Av ve Avcı Fıkraları
001. Avcı palavrası
Avcılar toplanmış, yine palavra atıyorlarmış. Çok yaşlı birinin de canı çekmiş. Bir tanecik de ben patlatayım demiş: ‘‘Bir gün üstüme tam üç tane aslan saldırdı. Birini vurdum ama kurşunum bitti. Birinin de kafasını dipçikle dağıttım. Bu sefer de tüfek kırıldı. Üçüncüsü beni kovalamaya başladı... Kaçtım... Kaçtım... Ama arslan peşimi bırakmıyor!..'' Arkadaşları: ‘‘Ağaca çıksaydın!'' demişler. Ama yaşlı avcı, öyle kolayca kurtulmayı kendine yedirir mi?.. ‘‘Etrafta ağaç, mağaç yok!.. Önüm uçurum, arkam arslan... Derken, dar bir köprüye rastladım. Hemen daldım. Ama bir de ne göreyim?.. Köprünün yarısı yıkılmış. Aşağısı 300 metre uçurum... Sap gibi yıkık köprünün ortasında kalakaldım. Arslan da üstüme geliyor... Geldii!.. Geldiii!.. Geldiii!..'' İhtiyar aşka gelip kendini öyle bir zora sokmuş ki, kurtulmanın mümkünü yok. ‘‘Geldi!.. Geldii!..''ler uzayınca, arkadaşları öyküyü kısa kesmek için: ‘‘Eee!.. Sonra ne oldu?'' diye soruvermişler. Duruma çare yetiştiremeyen ihtiyarcık ne yapsın: ‘‘Sonra arslan beni yedi!'' demiş. ‘‘Amma da attın haa!.. İşte yaşıyorsun...'' İhtiyarcık, titreyen eline, ayağına bakıp boynunu bükmüş. ‘‘Buna da yaşamak mı denir be!..''
002. “Dannn”
Birbirini uzun süredir görmeyen 5 arkadaş bir kahvede toplanıp muhabbete koyulmuşlar. Avcılığı deli gibi seven birisi hiç konuşmuyor, konuşulanlardan da hiç hazzetmiyormuş. Ahlamış, oflamış, derken bir ara “Dannnn!..” diye bağırmış. Arkadaşlarının şaşkın bakışları altında “Dann dedim de aklıma geldi... Ben bir gün avdayken...” (Turan Alkan)
003. İddia
Malum, avcılar atıcılıklarıyla meşhurdurlar. Yine bir mecliste üç avcı karşılıklı olarak köpeklerini övüyorlarmış. Birincisi demiş ki: ”Benim köpeğim çok akıllıdır, bakkala gönderirim, ne istersem alır ve getirir.” Hemen ikinci avcı atlamış: ”Ya benimki! Sadece istediklerimi almakla kalmaz, paranın üstünü de doğru olarak getirir, satış fişini de alır.” Bu sırada üçüncü avcı kendinden emin bir tavırla: “Sizin köpeklerinizin alışveriş ettiği dükkanı benim köpeğim çalıştırıyor!..”
004. Rüstemi kim çalar ki?
Bir grup arkadaş geyik avına çıkmışlar. Av esnasında da ikişer kişilik gruplara ayrılıp, avdan sonra kalacakları otelde buluşmaya karar vermişler. Karanlık basmış, avcılar otele gelmişler ama bir de bakmışlar ki arkadaşlarından, Hamdi ile Rüstem yok. Tam onları aramaya çıkacakları zaman Hamdi’nin sırtında bir geyik olduğu halde oflaya puflaya otele doğru yaklaştığını görmüşler. Biri “Rüstem nerede?” diye sormuş. Hamdi “Rüstem, geyiği taşırken kalp krizi mi ne geçirdi, birden fenalaştı, iki kilometre kadar geride yatıyor.” cevabını vermiş. Arkadaşları “Ne diyorsun sen?” diye bağırmışlar “Hasta adamı orada, öyle bırakıp da geyiği taşıdın ha?” Hamdi cevap vermiş; “Ne telaşlanıyorsunuz be? Rüstemi kim çalar ki?..” (Ahmet Çavuşoğlu)
005. Emin olmak
İki avcı ormanda avlanırlarken birisi uçurumdan uçmuş. Öteki hemen yanına inmiş, bir bakmış ki arkadaşı sanki nefes almıyor gibi. Başı arkaya devrilmiş, gözlerinin de beyazı gözüküyor. Hemen cep telefonunu açıp Acil İmdat’ı aramış. Telefon açılır açılmaz telaş ve heyecanla “Arkadaşım öldü herhalde. Şimdi ne yapmalıyım?” diye sormuş. Santraldaki duru ve sakin bir sesle, “Sakin olun!” demiş, ”Sakin olun. Ben şimdi size yardımcı olacağım ve bu durumdan sizi kurtaracağım! Öncelikle ilk yapılacak iş, öldüğünden emin miyiz?” Bir sessizlik olmuş, sonra “Dannnn” diye bir silah sesi duyulmuş. Adam biraz sonra telefonu yine eline almış, “Evet eminim!” demiş, “Şimdi ne yapılacak?..”
