Avrupa
001. Politika
Einstein’a sormuşlar “Atomun parçalanmasından enerji elde edecek kadar akıllı olan insanoğlu, nasıl oluyor da tüm insanlığı yok etmekte kullanılmasını önleyemeyecek kadar aptal olabiliyor?” Einstein’ın yanıtı net olmuş “Demek ki politika fizikten daha zor öğreniliyor!..”
002. Globalleşme
- Globalleşme nedir?
- Prenses Diana'nın ölümü.
- Nasıl yani?
- Bir İngiliz prenses, Mısırlı bir işadamıyla beraber, Belçika yapımı bir İskoç viskisi ile sarhoş olmuş bir Alman şoförün kullandığı, Alman yapımı bir arabadalar. Japon yapımı motosiklet kullanan İtalyan bir paparazzi tarafından takip ediliyorlar. Cezayirli, Faslı ve Senegallı isçilerin alın teriyle inşa edilmiş bir Fransız köprüsünün altında kaza geçiriyorlar. Kazadan sonra Amerikalı bir doktor, Brezilya yapımı ilaçlarla yaralıları tedavi ediyor. Ve bu fıkra size, Tayvan teknolojisini çalan Bill Gates'in kurduğu teknoloji ile bir Türk tarafından ulaştırılıyor. İşte globalleşme budur.
003. Haber
Dublin'in yollarında haber peşinde koşan gazeteci, bir dobermanın küçük bir kız çocuğuna saldırdığını görür. Karşı caddeden koşarak gelen bir adam köpeğin üzerine atlayarak kızın hayatını kurtarır. Gazeteci bu olaydan çok etkilenmiştir. Adama yaklaşır ve çok müthiş bir iş yaptığını, kendi hayatını düşünmeden kızın hayatını kurtarmasından çok etkilendiğini ve bu hareketinin övgüye değer olduğunu söyler. Bu haberin mutlaka gazetelerde yayınlanması gerektiğini düşünür. Adama, "İrlandalı cesur adam küçük kızın hayatını kurtardı" diye bir başlık atacağını söyler. Adam "Ama ben İrlandalı değilim" der. Gazeteci, "Cesur İtalyan küçük kızın hayatını kurtardı" diye yazarım o zaman. Adam; "Ama ben İtalyan da değilim." Gazeteci, "Eee, o zaman 'Cesur İskoç küçük kızın hayatını kurtardı’ derim." Adam dayanamaz; "Hayır, ben İskoç da değilim, İngilizim." Gazeteci "Tamam anlaşıldı, gerisini ben hallederim" der. Ertesi sabah gazetelerde çıkan haberin başlığı şöyledir; "İngiliz cani bir köpeğe saldırdı!..”
004. Fotoğraf
Mussolini savaş raporlarını renkten renge girerek okuyordu. Bir ara başını kaldırdığında gözü duvarda asılı duran kendi portresine ilişti. Göz kırparak sordu:
- Bu gidişle halin n’olacak?
Fotoğraf yanıt verdi:
- N’olacak, beni indirip seni asacaklar!..
005. Vahşiler
Avrupa’daki savaşlarda milyonlarca insanın öldürüldüğünü duyan yaşlı yamyam sorar:
- Bu kadar insanı nasıl yiyecekler?
- Avrupalılar öldürdükleri insanların etini yemezler.
- Öyleyse ne yaparlar?
- Ya fırında yakarlar ya da topluca ormana gömerler.
- Allah allah... Bu avrupalılar ne kadar da barbar... Demek amaçsız adam öldürüyorlar!..
006. Pul
Franko İspanyası’nda adam postaneye gitti ve memura “Bu pul yapışmıyor” dedi. Memur şaşırdı... Üzerinde devlet başkanı Franko’nun resmi bulunan pulun arkasına tükürdü ve pulu yapıştırdı... Sonra adama “Gördünüz mü?.. Pul yapışıyor işte...” Adam “İyi de... Ben o yüzüne tükürmemiştim ki!..”
