Cennet-Cehennem Fıkraları
001. Sadaka
Adamın birini melekler hiç iyiliği yok diye tam cehenneme götürecekken; adam bağırmış: "Yahu ben bir keresinde bir dilenciye 10 kuruş para vermiştim! Beni cennete alın!.." Gerçekten de defterlere bakmışlar, adam haklı. "Bu adamın hakkı cennet mi cehennem mi? Bir de başmeleğe soralım." demişler. Baş melek melekleri dinlemiş ve “Verin adamın 10 kuruşunu, atın cehenneme!.."
002. Sınav
Bir öğretmen, bir çöpçü ve bir hakim ölür. Tanrının huzuruna çıkar. Tanrı cennetin çok kalabalıklaştığını ve artık sorulur sorarak cennete adam alacaklarını söyler. İlk soru öğretmene sorulur; "Buzdağına çarpan ve çok sayıda insanın hayatını kaybettiği deniz kazasındaki geminin adı nedir?" Öğretmen, hemen cevap verir; "Titanik." Öğretmen cennete gider. Sıra çöpçüdedir. "Peki söyle bakalım, Titanik'te kaç kişi hayatını kaybetti?" Çöpçü filmi ölmeden az önce seyrettiği için yanıtı hemen hatırlar, "1228 kişi." Çöpçü de cennete gider. Sıra hakimdedir ve cennet iyice kalabalıklaşmıştır. Hakimin sorusu gelir; "Ölenlerin isimleri neydi?.."
003. Kaz
Adam ölür ve öbür dünyada sorgusu başlar:
- Hiç içki içtin mi?
- Aman efendim...
- Kumar oynadın mı?
- Aman efendim...
- Kadınlarla aran nasıldı?
- Aman efendim... Ben kim, çapkınlık kim!..
Cebrail dönüp bağırır:
- Oradan bir çift kanat getirin!
Adam çok sevinir:
- Melek oluyorum, değil mi efendim?
Cebrail cevaplar:
- Hayır kaz oluyorsun! (Aşk Fıkraları/Hürriyet, 1990)
004. İş
Adam cehennemde, zebaniye yaklaşmış: “Sizin de işiniz zor be ağ’bi!..” Zebani: “Sen Türksün değil mi?..” (Batur Kuruz)
005. Süleymaniyeli Rıfkı
Cennetin kapısında bir adam belirmiş. Görevli adamın adını sormuş. Adam “Ben Süleymaniyeli Rıfkı...” demiş. Görevli sevap-günah muhasebesi için defteri açmış, adamın adını bulmuş. Kafasını bir kaldırmış ki, adam yok. 20 saniye sonra adam yeniden görünmüş, 5 saniye sonra kaybolmuş. Bu olay 7-8 kez yinelenince melek Azrail’e şikayete gitmiş. Azrail “Ha... Süleymaniyeli Rıfkı işi mi? O herif trafik kazası geçirdi. Şimdi hastanede kalp masajı yapıyorlar!..” (Itır Gökgücü)
006. Tanrı misafiri
Evvel zaman içinde batıda Yotan diye bir köy, köyde de pek namazı niyazı olmayan Ali Mahmut diye bir köylü varmış. İşin doğrusu Ali Mahmut dönemin sayılı ateistlerindenmiş. Köyün imamı da, cemaat de bu durumdan pek hoşnut değillermiş. Gel zaman git zaman bizimkisi bir gün hakkın rahmetine kavuşmuş. Köyün imamı "Ben bu adamın cenaze namazını kılmam" diye diretmiş. Köy halkı da "Allah'a inanmıyordu biz bu herifi gömmeyiz" diye tutturmuşlar. Durumu gören köyün yaşlılarından Müzeyyen hanım, köyün dışındaki tepelerden birinde, tek başına yaşayan köylülerin İğdeli İsmail diye andıkları köylüye haber vermiş. İsmail'in de pek namazla ilgisi yokmuş. O köye gitmiş cenazeyi almış ve kendi evinin yakınlarında bir yere gömmüş. O akşam imam Nazmi efendi, müezzin Mustafa efendi tüm cemaat aynı rüyayı görmüşler. Ali Mahmut cennette çok iyi bir yerde keyif yapıyormuş. Sabah herkes birbirine