Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Eylül 2010
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930
Aylık Arşiv
Ocak 2010
Şubat 2010
Mart 2010
Nisan 2010
Mayıs 2010
Haziran 2010
Temmuz 2010
Ağustos 2010
Eylül 2010
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Asker Fıkraları
Asker Fıkraları
001. Bank nöbeti
Alaya yeni atanan komutan nöbet listesini incelerken deniz kıyısında bir bankın başında nöbet yeri yazıldığını görür. Araştırır, görüşür ve en sonunda nöbeti ilk olarak yazan emekli komutanı bulur. Durumu komutana anlatır. Eski komutan hayretler içinde “Orada hala nöbet tutuluyor mu? O zamanlar bank boyanmıştı, biz de kimse oturmasın diye başına nöbetçi koymuştuk!..”

002. İletişim
Albay binbaşıya: “Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Erleri talim elbiseleri ile eğitim alanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Eğer yağmur yağarsa, doğal olarak bir şey göremeyiz. O zaman erleri kapalı eğitim alanına götürürsün.”

Binbaşı yüzbaşıya: “Albayın emri ile, yarın saat 9’da güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Eğer hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı eğitim alanında talim elbiseleriyle yapılacaktır.”

Yüzbaşı teğmene: “Albayın emri ile yarın saat 9’da talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacak. Eğer yağmur yağarsa ki, bu durum pek sık görülen bir olay değildir. Albay kapalı eğitim alanında gerekli bilgiyi verecektir.”

Teğmen başçavuşa: “Yarın sabah 9’da hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı eğitim alanında yağmur yağarsa, alayın meydanında eğitim yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.”

Başçavuş ere: “Yarın sabah 9’da kapalı eğitim alanında albayı tutuklayacağız. Sabah hepiniz eğitim teçhizatı ile hazır olun.”

Askerler kendi aralarında: “Yarın sabah bizim başçavuş albayı tutuklayacakmış!..” (Gülseren Adaklı)

003. Nişan
Yurtdışı görev yapmakta olan asker, kız arkadaşı nişanı attığında ve fotoğrafını geri istediğinde çok üzülür. Arkadaşlarındaki tüm bayan fotoğraflarını alır, hepsini bağlar ve üzerine şu notu yazarak geri gönderir: "Üzgünüm, hangisinin sen olduğunu hatırlamıyorum. Kendi fotografını al ve kalanını iade et!.."

004. Bozuk para
Komutanı askere bir dolar bozuğu olup olmadığını sormuş. Asker "Tabii ki dostum, ver bozayım" demiş. Komutan askeri uyarmış "Bir komutanla konuştuğunu unutma, şimdi yeniden soruyorum, bir dolar bozuğun var mı?.." Asker cevap vermiş, "Hayır, efendim!.."

005. Cesaret
Kimin askeri daha cesur yarışması varmış. Karacının komutanı; “Oğlum şu tankın altına atla!..” demiş. Asker atlamış. Havacının komutanı; ”Oğlum şu uçaktan betona paraşütsüz atla!..” demiş. Asker atlamış. Denizcinin komutanı; ”Oğlum şu geminin altına atla!” demiş. Asker: “Nah atlarım!..” demiş. Denizci komutan dönüp; ”Bakın, benim askerim daha cesur, komutanına nah çekiyor!..” (Atila Yetgin)

006. Teşkilat
Amerika’da bir asker, arkadaşı ile yolda giderken çakısı ile parmağını keser. Biraz ötede bir dispanser vardır. Asker: “Ben şurada pansuman yaptırayım” der. İçeri girince karşısına iki kapı çıkar. Birinde “Hastalıklar” ötekinde “Yaralar” yazılıdır. “Yaralar” kapısından girer. Yine önünde iki kapı. Birinde “Kas” ötekinde “Kemik“ yazılıdır. “Kas“ kapısından girer. Yine iki kapı. Birinde “Önemli” ötekinde “Önemsiz” yazıları vardır. “Önemsiz” yazılı kapıdan girince kendini sokakta bulur. Arkadaşı sorar: “Nasıl iyi baktılar mı?..” Yaralı asker “Hayır; ama teşkilat dehşet!..” (Semih Gülertip)

007. Asker böreği
Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır:
- Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler. Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu.
- Peki, sen hiç asker bisküvisi yedin mi?
- Şey... Yani evet, başçavuşum...
- İçinden hiç asker çıktı mı, ulan! (Müge Serdar)

008. Şemsiye
Yıllar önce İngiltere’de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş. Eri çağırarak: “Bu ne küstahlık!” demiş ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş. “Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!” Neye uğradığını anlamayan er: “Başüstüne!” diyerek selamı çakmış ve sormuş: “Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?..”