006. Av
Dünyaca ünlü bir avukat Montana'da ördek avlıyormuş. Vurduğu bir ördeği almak için çiti geçerken çiftliğin sahibi arabasıyla gelmiş ve avukata kendi arazisinde ne yaptığını sormuş. "Vurduğum bir ördeği almaya gidiyorum," demiş avukat. Çiftçi, "Ördek benim arazime düştüğüne göre benim olmuştur," demiş. Avukat çiftçiye kiminle konuştuğunun farkında olup olmadığını sormuş. Çiftçi "Hayır" demiş, "Ve umurumda da değil..." Avukat, "Ben şuşuşu şehirden bububu adlı avukatım. Hiçbir davayı kaybetmem ve çok zenginim. Eğer o ördeği almama izin vermezsen, sana dava açarım ve çiftliğini, arabanı ve diğer bütün mülkünü elinden alırım. Seni beş kuruş parasız sokakta bırakırım," demiş. Çiftçi: "Montana'da bizim uyduğumuz tek kanun '3 tekme kanunu'dur." avukat: "Hiç duymadım." Çiftçi: "Şimdi ben seni üç kere tekmeleyeceğim. Eğer bundan sonra ayağa kalkabilir ve sen de beni üç kere tekmeleyebilirsen, ördek senin olacak." Avukat düşünmüş. Çocukluğunda bolca kavga etmiş, zaten çiftçi de son derece yaşlıymış. "Tamam," demiş. Çiftçi de avukatın önce apış arasını tekmelemiş. Avukat iki büklüm olduğunda, ikinci tekmeyi yüzüne yemiş. Yere düştüğünde de, çiftçi üçüncü tekmeyi böğrüne atmış. Avukat, yerde biraz acı içinde kıvrandıktan sonra güçlükle ayağa kalkabilmiş. "Şimdi sıra bende..." demiş. Çiftçi: "Zahmet etme, ben sevmem... Ördek senin olabilir!.."
007. No sahip
Yer Kenya'nın ünlü Safari Oteli.. Dünyanın en büyük avcıları, safariden dönmüşler, otelin barında toplanmışlar.. Birbirlerine günü anlatıyorlar.. İngiliz John başladı söze.. "Doğrusu bugün süper bir av yaşadım. 2 fil, 5 zebra, 10 antilop vurdum!.." Alman Hans "Benim avım daha zengin... Ben bugün 5 fil, 10 zebra, 15 antilop, bir de aslan vurdum!.." Fransız Pierre "Bunlar bir şey mi?.." diye övündü, "... ben bugün 10 fil, 20 zebra, 30 antilop ve 4 aslan vurdum!.." Başından beri büyük bir sessizlikle, arkadaşlarıni dinleyen Temel, güldü sonunda. "Bakın arkadaşlar, güldürdünuz beni... Bunlar da av mı? Ben bugün tam 110 nosahip avladım!.." Fransız, İngiliz ve Alman şaşkınlık içinde Temel'e baktılar.. Fransız sordu; "Yahu biz bugüne dek ‘nosahip’ diye bir hayvan duymadık. Nasıl bir şey bu?.." Temel küçümser gözlerle baktı üçüne de ve anlattı: "Savan'da yürümeye başlarsın. Otların arasından kara kara yaratıklar fırlar.. Maymun gibi iki ayaklarının üzerinde durur bunlar.. Tam tüfeği doğrultulur nişan alırsın, sıçrayarak kaçmaya başlarlar.. Bir yandan da ‘no sahip!..’ ‘no sahip' diye çığlık atarlar!.."
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.