam -1 fıkra,