Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Şubat 2012
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829
Aylık Arşiv
Ocak 2012
Şubat 2012
Yıllık Arşiv
2007 2008 2009 2010 2011 2012
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Doktor Fıkraları
Doktor Fıkraları
001. Ömür
Doktor telefonda yakaladığı hastasına:
- Tahliller belli oldu... Sana bir kötü, bir daha kötü haberim var.
- Nedir kötü haber?
- Maalesef 1 günlük ömrünüz kaldı.
- Peki daha kötü haber nedir?
- Size 24 saattir ulaşmaya çalışıyorum, anca buldum...

002. Kötü haber
Doktor hastasına:
- Size bir iyi, bir kötü haberim var.
- Önce kötü haberi söyleyin.
- 3 aylık ömrünüz kaldı.
- Peki iyi haber nedir?
- Ben yarın evleniyorum!..

003. Tedavi
Cenk Koray, Halit Kıvanç'a "Müthiş..." diye anlatıyormuş, "Doktor Temel yirmi yıldır sarılıktan tedavi ettiği adamın Çinli olduğunu anlamış." Halit Kıvanç "Ben bu fıkrayı biliyordum zaten..." demiş, "Neresi müthiş?.." Cenk Koray, "Müthiş olan tarafı adamı iyileştirmiş!.."

004. Ütü
İki kulağı da yanmış halde hastaneye getirilen adama sordular:
- Ne oldu? Nasıl yaktınız iki kulağınızı birden?
- Pantolonu ütülerken... Telefon çaldı. Şaşkınlıkla telefon ahizesi diye ütüyü götürdüm kulağıma...
- Ya öbür kulağınızı?
- Telefonla ambulans çağırmak için, ütüyü diğer kulağıma götürdüğümde...

005. Babaların yarışı
Çocuklar oturmuş birbirlerine babalarının ne kadar "hızlı" olduğunu anlatıyorlarmış. Biri demiş ki: “Benim babam ok attıktan sonra koşup hedefe oktan önce varıyor...” Diğeri “O da bir şey mi? Benim babam tabancasını ateşliyor ve hedefe kurşundan önce yetişiyor...” Üçüncü çocuk; “O da bir şey mi?.. Benim babam devlet hastanesinde doktor... Mesai 5'te bitiyor, benim babam eve 3:30'da geliyor!..”

006. Pestil ve yufkayla tedavi
Uzakdoğu gezisinden tüm cinsel hastalıkları kapmış olarak dönen adama tecrit odasında pestil ve yufka ile yaşayacağı söylenir. Adam “Modern tıbbın çare bulamadığı şeylere demek ki bizim geleneksel yiyeceklerimiz iyi geliyormuş...” deyince doktor itiraz eder; “Hayır, kapının altından yalnızca bunlar sığıyor!..” (Halil R. Güven)

007. “İyileştiğinizi sanıyordum, ama...”
Büyük bir kaza geçirdikten sonra getirildiği hastaneden taburcu edilen delikanlı, kendisine bakan hemşireye sarılıp “Keşke hiç iyileşmeseydim. Senden ayrılmayı hiç istemiyorum...” Hemşire “Valla, ben iyileştiğinizi sanıyordum, ama yanılmışım. Çünkü az önce bana sarıldığınızı gören doktor kocamdır da!..” (Gözcü)

008. Akıllılar ve deliler
İki psikiyatr konuşurlarken birisi;
- Delilerin evlenmesini önlemek gerek. Böylece kalıtsal bozuklukların da önüne geçebiliriz.
- Desene insan soyu tükenecek!..
- Neden?
- Neden olacak dostum, aklı başında olanlar, zaten evlenmiyor ki!.. (Gözcü)

009. Haber
Harry telefona bakar. Karşısındaki acil servisten arayan bir doktordur. Der ki: "Karınız ciddi bir trafik kazası geçirdi. Size hem iyi hem kötü haberlerim var. Kötü haber şu ki, iki kolunu ve iki bacağını kaybetti. Hayatının geri kalan kısmında yemek yerken ve tuvaleti kullanırken sürekli yardıma muhtaç olacak." Harry: "Aman tanrım!.. İyi haber ne peki?" Doktor: "Şaka yapıyordum. Karınız öldü!.."