009. İzin
Zorunlu askerliğini yapmakta olan genç babaannesine koli içerinde bir el bombası yollar. Pimine yapıştırdığı kağıtta şöyle yazmaktadır; “Babaanneciğim, benim acilen izne gelmemi istiyorsan lütfen bu halkayı yerinden çekip çıkar!” (Serkan Ayaz)

010. Ayakkabı
Askeri liselerde sigara içmek yasaktır. Bu yüzden öğrenciler subaylardan gizli bir şekilde tuvalette sigara içmektedirler. Yine böyle bir gün tuvalette sigara içerken baskına uğrarlar ve herkes bir tuvalate girer; hani içeri giren subay tuvaleti de açıp bakamaz yaa. Tabi o panikle 2 öğrenci aynı tuvalete girer. Girer girmez de düşünmeye başlarlar. Tuvaletin kapısının altında 20-30 santim kadar bir boşluk vardır; iki kişi oldukları görülebilir. İşin kötü yanı o günlerde bir öğrenci homoseksüel ilişkiden dolayı okuldan atılmıştır ve bu konuda denetim oldukça sıkıdır. Beraber görülürlerse bir yanlış anlama olabilir. Düşünürler taşınırlar. Uyanık çocuklar “birer ayağımızı kaldıralım” derler. Nasılsa üniforma giyiyorlar, ayakkabı, pantolon her şey aynı... İkisi yan yana gelirler sağdaki sağ ayağını, soldaki sol ayağını kaldırır. Bu durumda beklerler. Nöbetçi subay eğilir, içeri bakar ve “Evladım ayakkabılarını ters giymişsin.” der... (Müge Serdar)

011. Tanım
Komutanlar kendi aralarında tartışıyorlar; eşlerle sevişmek görev midir angarya mı? Yarısı “görevdir” yarısı “angaryadır” diyor ve sonuçta bir yere varamıyorlar. Hal böyle olunca hırs da yapmış vatandaşlar münazarayı sonlandırmak adına komutana çıkıyorlar: “Paşam bir maruzatımız vardır, biz işin içinden çıkamadık. Yardım edin lütfen!..” diyorlar. “Buy’run...” diyor paşa. Durumu anlatıyorlar. Paşa kızarıp bozarıyor ve sonunda "Ben bilmem, yanlış adama sordunuz. Halktan birine sormak lazım bunu... Objektif bakar!" diyor. Kışlada halka en yakın kişi olarak emireri çağrılıyor. Giriyor selam verip asker. “Oğlum sana bir şey soracağım, iyi düşün ve fikrini söyle...” diyor ve durumu anlatıyor. Soru biter bitmez asker yapıştırıyor cevabı; “Görevdir komutanım!..” Paşa; Ama oğlum hiç düşünmedin. Nasıl vardın bu fikre?” Asker; “Angarya olsa bize yaptırırdınız komutanım!..” (“iyisaatteolsunlar”/EkşiSözlük)

012. Pusu
Rus askerleri dağda bir mağarayı kuşatmış. Mağaradan bir ses gelmiş: "Bir Çeçen 10 Rus'un hakkından gelir." Rus komutan mağaranın içine 10 asker yollamış. Çatışma seslerinin ardından bu kez yeni bir ses duyulmuş: "Bir Çeçen 30 Rus'un hakkından gelir!.." Komutan sinirlenmiş ve 30 asker daha göndermiş. Yine silahlı çatışma sesleri duyulmuş. Bu defa mağaradan "Bir Çeçen 50 Rus'un hakkından gelir!.." narası duyulmuş. Komutan iyiden iyiye küplere binmiş ve mağaraya 50 asker daha yollamış. Silah seslerinin ardından sürünerek gelen kan revan içinde bir Rus askeri görünmüş. Asker komutana seslenmiş: "Sakın gitmeyin... Bu bir pusu... Tuzağa düşürüldük... Mağarada bir değil, tam iki Çeçen var!.." (“cemeng”/EkşiSözlük)

013. İsim
Asker alımları başlamış, herkesi bir bir götürüyorlarmış. Birliklere yerleştirilen askerlere komutanın biri gelmiş ve “Bakın...” demiş, “... benim adım ‘Arslanoğlu’, soyadım da ‘Arslan’dır. Sakın unutmayın! Kolay bir isimdir, ama unutursanız, ben de sizi bir köşede unuturum! Ona göre...” demiş. Ardından her gün bir iki asker sıkıştırıp sorarmış:
- Asker benim adım ne?
- Arslanoğlu Arslan kom’tanım!..
- Aferin.
Bir gün lazın birini yakalamış bahçede bir arkadaşıyla otururken:
- Asker benim adım ne?
- Valla kom’tanım bi’ hayvanoğlu hayvandı, ama hangisiydi tam hatırlayamadım şimdi!.. (“bhelliom”/EkşiSözlük)

014. Culupçu
Orduya yeni katılan acemi askerlerin mesleklerine göre bölüklerine dağıtılması sırasında askerin biri komutanına “Culupçuyum komutanım” der. Karşısındaki binbaşı culupçunun ne olduğunu anlamaz ama anlamadığını da belli etmeden “Peki sen burada kal bakalım!” der. Günler geçer culupçuya “Nedir o?” diye soramaz. Günlerden bir gün başçavuş dayanamaz ve yanına çağırır; “Git bana 3 tane culup yap, gel...” der. Asker; “Komutanım bana şu ağacın yanına bir tane havuz lazım” der. Bölükteki herkes havuz inşaatına başlar... Havuz biter içine su doldururlar... Asker eline üç taş alır ve ağacın üstüne çıkar... Taşın birini havuza atar; “Culup...” Başçavuş; “İn aşağı!.. Diğer iki culupa gerek kalmadı... Senin sülaleni ....!..”
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.