rüyayı anlatmış. İmam, müezzin yanlarına bekçi Şinasi efendiyi de alıp sabah karanlığında yola çıkıp öğleye doğru İsmail'in yanına gelmişler. İmam sormuş "Kardeşim sen nasıl bir dua ettin ki bu imansız allah katında bu kadar iyi bir yere gitti?" İsmail efendi "Vallahi ben bir şey yapmadım, rahmetliyi gömdüm. Sonra da ‘Allahım soğuk kış gecelerinde, sıcak yaz günlerinde insanlar kapıyı çaldı ve biz 'tanrı misafiriyiz' dediler, ben de senin misafirlerini en iyi şekilde ağırladım. Misafirleri güvenip bana gönderdiğin için onlara da neyim varsa yoksa yedirdim. Ben sana ilk defa bir misafir yolluyorum sen de benim güvenimi boşa çıkarma olur mu?’ dedim." (Gülsen Karadeniz)
007. Neden
Bir rahip bir gün ölür. Cennetin kapısına gidip görevlilere, “Bir isteğim var. Meryem Ana’ya bir soru sorayım, sonra nereye olursa olsun gideyim.” der. İzin verilir. Rahip, Meryem Ana’ya “Dünyanın her yerindeki İsa ile olan ikonlarınızı gördüm. Yüzünüzde hep bir efkar vardı. Neden?” diye sorar. Meryem Ana cevap verir: “Ben bir kız bekliyordum!..” (Bayan Papandreu)
008. Altın anahtar
İki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler. Cennetin kapısında aziz Peter beklemektedir. Aziz Peter ilk adama sorar: “Hayattayken ne iş yapardın?” Adam “Ben rahiptim, ömrümü tanrıya verdim, karıma sadıktım, her gün dua ettim, insanlara yardım ettim, çocukları sevdim...” der. “Çok iyi” der aziz Peter, “Al sana cennetin gümüş anahtarı.” İkinci adama sorar: “Hayattayken ne iş yapardın?” Adam “New York’ta taksi şoförüydüm” der. “Çok iyi, al sana cennetin altın anahtarı!” Rahip bunu görünce öfkelenir. “Aziz Peter, nasıl olur bu? Ben ömrümü tanrıya adamış bir insanım, bana gümüş anahtarı, bu taksi şoförüne de altın anahtarı uygun görüyorsunuz?” Aziz Peter gülerek: “Oğlum, sen vaaz verirken herkes uyuyordu... Bu adam araba kullanırken herkes dua ediyordu!..” (Murat Ayık)
009. Ördek
3 adam ölür ve cennetin kapısına gelirler. Cennetin kapısındaki melek onlara der ki: “Burada tek kural var, ördekleri ezmeyeceksiniz.” Adamlar birşey anlamaz ama cennete bir girerler ki, her taraf ördeklerle dolu, adım atacak yer yok. İçlerinden biri yanlışlıkla bir ördeğin üstüne basar, anında bir melek gelir yanında da görüp görebiliceğiniz en çirkin kadın. Melek adama der ki: “Sen ördeklerden birini ezdin, ceza olarak bu kadınla seni sonsuza kadar birbirinize bağlıyorum.” Melek onları zincirle birbirlerine bağladıktan sonra gider. İkinci gün adamlardan biri daha yanlışlıkla bir ördeğe basar. Hemen melek çok çirkin bir kadınla gelir ve zincirle ikisini birbirine bağlar. Üçüncü adam tek başına kalır. Arkadaşlarının başına geleni gördüğü için, ördeklere basmadan etrafı dolaşmaya başlar. Aylar geçer, tek bir ördeği ezmemiştir. Bir gün bakar ki melek ona doğru geliyor, yanında da son derece güzel ve seksi bir kadın. Melek hiçbir şey söylemeden adamı bu kadınla birbirlerine zincirler ve gider. Adam bu işe çok şaşırır ama çok da sevinir: “Bunu hak edecek ne yaptım acaba?” Kadın cevap verir: “Onu bilmem ama, ben bugün bir ördek ezdim!..” (Yıldız Çetinsoy)