010. Kontrol
Adam yıllık kontrolden geçmek için doktora gitmiş. Doktoru adamın çok hasta olduğunu ve karısını göndermesini söylemiş. Ertesi gün karısı doktorun ofisine gitmiş. Doktor kadına eşinin çok hasta olduğunu, hatta sayılı günlerinin kaldığını söylemiş. Kurtulabilmesi için karısının, günde üç öğün düzenli yemek pişirmesi, ona iyi davranması, ateşli görünmesi ve altı ay boyunca her gece onunla sevişmesi gerektiğini söylemiş. Yoksa kocası ölecekmiş. Karısı eve dönmüş, kocası merakla neyi olduğunu sormuş. Kadın "Doktor öleceğini söyledi" demiş.

011. Tedavi
İhtiyar köylü doktora: “Damadımın bacağını tedavi etmenizi rica ediyorum...” dedi. “Onu dün çiftemle vurdum.” Doktor: “Damadınızı yaralamaya utan mıyor musunuz?” deyince köylü: “Onu vurduğum zaman damadım değildi!..”

012. Geyik
Adam doktora gidiyor.
- Doktor bey karnım atıyor.
- Nasıl yani?
- Kalbim nasıl atıyorsa, karnım da işte öyle atıyor.
- Allah allah!.. Atmaması lazım.
Adam “sağolun” diyor ve gidiyor. 2 hafta sonra tekrar geliyor.
- Teşekkür ederim doktor bey... Tavsiyeniz üzerine at maması aldım yedim. İyi geldi; bütün şikayetlerim bitti.
- Allah allah, bitmemesi lazım!.. (Özaydın Dölek)

013. De Bakey
Amerika’ya göçen Temel, birikimleri ile bir otomobil tamirhanesi açmıştı. Bir gün kaputu açmış, motorun silindir başlıklarını sökerken, dünyaca ünlü kalp cerrahı Dr. De Bakey’nin içeri girdiğini gördü. Doktor Mercedesine bir göz atmasını istiyordu. Temel “Siz ünlü doktor De Bakey’siniz değil mi?” diye sordu. “Evet” dedi doktor. Temel simsiyah ellerini bir beze sildi ve hafif bir tebessümle sordu: “Sayın ünlü doktor, burada ne yaptığıma dikkatle bakın, lütfen.. Ben de kalpleri açıyorum. Kapakçıkları dışarı çıkarıyorum, temizliyor, düzeltiyorum, bozulanların yerine yenilerini takıyorum. İşimi bitirdiğimde, bu bebek bir tazı gibi koşmaya başlıyor.. İkimiz de temelde aynı işi yaptığımız halde, siz nasıl olup milyarlar kazanıyorsunuz da, ben meteliğe kurşun atıyorum?..” De Bakey iyice yanına geldi Temel’in.. Eğildi ve kulağına fısıldadı: “Şimdi bu anlattıklarını motor çalışırken yap bakalım!..”

014. Sorun kimdeymiş
Alkolik adamın teki doktorun karşısına çıkar: "Doktor, bütün gün kendimi yorgun hissediyorum, başım ağrıyor, uyuyamıyorum.. Neyim var benim?" Doktor adamı iyice muayene ettikten sonra: "Fiziksel bir sorun göremiyorum... Aşırı alkolden kaynaklanıyor galiba..." Adam ayağa kalkar: "Ah, anladım.. Öyleyse ben ayıldığınızda tekrar gelirim!.." (Müge Serdar)

