Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Ocak 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Alışveriş Fıkraları
Alışveriş Fıkraları
001. Kravat
Adamın biri kravat almak üzere şık bir mağazaya girer.
- Bir kravat bakıyordum.
- Elbette tam yerine geldiniz... Fakat nasıl bir ayakkabı ile giymeyi düşünmüştünüz?
- Herhangi bir ayakkabı, ne farkeder?
- Lütfen, lütfen itiraz etmeyin, biz çok titiz bir mağazayız. Ne renk bir ayakkabı ile giyeceksiniz?
- Eee, siyah, siyah...
- Peki sizi lütfen 10. kata alalım...
Adam onuncu kata çıkar.
- Siyah ayakkabı ile giyeceğim bir kravat almak istemiştim.
- Tam yerine geldiniz... Fakat nasıl bir takım elbise ile giyecektiniz.
- Canım takım elbise işte!
- Lütfen, lütfen itiraz etmeyin! Biz çok titiz bir mağazayız. Ne renk bir takım elbise ile giyeceksiniz?
- Eee, lacivert, evet lacivert...
- O zaman sizi 13. kata alacağız.
Adam soluk soluğa 13. kata çıkar.
- Siyah ayakkabı, lacivert takım elbise ile giyebileceğim, bir kravat almak istemiştim.
- Ah, evet doğru yere geldiniz... Fakat nasıl bir lacivert olacak?
- Canım, lacivert işte, lacivert!
- Lütfen, lütfen itiraz etmeyin... Biz çok titiz bir mağazayız. Açık lacivert mi, koyu mu?
- Koyu, koyu lacivert!
- O halde sizi bir üst kata alacağız.
Adam, kızgın 14. kata çıkar.
- Siyah ayakkabı, koyu lacivert bir takım elbise ile giyebileceğim bir kravat istiyorum
- Hay, hay tam yerine geldiniz... Fakat içinize nasıl bir gömlek düşünmüştünüz?
- Beyaz!
- Peki nasıl bir beyaz?
- Canım beyaz işte, nasılı var mı?
- Lütfen, lütfen itiraz etmeyin... Biz çok titiz bir mağazayız. Düz beyaz mı, kendinden desenli bir beyaz mı?
- Düz, dümdüz bir beyaz!
- Peki o halde sizi 18. kata alalım
Adam kızgınlık içinde, söylenerek 18. kata çıkar.
- Siyah ayakkabı, koyu lacivert bir takım elbise ve düz beyaz bir gömlek ile giyebileceğim bir kravat istiyorum.
- Tam yerine geldiniz... Fakat nasıl bir kravat, desenli, desensiz?
- Desenli olabilir!
- Güzel... Şöyle bol desenli mi, yoksa sade bir desen mi?
- Canım, şöyle sade bir desen!
- O halde sizi 22. kata alalım
Adam delirmiş bir halde 22. kata çıkar.
- Siyah ayakkabı, koyu lacivert bir takım elbise, düz beyaz bir gömlek ile giyebileceğim az desenli bir kravat istiyorum!
- Tam yerine geldiniz... Fakat nasıl bir desen arzu ederdiniz?
- Verev, verrevv!..
- Peki sağdan verev mi soldan mı?
- Soldan, allah kahretsin soldan verev istiyorum!
- O halde sizi bir üst kata alayım...
Adam istenileni yapar, takatsiz bir biçimde konuşur:
- Siyah ayakkabı, koyu lacivert bir takım elbise, düz beyaz bir gömlek ile giyebileceğim soldan verevli bir kravat istiyorum!
- Tam yerine geldiniz... Fakat ne renk bir kravat düşündünüz, kırmızı üzerine siyah, siyah üzerine kırmızı?
- Farketmez!
- Lütfen, lütfen itiraz etmeyin... Biz çok titiz bir mağazayız.
- Peki kırmızı üzerine siyah olsun!
- O halde sizi 30. kata alalım, orada istediğinizi bulabilirsiniz.
Adam, son bir hamleyle 30. kata çıkar. 30. katta pantolonunu indirmiş vaziyette, bir elinde klozet kapağı tutan ve bas bas bağıran bir başka müşteri ile karşılaşır. “Yeter, yeterrr, işte klozet kapağım, işte kıçım... Verecekseniz verin artık şu tuvalet kağıdını!..” (Sevilay Çelenk)