010. Kayıt
Ajda Pekkan ölmüş. Öbür dünyanın kapısında kendisini karşılayan melekler Ajda hanımı doğruca cehennemin kapısına götürmüşler. Açmışlar defteri, aramışlar, taramışlar ama Ajda Pekkan ismine rastlayamamışlar. ”Ajda hanım cennetlik herhalde” diyerek soluğu cennetin kapısında almışlar. İsimleri kontrol etmişler ama yine Ajda Pekkan’ın ismine rastlayamamışlar. Ne yapacaklarını kara kara düşünürken akıllarına Ajda Pekkan’ı tanrının huzuruna çıkarmak gelmiş. Ajda hanım tanrının huzuruna çıkmış. Meleklerden bir tanesi, “Tanrım, Ajda hanım öldü. Fakat biz ne cehennemin ne de cennetin giriş kapısında ismine rastlayamadık!” deyince tanrı gürlemiş; “Tabii rastlayamazsınız. Onu ben yaratmadım ki!..” (Atila Yetgin)
011. Cennet ve cehennem
Temel ölmüş... Sorgu melekleri bir de bakmışlar ki Temel’in sevabı ve günahı eşit. Allah’a danışmışlar. O da “Kendisi karar versin!” demiş. Melekler almışlar Temel’i cenneti ve cehennemi gezdiriyorlarmış. Önce cennete götürmüşler, çok muhteşem... Çayır, çimen, yeşillik, temiz hava vs... Ama ruhu yok... Herkes bir kenarda oturup dinleniyor. Hem bahsi geçen hurilerden de hiç eser yok. Sıra cehenneme gelmiş, vur patlasın, çal oynasın... Bir eğlence ve herkese 3’er 5’er tane huri. Temel şaşırmış. Dünyada söylenenden çok farklı bir ortam var... Seçim zamanı gelmiş. Temel hiç düşünmeden “Cehenneme gitmek istiyorum!” demiş. Tam bu sırada dekorlar kaldırılmış. Cennette huriler belirmiş, insanlar şarap içiyor, hurilerle birlikte oluyor, vur patlasın çal oynasın eğleniyor. Cehennemde ise zebaniler çıpalarıyla insanları dürtüklüyor, yanan insanların çığlıkları kulakları sağır edercesine yüksek çıkıyormuş. Bunları görünce şaşıran Temel hemen meleğe dönüp sormuş: “Az önce farklı bir ortam vardı, şimdi farklı?” Melek sadece sırıtmış. Az öteden bir zebani hemen lafa atılmış: “Bizim şeytan bu sene reklama büyük yatırım yaptı da!..”
012. Tanımak
Yaşı kırklara gelmiş bir kadın, gece rüyasında tanrı ile karşılaşmış. Kadın tanrıyı görünce hemen sormuş "Ne kadar yaşayacağım?.." Tanrı düşünmüş ve "Daha 40 yılın var..." demiş. Kadın müjdeyi almış ya, ertesi gün yoğun bir çalışmaya başlamış. Hemen estetik doktorlarına koşmuş, yüzünü gerdirmiş, burnunu kaldırtmış, karın, kalça ve bacaklarındaki yağları aldırmış. Sonra saç şeklini değiştirmiş, en güzel parfümleri ve kozmetikleri kullanmaya başlamış. Tam bir afet olmuş. Kimse 40 yaşında olduğuna inanmıyormuş, sanki bir genç kız gibi. Derken bir gün arabasıyla giderken karşıdan gelen bir kamyona çarpmış ve oracıkta can vermiş. Tabii doğru öbür dünyaya. Kadını melekler karşılamış tam yerini gösterecekler, kadın haykırmış "Tanrıyı görmek istiyorum, bana sözü vardı, tutmadı!.." Melekler çaresiz kadını tanrının huzuruna çıkarmışlar. Kadın aynı hiddetle "Hani kırk yıl daha ömrüm vardı? Niye canımı aldın?.." demiş. Tanrı kadına bakmış bakmış sonra da "Kusura bakma, çok değişmişsin, tanıyamadım!.." demiş.