007. İdam
Bir Fransız, bir Kıbrıslı ve bir İngiliz idam mahkumu asılmayı bekliyorlarmış. Gardiyan her üçüne de son dileklerini sormuş. Fransız ülkesinin yemeklerinden olusan şık bir sofra ve Edith Piaf müziği istemiş. Kıbrıslı ise (adının Ali ya da Aleko olmasi fark etmiyor) son arzusunun Kıbrıs sorununun ana ilkeleri hakkında nutuk atmak olduğunu söylemiş. Bunu duyan İngiliz mahkum son dileği olarak "Lütfen beni Kıbrıslı’dan önce asın" diye yalvarmaya başlamış...
008. Alman
Çocuk okuldan gelmiş ve annesine “Anne ben Alman oldum” demiş. Annesi “Oğlum sen ne diyorsun, delirdin mi?” demiş. Çocuk “Arkadaşlarla karar verdik ben artık Almanım” deyince içerden babası hışımla gelerek çocuğa tokat atmış. Çocuk “İşe bak ya... Alman oldum, hemen Türkler’le başım belaya girdi!.."
009. Önem
Papa son Amerika gezisinde New Jersey'in Garden State Parkway'inden aşağı koskoca limuzine kurulmuş, geçiyormuş. Mevsim sonbahar... Manzara çok hoşuna gitmiş. Şoförüne "Yahu pek çok uzun bir zamandır araba kullanmadım. Papazken kullanırdım. Çok özledim araba kullanmayı... Çaktırmadan bir yerde dur da yer değişelim" demiş. Öyle yapmışlar. Uzun zamandır araba kullanmayan Papa yol boş diye bastırmıs. İleride bir yerde trafiğe yakalanmışlar. Trafik polisi şoför kapısına yanaşmış, Papa da renkli camı açınca, polis beyaz giysiler içindeki Papa'yı görünce irkilmiş; hiçbir şey söylemeden arabasına koşmuş. Hemen telsizle merkezi aramış. Baltayı taşa vurmak istemiyormuş adam. Merkeze "Ben otoyolda birini durdurdum. Çok ama çok önemli biri olsa gerek ama mevzuatı bilmediğimden ne yapacağımı bilmiyorum." deyince, merkez "Durdurduğun kişi belediye başkanı filan mı?" diye sormuş. Polis "Yok yok, daha yüksek" demiş. Bunun üzerine merkez sormuş: "Yoksa senatör mu?" Polis "Yok canım daha yüksek" deyince merkez "Yoksa New Jersey valisini mi durdurdun?" deyince polis "Yok canım yüksek... daha yüksek" diye heyecanla haykırmış. Merkez "Ulan dangalak! Koskoca Clinton'u limuzindeki bayrağı tanımadan durdurdun herhalde" deyince polisin tepesi atmış: "Clinton olsa öpüp de başıma koyacağım, bu kişi öyle önemli biri ki, şoförlüğünü Papa yapıyor, Papa!.."
010. İhtiyaç
Napoleon Bonapart, İspanya’yı savaşta yendiğinde, İspanya Kralı Napoleon’a “Siz sadece para, ganimet, altın ve toprak elde etmek için savaşırsınız. Oysa biz şerefimiz ve namusumuz için savaşırız” demiş. Napoleon yanıtlamış: “Doğru, herkes neye ihtiyacı varsa onun için savaşır!..”
011. Ne işiniz vardı?
İngiliz garson, Türk müşteriye: “Çanakkale’de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz” deyince bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı alır: “Orada ne işiniz vardı?”
012. Göz Yaşları
Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında, Alman birliğinin kurucusu prens Bismarck, Fransızlar’la barış şartlarını konuşuyordu. Fransız delegesi bir ara ağır şartları yumuşatabilmek ümidiyle ağlamaya başladı. Bunun üzerine Biscmarck da Fransızca konuşmayı bırakıp, Almanca konuşmaya başladı. Çok şaşıran Fransız Delegesi: “Aman efendim, ben tek kelime Almanca anlamam.” dedi. Bismarck soğukkanlılıkla cevap verdi: “Zararı yok, ben de göz yaşlarınızdan bir şey anlamıyorum nasıl olsa!”
013. Aşk
Genç kız annesine sorar:
- Anne aşk nasıl bir şey?