002. Kekeme
Kekeme bakkala girmiş;
- Ba... ba... ba...na... Bi... bi... Pa...ket... ket... Mal... Bo... bo... Ro!
- Ta... ta... Bi... Tabi...
O sırada yeni bir müşteri girmiş;
- Bana bir paket çay...
- Tabi efendim... Bir saniye lütfen...
Bakkalın düzgün konuşmasını duyan kekeme bozulmuş;
- Se... se... Sen be... benimle dal... dal... ga mı... Ge... ge... Çiyor... Yorsun?
- Ha... ha... Yır... Be... be... Ben... O... Nun...nun... La dal... Dalga ge... Çi... çi... Yorum!..” (Tuncay Arığ)

003. Barbie
Adam kızına oyuncak almak üzere mağazaya girer. Barbie bebeklerin fiyatlarını sorar. Barbie piknikte 10 $, Barbie dağcı 10 $, Barbie öğrenci 10 $, Barbie boşanıyor 600 $... Adam bu fiyat farkını merak eder. Satıcı “Eee... Bunu aldığınızda Ken’in evini, arabasını ve banka hesaplarını da alabiliyorsunuz!..” (Halil R. Güven)

004. Banu Alkan
Banu Alkan, eski arabasını satışa çıkarmış. Araba piyasası zaten durgun. 250 bin kilometredeki külüstüre tek talip bile çıkmamış.. Savaş Ay'a yalvarmış yakarmış, "Bana yardım et, ne olur!" diye. Dayananamış Savaş Ay, "Sanayide şu adrese git. Or’da Ahmet ustaya benim selamımı söyle.. O bu işleri bilir. Kilometre saatini 10 bin kilometreye ayarlar." Banu gitmiş sanayiye.. Ahmet ustayı bulmuş. Al takke ver külah, anlaşmışlar. Ahmet usta, saati 10 bine ayarlamış. Aradan bir hafta geçmiş.. Savaş Ay, rastlamış Banu'ya Akmerkez otoparkında.. Bakmış aynı külüstürden iniyor. "Ne o hala satamadın mı?" diye sormuş. "Deli misin sen?" diye cevap vermiş banu, "... daha 10 bin kilometredeki arabamı satar mıyım?.." (Berrin Yanıkkaya)

005. Çivi
Mösyö De Boi Fransa’nın en ünlü çivilerini üretmektedir. Gel zaman git zaman durum böyle devam ederken karşı kaldırıma bir başka çivici dükkanı açılır. Çaresiz De Boi düşünürken oğlu imdadına yetişir ve Amerika'da adına ilan denilen şeylerin satışı artırdığına babasını ikna eder. Oğul De Boi sabaha kadar çalışacağını ve bir poster hazırlayacağını söyler. Baba oğul sabaha kadar uyuyamaz. Sabah olduğunda masanın üzerinde bir rulo vardır. Baba çabucacık açıverir ruloyu. Yemyesil bir çayırlıkta bir çarmıh vardır ve İsa gerilmektedir. Altında da kocaman bir slogan “De Boi çivileri ile herşey yerli yerinde.” Mösyö De Boi hiddetlenir, “Sen bizi batırmak mi istiyorsun?” diye haykırır. Bunu asla dükkanına asamayacağını anlatır. Oğul De Boi babasını işe yollar, öğleye kadar posteri düzelteceğine söz verir. Öğleden sonra oğul döbua elinde rulo ile gelir baba yine sabırsızca açar. Manzara şöyledir: Yine aynı yeşillik alan, boş bir çarmıh ve altında bir slogan: “De Boi çivileri kullanmalıydınız!..” (Alper Şahin)

006. Yardım
Küçük manav çırağı, ufak el arabasına kavun yüklemis, yokuştan güçlükle çıkıyordu. Yoldan geçen bir adam, çırağa yardım etti ve arabayı yokuşun başına çıkardılar. Adamcağız yüzündeki terleri silerken sordu:
- Senin ustan nasıl adam böyle? Hiç bu kadar kavun yüklenir mi?!... Ben bunu götüremem demedim mi?
- Dedim ama...
- Aması ne?...
- ”Elbet bir budala çıkar, sana yardım eder” dedi!..