015. Ne yapsın adam
Adamın biri uykusuzluk şikayetiyle doktora başvurmuş. Doktor muayeneden sonra adama dönerek: “Sizin fiziksel bir probleminiz yok. Tek yapmanız gereken, canınızı sıkan ne varsa, bunları yatağın dışında bırakmak...” Adam: “Biliyorum ama, ne yapayım doktor bey!.. Karım bensiz yatmaya yanaşmıyor!..” (Müge Serdar)

016. Morg
- Doktor beni morga mı götürüyorsunuz?
- Evet.
- Ama ben daha ölmedim ki!..
- Olsun... Biz de daha gelmedik zaten!.. (Ali Matay)

017. Boşalma
Adamın biri doktora gitmiş:
- Doktor bey, benim erken boşalma sorunum var...
- Oooo.. Ne kadar iyi... Benim de zaten fazla zamanım yoktu zaten!.. (Ali Matay)

018. Eczacıların yaşaması
Amerikalı ünlü bir gazetecinin sözleri: “Hasta olunca hemen doktora gidin. Çünkü doktorların yaşaması lazım. Doktor size reçete verince hemen eczaneye gidip ilaçları alın. Çünkü eczacıların da yaşaması lazım. Eve gelince sakın o ilaçları içmeyin, çünkü sizin de yaşamanız lazım!..”

019. Hafıza
İki adam oturmuş, kendi unutkanlıklarını konuşuyorlar. Biri;
- Artık o kadar unutkan oldum ki, bazen merdivenin ortasında duruyorum, aşağı mı iniyordum, yukarı mı çıkıyordum hatırlayamıyorum...
- Yapma yahu? Bir doktor var, sen de ona git. Ben çok faydasını gördüm...
- Kim o doktor?
- Dur... Hani bir aşk hikayesi vardı, adam dağları deliyordu... Kimdi o?
- Ferhat.
- Peki sevgilisinin adı neydi?
- Şirin.
Adam sevinir, mutfağa doğru seslenir:
- Şiriiin... Şu benim doktorun adı neydi? (Cenk Mutlu)

020. Baştan başlayın
Adamın psikolojik sorunları varmış. Arkadaşları bir psikoloğa gitmesini önermişler ve randevu almışlar. Adam, doktorun odasına gimiş. Doktor koltukta yer göstermiş ve hastasının rahat bir pozisyona gelmesini beklemiş. Ardından sormuş;
- Şimdi bana herşeyi en baştan anlatın, lütfen.
- Önce cenneti oluşturdum, daha sonra dünyayı!..

021. Problem
Hasta;
- Doktor yardım etmelisiniz! Korkunç stres altındayım. İnsanlara karşı ani sinirlenip acayip parlıyorum!
- Anlatın probleminizi!
- Söyledik ya!.. Nerenle dinliyorsun dümbük?.. Tövbe... Tövbe!.."

022. Şans
Şoför çarptığı yayayı teselli ediyordu; “Yine de şansınız varmış... Bakınız, size çarptığım yer, tam da doktorun muayenehanesinin karşısıymış.” Yerde yatan hasta inleyerek cevap verdi: "İşte o doktor benim."

023. Vizite
Psikoloğa başvuran adam: “Geceleri uyuyamıyorum efendim, sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor. Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum. Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor.” Doktor; “Hallederiz bu saplantıyı, bana haftada iki kere geleceksiniz. 6 aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum.” Adam sıkıntılı sormuş; “Her viziteye ne kadar ödeyeceğim?” Doktor “100 milyon TL...” Adam gitmiş, o gidiş... Doktor birkaç ay sonra adama sokakta rastlamış:
- Ne oldu hastalığınız?
- 2,5 milyon liraya hallettim..
- Nasıl oldu?
- Sizden çıktıktan sonra ilerdeki birahaneye uğradım. Biramı içerken yanımdaki ayyaşa hastalığımı anlattım. “Karyolanın bacaklarını kes!” dedi... Kestim, mesele halloldu... (Müge Serdar)

024. Duy da inanma
Sibirya’nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar ”Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük!” diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış. Operasyon altı saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor alnından akan terleri silmiş ve “Çok zor oldu ama, galiba yaşayacak!..” demiş. (Ergün Aral)

025. İşitme
Adam doktora gider: “Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?” Doktor: “Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tesbit edelim, ona göre bir tedavi uygularız.” Adam eve döner. Karısı mutfakta yemekle uğraşmaktadır. Adam mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle: “Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?” diye sorar. Karısı cevap vermez. Adam bir iki adım atar ve bir kez daha sorar: “Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?” Karısı yine cevap vermez. Adam kadının dibine kadar gelir ve tekrarlar: “Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?” Karısı cevap verir: “Üçtür köfte diyorum ya!..”