- Aşk mı? Şey... Aşk şöyle bir şeydir kızım, hani mesela çok zengin ve yakışıklı bir adama rastlarsın, seni Venedik'e götürür, mehtapta gondolla gezersiniz, sonra San Marco meydanında güzel bir restoranda harika bir yemek yersiniz, müzik falan... Arkasından en lüks bir otelde sana şahane bir gece yaşatır. Sonra da, ne bileyim işte, sana güzel bir araba alır, bir daire alır ya da deniz kıyısında sana bir villa satın alır, elmas gerdanlıklar, altın yüzükler hediye eder, mutluluktan uçarsın adeta... İşte aşk böyle bir şeydir kızım...
- Ama anne, peki o heyecanlar, güzel duygular, kalbin küt küt çarpması, ilk buluşma, ilk öpücük.... Bunlar yok mu ?
- Ha onlar mı? Kızım onlar bedava hatun götürsünler diye komünistlerin uydurmaları, başka bir şey değil... (Bülent Tellan)
014. Anket
2000 yılında Almanya’da yapılan bir ankette sorulan “Ülkenizde yaşayan yabancıların sayısını çok buluyor musunuz?” sorusuna verilen cevapların yüzdeleri:
% 10: nein
% 20: ja
% 70: hastir lan!..
(Hasan Çeliktaş)
015. Sırp-Yahudi
Annesi Sırp babası yahudi olan çocuk eve gelir: “Anne ben Sırp mıyım, yahudi mi?” Anne: “Sırpsın!” Baba: “Yahudisin!” Anne: “N'oldu niye sordun?” Çocuk: “Bir arkadaşım bisikletimi almak istiyor da... Satayım mı, öldüreyim mi karar veremedim!..” (Alper Şahin)
016. Belgrad’a en kısa yol
Kosova Savaşı sırasında Nato İtalya'daki üstlerinden Belgrad'ı bombalarken Sırp gazetelerinde yayınlanan bir fıkra: “Priştine'den Belgrad'a en kısa yoldan nasıl gidilir?” Cevap: “Priştine'den Arnavutluk'a geçersin. Arnavutluk'tan Adriyatik kıyısına inersin. Adriyatik kıyısından İtalya'ya geçersin. İtalya'dan Belgrad'a her yarım saatte bir uçak kalkıyor!” (Alper Şahin)
017. Tünel
Yer Çekoslovakya... İkinci Dünya Savaşı dönemi... Çekoslovakya Alman işgali altında... Bir tren kompartımanında 4 kişi var. Çekoslovak genç ve güzel bir kız, kızın anneannesi, bir Alman subayı ve Çekoslovak yurtsever bir delikanlı. Yurtsever genç tabii ki Alman subaya hayli kıl durumda... Derken tren bir tünele girer, ortalık kararır. Karanlığın içinde bir öpücük sesi, ardından da bir tokat sesi duyulur. Tren tünelden çıktığında ise kimse renk vermemekte, ama bir yandan da düşünmektedir. Genç kız kendi kendine: "Bu delikanlı sanırım beni öpmeye çalıştı, yanlışlıkla da anneannemi öptü. Oh olsun!.. Tokadı da yedi!" diye düşünür. Kızın anneannesi ise "Bu çocuk herhalde bizim kızı öptü. Kızım da hakettiği dersi verdi. Oh olsun!" diye düşünmektedir. Alman subay ise dertlidir. Kendi kendine; "Ulan herif kızı öptü, tokadı yiyen biz olduk!.." Çekoslovak genç ise; “Elimin tersini öpüp şu şerefsiz Alman’a bir tokat attım ya... Aklımı seveyim!.." (“sarcastic”/EkşiSözlük)
018. Fransız
Bir Türk bir Fransız ile “sözde” Ermeni soykırımı yasası ile ilgili konuşurken şunları söyler: “Anlamadığım bir şey var: Biz kimsenin işine karışmazken, özellikle Avrupa ülkelerinde Türkiye hakkında kendi kendilerine kararlar almak gibi bir alışkanlık var. Üstelik siz Fransızlar Cezayir’de yaşadıklarınızı unutuyorsunuz. Nasıl olup da bir numaralı demokrasi savunucusu olduğunuzu iddia ediyorsunuz? Anlamıyorum!..” Bunun üzerine Fransız sorar: “Fransa’nın sembolü neden horozdur biliyor musun?” Türk, “Neden?” diye sorunca Fransız; “Kendi ayakları bokun içindeyken şarkı söyleyen tek hayvan horozdur da ondan!..”
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.