Dünya
001. Yön
Birleşmiş Milletler toplantısından çıkan liderler, kendileri için düzenlenen geziye makam arabalarıyla katılırlar. Bir dönemeçte yol ikiye ayrılır. Sürücüleri liderlere hangi yöne gideceklerini sorarlar.
Ford “Tabii ki sağa...”
Brejnev “Tabii ki sola...”
Tito “Sola sinyal ver, sağa sap...”
Enver Sedat “Sağa da sola da sinyal ver; ne yöne sapacağını sonra söylerim...”
Enver Hoca “Mao’nun aracı nerede?..”
Mao “Daha da sola...”
İdi Amin “Önce Kraliçe’nin arabasına tosla...”
Kekkonen “Ne sağa, ne sola...”
002. İnekli politika sözlüğü
Sosyalizm: İki ineğiniz var. Birini komşunuza veriyorsunuz.
Komünizm: İki ineğiniz var. Hükümet ikisini de elinizden alıyor ve size biraz süt veriyor.
Kapitalizm: İki ineğiniz var. Birini satıp, bir boğa alıyorsunuz. Boğa iyi alıcı, inek iyi verici çıkarsa, gelirinize gelir ekliyorsunuz.
Nazizm: İki ineğiniz var. Hükümet ikisini de elinizden alıp, sizi kurşuna diziyor.
Faşizm: İki ineğiniz var. Hükümet ikisini de elinizden alıyor ve size süt satıyor.
Bürokrasizm: İki ineğiniz var. Hükümet çeşitli formlar doldurtup, ikisini de elinizden alıyor. Birini vuruyor, diğerinin sütünü sağıp, döküyor.
003. “Turistsiniz galiba...”
Güney Afrika’da ırk ayrımı yılları... İngiliz turist küçük kente gelir, otele yerleşir. Canı sinemaya gitmek ister. Sinemanın önünde zenciler kuyruk olmuşlardır. İngiliz sıraya girer. Önündeki yaşlı zenci “Aman beyefendi, turistsiniz galiba, bur’da beyazlar kuyruğa girmez!..” İngiliz sinemaya girer, salona yönelir... Görevliler “Aman beyefendi, turistsiniz galiba, bur’da beyazlar üst balkonda oturur...” 10 dakika arada İngiliz tuvalet arar, çevresindekilerden beyazların çişlerini balkondan aşağı yaptığını öğrenir. Çok sıkışmıştır, çişini yapar. O sırada aşağıdan bir ses yükselir “Turistsiniz galiba, çünkü bur’da beyazlar, hepimiz nasiplenelim diye işerken sağa sola çevirirler!..”
004. Top atışı
Devlet başkanı, kentin düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü şenliklerine katılmak üzere gelmişti. Onun gelişinin ve yıldönümünün şerefine toplar atılmaya başladı. Törenlere göğsündeki bağımsızlık madalyasıyla katılan yaşlı adam yanındakine sordu “Ne oluyor böyle?.. Niçin toplar atılıyor?” Adam yanıtladı “Başkanımız geldi de... Onun için...” Az sonra yeniden patladı toplar... Yaşlı adam “Peki bu toplar kime?..” Adam yanıtladı “Başkanımıza...” Yine toplar atıldı... Yine aynı soru, yine aynı yanıt... En sonunda yaşlı adam madalyasını okşadıktan sonra “Ahhh, ah... Bizim zamanımızda topçular çok daha iyi nişancıydı... Deminden beri başkan denilen adama atıyorlar... Hala vuramadılar!..”
005. Yoshiro Mori
Ard arda kırdığı potlarla nam salan Japonya’nın çiçeği burnunda başbakanı Yoshiro Mori’nin, gafların en büyüğünü bir Washington ziyareti sırasında yaptığı ortaya çıktı. Japon yetkilileri tek kelime İngilizce bilmeyen Mori’ye, ABD Başkanı Bill Clinton’la karşı karşıya geldiğinde, “How are you?” (Nasılsınız) diye sormasını, karşılığında “Fine thanks, and you” (İyiyim, ya siz?) cevabı alacağını ve bunun ardından da “Me too” (Ben de) demesi gerektiğini öğretmiş. Mori bunları bir güzel ezberlemiş, ancak Clinton’la karşı karşıya geldiğinde bir anda kendisine tembihlenen her şeyi unutuvermiş. Veee olaylar şöyle gelişmiş: Mori, “Who are you?” (Siz kimsiniz?) diye sormuş. Önce kısa bir süre şaşıran Clinton, işi şakaya vurup, “Well, I am Hillary’s husband” (Şey, ben Hilary’nin kocasıyım) demiş ve kahkahayı basmış. Mori de Clinton’ın kahkahalarına aynı neşeyle katılıp, cevabı yapıştırmış: “Me too...”
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.