026. Doktor
Göz doktoru: “Şu tablodaki harfleri okur musunuz?” Hasta: “Siz bana okur musunuz?.. Benim gözlerim bozuk da!..” (Şerife Küstül)

027. Doktor
Doktor 12 yaşındaki bir çocuğu muayene ediyordu. Çocuk okul futbol takımında oynamak istiyordu. Bunun için genel bir sağlık muayenesinden geçmesi gerekiyordu. Yanında annesi de vardı. Doktor son olarak çocuğun cinsel organına ve fıtığı olup olmadığına bakacaktı. Anneye, “Ben oğlunuzu muayene ederken siz sırtınızı dönün...” dedi. Kadın kendisine söyleneni yaptı. Duvara döndü. Doktor “Kilotunu çıkar“ dedi çocuğa. Ne oldu dersiniz? Kadın kilotunu çıkarttı ve doktora uzattı. (Çağlar Özcan)

028. İyi haber, kötü haber
Ünlü ressam, son sergisinin ardından galeri sahibine sormuş:
- Ne dersiniz, sergiden sonra eserlerime talep arttı mı?
- Hımmm aslında size bir iyi, bir de kötü haberim var... İyi haber, bir beyefendi bugün uğradı ve yaptığınız tabloların siz öldükten sonra daha da değer kazanıp kazanmayacağını sordu. Ben “kesinlikle çok değer kazanır” deyince, 15 tablonuzun 15’ini de satın aldı...
- İnanamıyorum... Bu harika bir haber!... Peki kötü haber ne?
- Beyefendi doktorunuz olduğunu söyledi!.. (Müge Serdar)

029. Ömür
Adamın biri doktordan perişan bir halde dönmüş. "Ne var? Ne oldu?" demiş karısı. "Doktor ömrümün sonuna kadar her gün bu haptan kullanmam gerektiğini söyledi!" demiş adam üzüntüyle. Kadın; "Ne var bunda!.. Milyonlarca insan her gün muntazam hap içerek yaşıyor!" deyince, "Biliyorum!" demiş adam, "... ama, doktorum bana sadece dört hap verdi!.." (Yıldırım Tuna)

030. Bedeli var
Bir doktor ve bir avukat akşam partisinde tanışmışlar ve sohbete başlamışlar. Ancak konuşmaları sürekli olarak doktorun yanına gelip, rahatsızlıklarından bahseden ve tavsiye isteyen kişilerce bölünüyormuş. Yaklaşık bir saat sonra, doktor avukata dönerek; “Gördüğüm kadarı ile kimse sizin yanınıza gelip, fikrinizi sormuyor. İnsanların bu tür partilerde size danışmasını nasıl engellediniz?” Avukat, “Çok kolay. İstedikleri soruların yanıtların verdim, ancak ertesi sabah ofislerine faturamı gönderdim.” Doktor bu fikri çok beğenmiş. Ertesi sabah bir gece önce kendisine soru soranların faturalarını hazırlarken, kapı çalmış. Doktor kapıyı açmış. Kapıda avukatın faturasını getiren postacı duruyormuş.

031. İyi haber
Adam röntgen sonuçlarını almak üzere doktorun ofisine gitmiş. Doktoru adamı karşısına almış ve: “Size bir iyi, bir de kötü haberim var.” Adam telaşlanmış: “Aman doktor, n’olur önce iyi haberi verin.” Doktor “Peki” demiş, “... tıp tarihinde bir hastalığa sizin adınızı verecekler!..”