007. Pırlanta
Delikanlı sevgilisiyle gezerken kızın gözü lüks bir kuyumcunun vitrinindeki pırlantaya takılır “Vay canına... Şu pırlanta yüzüğe sahip olmak için neler vermezdim?” Delikanlı “İsteğin oldu” der ve hemen vitrin camına bir tuğla fırlatır, yüzüğü alır, sevgilisine verir. Biraz yürürler bu kez kızın gözü bir kürke takılır “Ayy... Şu müthiş kürke sahip olmayı ne çok istiyorum.” Delikanlı yine vitrine bir tuğla fırlatır ve kürkü sevgilisine giydirir. Artık eve dönmek için taksi ararlarken kızın gözü lüks bir Mercedes’e takılır “Aman tanrım, şu arabanın güzelliğine bak. Böyle bir otomobil için çıldırabilirim.” Delikanlı “Eee.. Sıktın ama. Tuğlayı sokaktan mı topladığımı sanıyorsun?”

008. Mantık hatası
Adamın biri bir benzin istasyonuna gitmiş ve istasyonun marketinden bir paket sigara almış. Parasını ödedikten sonra da paketten bir sigara alıp yakmış, içmeye başlamış.. Kasadaki kız bunu görünce “Ne yapıyorsunuz bayım, burada sigara içemezsiniz!..” Adam hiç oralı olmamış: “Allah allah? Buradan aldığım sigarayı niye burada içemiyomuşum?” Kasiyer kız gülümsemiş: “Beyefendi yapmayın, ona bakarsanız biz burada prezervatif de satıyoruz!..” (Müge Serdar)

009. Öpücük
Fettullah dini, siyaseti bırakmış, manifaturacılık yapıyor. Günlerden bir gün içeri bir afet girer. Fettullah resmen kıza çarpılır. Kız bizimkine sorar: “Kumaşın metresi kaça?” Fettullah hemen atlar: “Metresi bir öpücüktür, dudaktan.” Kız da ”On metre alayım bari” der. Fettullah’ın gözler fıldır fıldır. On metreyi saniyede keser, kıza uzatır. Kız kapıya yönelir: ”Büyükanne, hesabı öder misin?”

010. Hesap
Süpermarkette alışveriş yapmakta olan genç adam, kendisini takip etmekte olan yaşlıca bir hanımı farkeder. Görmezlikten gelse de, kadın dik dik bakmaya devam eder. Nihayet kasa önünde kuyruğa gelirler. Kadın adamın bir kaç sıra önüne düşmüştür. “Özür dilerim” der kadın ”... böyle gözümü dikip bakmam sizi rahatsız etmiş olmalı. Üzgünüm ama geçenlerde ölen oğluma o kadar benziyorsunuz ki...” Adam şaşırır ve “Bunu duyduğuma üzüldüm... Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?” kadın “Evet... Şimdi ben dışarı çıkarken ‘güle güle, anne!’ diye seslenebilir misiniz bana? Bu bana iyi gelecek.” Genç adam “Tabii ki,” diye cevap verir. Yaşlı kadın çıkarken genç adam ona el sallar ve “Güle güle, anne!” diye bağırır. Birisini mutlu etmenin derin hazzı içinde kendi kendine gülümser. Kendini çok iyi hisseder. Ödeme sırası kendine gelince kasanın 127 dolar yazdığını görür. “Bu nasıl olur?” diye sorar kasiyere “Alt tarafı üç parça bir şey aldım!” Kasiyer gayet sakin “Anneniz, onun hesabını da sizin ödeyeceğinizi söyledi!..”

011. Sabırlı anne
Adamın biri süpermarkette alışveriş yaparken, karşı raflardan bir şeyler toplayan bir anneyle küçük kızı dikkatini çekmiş. Pasta reyonuna geldikleri zaman küçük kız “Anne bana pasta al!” diye tutturmuş, annesi “olmaz” diye başını sallamış. Bunun uzerine küçük kız “Bana ne, ben pasta istiyorum!” diye oracıkta kendini yerden yere atmaya başlamış. Annesi “Biraz sabret hülya, alacağımız bir iki şey daha kaldı, ondan sonra hemen eve gidiyoruz” demiş ve reyonlarda gezinmeye devam etmişler. Derken oyuncakların olduğu raflara gelmişler. Küçük kız bu sefer de “Ben bu bebeklerden istiyorum!” diye tepinmeye başlamış, annesi “Az kaldı hülya, sabret şunları da aldık mı eve gidiyoruz.”demiş ve yürümeye devam etmişler. Nihayet kasaya gelmişler, aldıklarını dizerlerken onları izleyen adam dayanamamış ve kadına yaklaşmış: “Afedersiniz, sizi alışveriş yaparken izliyordum da, bu küçük yaramaz Hülya’ya karşı ne kadar da sabırlı davrandınız...” Kadın bunun üzerine “Beyefendi...” demiş, “... kızımın ismi Ayşe... Hülya benim!” (Müge Serdar)