013. Cennette nikah
Evlenme hazırlığı içinde olan bir çift trafik kazasında ölüp cennete giderler. Damat adayı durumu görevli meleğe anlatarak evlenip evlenemeyeceklerini sordu. "Bir bakayım..." dedi görevli melek. Aradan 3 ay geçtikten sonra görevli melek mağdur çifte sevinçli haberi vermek için "Her şey ayarlandı. Sizi evlendirebiliriz" dedi. "Şey... Biz düşündük de, acaba evliliğimiz yürümezse, bizi boşayabilir misiniz?" dedi damat adayı. Görevli melek gökgürültüsü sesiyle son derece kızgın bir şekilde; "Siz manyak mısınız? Cennette bir imam bulabilmek icin 3 ayımı verdim. Avukat bulmak ne kadar sürer tahmin edebiliyor musunuz?.." (Betül Gürler)
014. Bill Gates cennette
Bill Gates abimiz ölmüş. Cennet-cehennem ayrımında melekler Bill’e: “Hoca sen dünyada çok iyi işler yaptın. O yüzden cennetliksin. Ama sana bir şans daha veriyoruz. Sağdaki pencereden bak, orası cennetin bir köşesi. Soldakinden bak, orası da öteki köşesi... Hangisini istersin?” Bill Gates sağdaki pencereden bakmış acaip yeşillik, sular çağlıyor, ruhlar oturmuş bir tarafta, mükellef bir sofra, öteki tarafta huriler dans ediyor. Soldaki pencereye bakmış. Her yer kar, penguenler zıplıyor, ruhlar penguen yakalayıp yakalayıp rakı-mangal olayında. “Valla sağ penceredeki manzara çok iyi. Benim zaten penguene alerjim var. Aklıma kötü şeyler geliyor bu namussuzları görünce. Ben cennetin sağ köşesini istiyorum.” Bill Gates’i soyup hemen cennetin sağ köşesine yolluyolar. Ama bir de bakıyor, çöl gibi bir yer. Ruhlar oturmuş su gibi terliyor. Hemen kapıdaki zebaniye koşuyor: “Ya ben pencereden baktım, burada süper ortam vardı. İçeri girdim, rezalet bir yer burası.” Zebani: “Haaa... Canım o screensaver’dı!..”
015. Soğuk
Keiko ölünce cennete gider. Cennet içinde herkes eğlenirken Keiko bir kenarda büzüşüp titreyerek, sürekli “Bırr, soğuk. Çok üşüyorum. Çok üşüyorum...” diye sayıklar. Keiko'nun sürekli üşümesi meleklerin dikkatini çeker ve konuyu başmeleğe açarlar. Başmelek Keiko'yu yanına çağırır ve sorar. “Kızım senin neyin var?” Keiko soğuktan titreyerek sadece “Bıırrr, soğuk. Çok üşüyorum, çok üşüyorum efendim!”der. Başmelek Keiko'ya cehenmemin duvarına yakın bir yer verir ve bundan sonra orada durmasını ister. Başmelek cennet içinde yürürken cehennemin duvarına yapışmasına rağmen yine titreyen Keiko'nun yanına gider. Keiko başmeleği görunce “Bırrr, soğuk. Çok üşüyorum çok üşüyorum!'' demeye başlar. Başmelek yapacak başka birşey olmadığını görünce cehenneme gitsin orada ısınsın bari diye düşünür ve zebanilerine talimat verir: “Bu kızı cehenmeme götürün orada kalsın. Ama unutmayın bu kızın suçu yok. Isınsın, istediği zaman cennete dönsün!” der. Başmelek cehennemi denetlerken alevlerin ortasında büzüşmüş titreyen Keiko'yu görür. Keiko “Bıırr, soğuk. Çok üşüyorum çok üşüyorum başmelek efendi çok üşüyorum!” der. Alevlerin ortasında bile titreyen Keiko'ya çok sinirlenen başmelek Keiko'nun küçük bir demir kutu içine konulup kızgın lavların içine bırakılmasını emreder. Aradan bir kaç ay geçer. Başmelek Keiko'nun durumunu merak eder ve kutuyu lavların arasından çıkartır. Başmeleğin kapağı hafifçe aralamasıyla Keiko bağırmaya başlar: “Kapat kapat, kapıyı kapat... Soğuk geliyor!..”