032. Ödeme planı
Adamın doktoru üzgün bir ses tonuyla “Beyefendi korkarım haberler iyi değil.”demiş. “Test sonuçlarına göre sadece 6 ay ömrünüz kaldı.” Adam bunu duyunca yüzü bembeyaz olmuş. Birkaç dakika hiçbir şey söylemeden öylece koltukta bakakalmış. Daha sonra “Doktor... Benim ne yazık ki sağlık sigortam yok... Paranızı bu kadar süre içinde ödeyebileceğimi sanmıyorum.” demiş. Doktor bunun üzerine “Tamam...” demiş, “Şuna 9 ay diyelim!..” (Müge Serdar)

033. Doktorun sırrı
Doğacak bebeklerin cinsiyetini, daha ana karnında iken gösteren ultrason sisteminin icadından önce, Amerika’da bir doğum doktoru, doğacak bebeğin cinsiyetini mutlaka bildiği için şöhret sahibi olmuş. Hamile hanım, bu doktora ilk geldiğinde, doktor hanımın suratına şöyle bir bakar ve sonra da “Bakın...” dermiş “Sizin bebeğinizin cinsiyeti şu olacak, işte önümdeki ajandaya da yazıyorum.” Bazen insanlar doğumdan sonra doktora gelip “Doktor bey, siz kızımın olacağını söylemiştiniz ama ben oğlan doğurdum...” diye çıkışırlarmış ama doktor da takvimi açıp “Yok kızım, sen yanlış duydun her halde. Bak işte buraya da oğlan doğuracağını yazmışım...” diye gösterirmiş. Zaman geçmiş bu doktor emekli olmuş. Yerine gelen doktor ‘“Üstadım” demiş “Siz bu bebeklerin cinsiyetini nasıl anlıyordunuz?” Yaşlı doktor gülümsemiş “Her defasında takvime, müstakbel anneye söylediğimin tersini yazardım!..” (Fatma Demirdöven)

034. Fiyat farkı
Hasta yakınları ölmek üzere olan hastanın kapısında bekliyorlarmış. Derken doktor üzüntülü ve yorgun bir suratla gelmiş. “Üzgünüm. Kötü haberi vermek durumundayım...” demiş. Hasta yakınlarının gözlerinin içine bakarak “Hastanın kurtulması için tek çare beyin nakli yapmak. Çok masraflı ve riskli bir ameliyat olacak ancak tek çare bu. Sağlık sigortanız masrafları karşılayabilir ancak nakledilecek beynin parasını siz ödemek zorundasınız!” demiş. Hasta yakınları bu haberi duyduklarında çok üzülmüşler. Uzun bir sessizlikten sonra aralarından bir tanesi “Bir beyin kaç paradır?” diye sormuş. Doktor hemen cevap vermiş, “Erkek beyni için 5000 $, bayan beyni içinse 200 $ ödemek durumundasınız.” Odanın içinde bir an sessizlik olmuş. Erkekler kadınlar ile göz temasından kaçarak, gülmemek için kendilerini zor tutuyorlarmış. Bir anda olayın farkına varamayan bir erkek yakın dayanamamış ve doktora sormus, “Neden erkek beyni bu kadar pahalı?” Doktor cevaplamış, “Bu bir standart fiyatlandırma politikasıdır. Kadın beyinlerinin fiyatlarını aşağıya çekmek durumundayız, çünkü o beyinler gerçekten kullanılmış oluyorlar!..”

035. Ünlü doktor
Bir mafya babası vurulur ve acile kaldırılır. Koruması ameliyathaneye girer ve doktorun yanına yanaşıp silahını masanın üstüne koyar; “Baba ölürse sen de ölürsün, ameliyatı ona göre yap.” Bunun üzerine doktor da belinden silahını çıkarıp masaya koyar ve “Sen de şunu unutma ki, ben babanın öleceğini senden 10 saniye önce biliyor olacağım!..”