012. Hediye
Yeğenine doğum günü hediyesi olarak bir yavru köpek almak isteyen kadın, evcil hayvanlar satan bir mağazada güzel bir köpek gördü ve sordu: “Bunun iyi bir köpek olduğuna emin misiniz?” Tezgahtar: “Tabii efendim... Çok iyi huyludur, ne verseniz yer, hele çocuklara bayılır!..” (Fatma Demirdöven)

013. Merak
Adam süper dedikoducu ve meraklı. Marketi var. Bir gün dükkanının karşısına bir Çinli lokanta açar. Bizimki çatlar meraktan, “Bu çinli ne pişiriyor?” diye. Çinli bir gün markete gelir ve 3 kutu köpek maması ister. Bizimki “Yaaaa... Demek köpek maması yediriyor millete” diye düşünerek “Veremem” der. Çinli nedenini sorunca “Köpeklerinizi görmem lazım.” der. Çinli gidip köpekleri getirir mamaları alır. 1 hafta sonra Çinli tekrar gelir, 4 kutu kedi maması ister. Bizimki bu kez “Hımmm... Köpek maması tutmadı, şimdi de kedi ha?” diye düşünür ve “Veremem!” der. Çinli nedenini sorunca “Kedileri görmem lazım!” der. Çinli sabırlı. Gider getirir kedileri, alır mamaları yine. 1 hafta sonra Çinli elinde bir paketle gelir. Bizimki “Bu ne?” diyerek paketi açar. Bir de ne görsün; kutunun içinde bok var. Çinli “Şimdi de 5 paket tuvalet kağıdı lütfen!”

014. Sadık
Adamın biri köpek satın almak istiyormuş. Bir köpek satıcısına gitmiş: “Bana en sadık, en cesur köpeklerinizden birini verin.” demiş. Adam da bir tane getirmiş. Alıcı sormuş: “Bunun sadık olduğunu nereden biliyorsun?” satıcı: “Tabii bilirim, onbeş kere sattım, hepsinden de geri geldi.” (Fatma Demirdöven)

015. Alışveriş
Yılbaşı arifesi diye hakim son derece toleranslı ve iyimser bir havada tutukluya sormuş:
- Neyle suçlanıyorsun?
- Yılbaşı alışverişini erken yapmakla efendim!
- Bu suç değil ki! Ne kadar erken yaptın bu alışverişi?
- Mağaza açılmadan efendim! (Yıldırım Tuna)

016. İyi şans
Sokakta çiçek satan satıcı adamın peşine düşmüş.
- Karınız için bir demet çiçek alın.
- Ben evli değilim.
- O zaman sevgilinizi için alın.
- Sevgilim de yok.
- O zaman bu şansınızın devam etmesi için kendinize bir demet çiçek alın. (Fatma Demirdöven)

017. Fiyat
Yaşlı kadın senelerdir aynı köşede durup, çiçek satmış. Civardaki bir şirkette çalışan genç adam her öğlen yaşlı kadının tezgahının önüne gider, hiç konuşmadan bir demet çiçek için gereken parayı verir ancak çiçeği almadan gidermiş. Bu böyle yaklaşık iki sene devam etmiş. İki sene sonra bir öğlen yine adam kadının yanına gitmiş, konuşmadan bir demet çiçeğin parasını vermiş, tam gidecekken, yaşlı kadın konuşmaya başlamış; “Bayım, siz çok iyi ve düzenli bir müşterimsiniz ancak bu para yeterli değil. Çiçeğe zam geldi.” (Fatma Demirdöven)

018. Yok
Kadın süpermarkete girmiş, kasadaki adama sormuş:
- Süt var mı?
- Yok!
- Un var mı?
- Yok!
- Ayy o da mı yok... Peki patates cipsi?
- Yok!
- Hay Allah, peki kibrit?
- Yok!
Kadın sinirlenmiş:
- Aaaa bu ne canım, onu soruyorum yok, bunu soruyorum yok! Madem hiçbir şey yok, o zaman dükkanı kapat, kilitle çek git!
- Anahtar yok! (Müge Serdar)
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.