016. Müteahhit
Cennetle cehennemin arasındaki yardan bağırarak konuşan öteki dünyalılar bir köprü yapmaya karar verirler. Her iki taraf da iki yandan başlayacak ve ortada buluşulacaktır. Cehennemdekiler 15 günde ortaya ulaşırken, cennet tarafında hiç bir gelişme olmaz. Nedenini sorduklarında cennettekiler “Valla aradık, taradık, bi tane müteahhit bulamadık burada!..” (Erdal Uç)
017. Ceza
Fıkra bu ya, Ahmet Tolungüç, Bülent Çaplı ve Bülent Özkam ölür ve cehenneme giderler. Zebaniler Ahmet Tolungüç ve Bülent Çaplı’ya dünyadaki günahları yüzünden inanılmaz çirkinlikte birer kadın zincirlerler. Bülent Özkam’ı ise Cindy Crawford’la bağlarlar. Bülent Çaplı itiraz eder; “Ne yani?.. Özkam’ın günahı bizimkinden daha mı az ki, onu Cindy ile zincirlediniz?” Zebani kısa keser; “Özkam günahsız olur mu?.. O Cindy Crawford’un günahlarının cezası!..”
018. Cehennem gezisi
Bir gün şeytan insanlara cehennemin nasıl bir yer olduğunu göstermek için dünyanın muhtelif bölgelerinden insanlar toplayıp cehennemi gezdirmeye karar vermiş. Ülkelerden birer kişiyi seçerek topladığı grubu cehenneme getirmiş ve başlamış cehennemi gezdirmeye. Önce etrafta yığınlarca bulunan büyük kaynar kazanları işaret ederek kabaran bir iştahla anlatmaya başlamış: "İşte bu gördüğünüz kazanlarda sizin gibi insanlar var, aşağıdan verilen ateşle yandıkça yukarı doğru birbirlerinin üzerine tırmanarak yakarışlar içerisinde kurtulmaya çalışıyorlar. Ama nafile. Boşa kürek çekiyorlar; çünkü kazanların tepesinde gördüğünüz kanatlı dev zebaniler kazandan çıkmaya çalışanlara pençeleriyle engel oluyor ve onları kazanın derinliklerine geri sepetliyorlar. Siz de buraya geleceksiniz bir gün. Bundan kaçamayacaksınız!.." Şeytanın anlattıkça zevkten ağzından köpükler gelirken aralarından biri dikkatini çeken bir şeyi sormuş: "Kazanları ve ateşi anladık tamam da, şu en sağdaki kazanda zebani falan göremiyorum ben..." deyince şeytan hemen adama dönerek merakını gidermiş: "Onda zebani yok; çünkü onda yeni nesil Türkler var. Zebaniye gerek yok; çünkü biri yukarı çıkıp kurtulmaya çalıştığında aşağıdan çeken var!.." (“kaptanin seyir defteri”/Ek$iSözlük)
019. Ruh
Kadının biri bir seansta kocasının ruhunu çağırmış; “Ey ruh, geldinse masaya 3 kez vur.” Masadan ses gelmiş, “tak, tak, tak...” Ürpertiyle sormuşlar, “Ey ruh, bizden bir dileğin var mı?” Ruh “Varsa bir puro verin.” Puroyu vermişler, kocanın ruhu çekip gitmiş. “Ayy!..” demiş kadın heyecanla “... cennette misin diye soramadan gitti!” Medyum kafasını kaldırmış: “Valla hanımefendi, kocanız puronun yanına ateş istemediğine göre pek cennette değil galiba!..” (Sabahattin Demirci)
020. Dilek
Adamın biri kahveye girer ve "Millet bana bakın, size söylüyorum tam 30 sene sonra ben bu kahveye gene geleceğim..." der ve çıkar. Kahvedekiler fazla önemsemezler. Aradan 30 sene geçer. Aynı adam kahveye gene gelir ve der ki: “Hatırladınız mı beni millet? Size 30 sene önce ‘ben gene geleceğim’ demiştim. İşte geldim...” Kahvedekiler şaşırır. Adam devam eder: "30 sene sonra gene geleceğim bu kahveye..." der ve gider. Aradan 30 sene daha geçer. Nesil değişmiştir. 30 sene önceki insanların çocukları oturmaktadır kahvede artık. Adam kahveye girer, “Bana bakın millet, ben sizin babalarınıza söyledim. Size de söylüyorum, 30 sene sonra ben bu kahveye gene geleceğim..." der ve çıkar. Kahvedekiler gene takmazlar pek. Aradan 30 sene geçer, adam gene gelir ve yine aynı şeyleri söyler ve gider. İçlerinden birisi "Arkadaşlar bana bu olayı dedem anlatmıştı. Gelin bir hocaya gidelim. Bu adam niye ölmüyor, nedir bunun hikmeti diye soralım!" der ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatırlar. Hoca "Ben bir gece rüyaya yatayım, Azrail ile konuşayım bakayım; niye canını almıyor bu adamın? Size yarın haber veririm!" der. Gece olunca hoca rüyaya yatar. Rüyasında Azrail ile konuşur;
- Ya Azrail... Sen bu adamın canını niye almıyorsun?