036. Psikolog
Adam vahşice dövülmüş ve parası çalınmıştı. Kaldırımda kendinden geçmiş ve yaraları kanayarak yatıyordu. Yoldan geçenler dönüp te bakmadılar bile. Kazara bakanlar da başlarını diğer tarafa çevirdiler. Derken bir psikoloğun yolu oraya düştü. Adamı görünce hemen yanına koştu, onu inceledi ve şöyle dedi: “Aman allahım! Bunu kim yaptıysa acil psikiyatrik yardıma ihtiyacı var!..”

037. Ömür
Adamın biri çok hastalanmış, doktora gitmiş. Doktor adamı muayne ettikten sonra, "Şu tahlilleri yaptır, haftaya gel..." demiş. 1 hafta sonra adam tahlil sonuçları elinde tekrar doktora gitmiş. Sonuçları görünce doktorun yüzü ekşimiş, ciddileşmiş... Bunun üzerine adam sormuş:
- N’oldu doktor bey, çok mu kötü durum?"
- 10 vakit ömrünüz kalmış!..
- 10 ne?.. 10 ay mı, yıl mı? 10 ne?..
- 10... 9... 8... (“kokomichu”/EkşiSözlük)

038. Tedavi
Adamın biri doktorun karşısına çıkmış: "Aman doktor bey, yaman doktor bey; bende bir sorun var ki sormayın... Şimdi bende feci bir gaz sorunu var afedersiniz... Oturuyorum osuruyorum, kalkıyorum osuruyorum, yatıyorum osuruyorum... İşin tuhaf yanı ne biliyor musunuz; gaz ne kokuyor ne de duyuluyor... Hani yani kimse durumu çakmıyor allahtan... Diyeceğim, bende yarattığı rahatsızlık öyle böyle değil! derdime bir çare..." Doktor sessizce başını sallamış ve hemen bir reçete yazıp hastanın eline tutuşturmuş; "Bu ilacı al, bir ay sonra beni yine gör..." demiş. Bir ay geçmiş, aynı adam girmiş kapıdan, burnundan soluyor: "Ulan doktor... Ben senin ağzına edeyim! ‘Gazım var’ dedik, ‘duyulmuyor’ dedik... Sen bize bir ilaç verdin, hala aynı gaz var, üstelik şimdi ses de çıkarıyor!" Doktor gülümsemiş: "Ooo iyi, kulakları açmışız demek; şimdi sıra burunda!.." (“geri yinekel”/EkşiSözlük)

039. Dalgın doktor
Doktor hastanenin morguna fırtına gibi girdi. “Ahmet beyyyyy! Hadi gene iyisiniz. Sizi buradan çıkaracağım. Duran nabzınız değil, benim kol saatimmiş. (Kanat Gezgen)

040. Merdiven
Adam evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp, bacağını dört yerinden kırmış. Hemen hastaneye kaldırılmış, doktor bacağı boydan boya alçıya almış ve: “Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inmek çıkmak yok!” demiş. Üç ay sonra kırıklar kaynamış, alçı çıkarılmış. Adam bu arada doktora: “Doktor bey artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim?” diye sormuş. Doktor: “Tabii, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız.” demiş. Adam doktorun bu cevabı üzerine sevinçle bağırmış: “Oh be!.. Şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı!..”

041. Yöntem
Kadının birinin bebeği olmuyormuş; kalkmış doktora gitmiş. Doktor muayeneden sonra; "Sandalye yersen bebeğin olur" demiş. Kadın sandalye yemiş ama çare olmamış. Yine aynı doktora gitmiş. Doktor bu kez "Şapka yut!" demiş. Şapka da çare olmamış. Doktorun son önerisi gitar yutması olmuş. Gitar da çare olmayınca, ameliyat etmişler kadını. Bakmışlar ki şapkayı takmış bir çocuk elinde gitarıyla sandalyede oturuyor... (Cihan Kaplan)
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.