- Zamanında bu adam bir dilek diledi. Dileği kabul oldu onun için.
- Ne diledi peki?
- "Allahım bana milli piyangodan büyük ikramiye çıkana kadar canımı alma!" diye diledi...
- Eee, Allah istese buna büyük ikramiyeyi çıkartamaz mı?
- Çıkartmasına çıkarır da, ibne bilet almıyor ki!.. (“hayvan riza”/EkşiSözlük)
021. Zar
Cindy Crawford öldükten sonra, cennete veya cehenemme gönderilmesinin kararını beklerken, 3 peygamber hatunu görür. Hepsi Cindy ile beraber olmak ister, ancak anlaşamazlar. “En iyi zar atalım, toplamda yüksek atan hatunu götürsün...” diye anlaşırlar. İsa zar atar, 3-3 gelir. Musa zarı atar 5-5 gelir. Muhammed zarı atar 6-6 gelir. Tam Cindy’yi koluna takıp götürecekken gökten bir çift zar düşer: 7-7!.. (“integral”/EkşiSözlük)
022. E-mail
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir... Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
kime: sevgili karıma
konu: yeni ulaştım.
tarih: 16 mayıs 2004
Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin. Not: Burası çok sıcak (“kays el mecnun”/EkşiSözlük)
023. Lenin
Lenin ölüyor ve tanrı onu cehenneme koyuyor. Ama Lenin durur mu hiç, başlıyor cehennemde insanları örgütlemeye; “Bakın, biz burada yanıyoruz, acı çekiyoruz, öbürleri orada cennette rahat bir şekilde bollukla yaşıyorlar... Olmaz böyle!" diyor. Cehennemde insanlar ayaklanmaya başlıyor. Melekler hemen gidiyorlar tanrıya; “Tanrım, Lenin cehennemi karıştırdı, insanlar ayaklandı!" diyorlar. Tanrı; “O zaman onu alın, cennete koyun!" diyor. Bu sefer de Lenin cennette başlıyor konuşmaya; “Bakın, biz burada bolluk içinde yaşarken cehennemde yoldaşlarımız acı çekiyor, yanıyorlar. Buna izin vermeyelim!" diyerek orayı da karıştırıyor. Melekler hemen gidiyorlar yine tanrının huzuruna; "Tanrım..." diyorlar, "Lenin orayı da karıştırdı. İnsanlar cennette de ayaklandılar! Ne yapalım?" Tanrı; "Getirin şu Lenin'i karşıma bakayım!" diyor. Melekler gidip getiriyorlar Lenin'i. Lenin giriyor tanrının odasına, kapılar kapanıyor. Aradan 1 saat geçiyor, 2 saat geçiyor, Lenin çıkmıyor odadan... Melekler iyice merak etmeye başlıyorlar... Saatler sonra kapı açılıyor; Lenin çıkıyor içeriden. Hemen giriyorlar melekler içeriye; "Tanrım, ne oldu? Bu kadar saat ne konuştunuz?" diye soruyorlar. Tanrı: "Şşşt! Tanrı yok, hepimiz kardeşiz!.." (“finsternis”/EkşiSözlük)
024. Reklam
Bir adam ölmüş, öteki tarafa gitmiş. Bakmış ki, cehennemde Gülben Ergen mutlu mesut yaşıyor. O da cehenneme gitmek istemiş. İçeri girdiğinde herkez yanıyormuş. Adam daha önce gördüğü manzaranın böyle olmadığını söyleyip itiraz edince zebani; "Onlar reklamlardı abi!.." der. (Egemen Doğru)
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.