Evlilik Fıkraları 1
0001. Karbüratör
"Araba çalışmıyor şekerim" demiş kadın kocasına...
- Neden?
- Karbüratöründe su var, belki onun için...
- Karbüratörde suyun işi ne karıcığım... Başka sebepten çalışmıyordur.
- Hayır karbüratörde su var...
- Ver şu anahtarları gidip bakayım... Nerede otomobil?
- Gölde!..
002. Müzayede
Komşusu Ahmet beyi bahçesinde yalnız otururken gören Temel sordu:
- Yalnız mısın, hanım yok mu?
- Antika müzayedesinde...
- Yaa!.. Kaç para verdiler?..
003. Misafir
Yemek salonunda misafirler var... Yemeğin sonuna doğru evin küçük oğlu, "İyi geceler" diyor, yatmaya götürülüyor. Çocuk kendisini yatıran anneannesine, izlenimlerini özetliyor: “Anlaşılan bu akşam çok önemli misafirler var...” Büyük hanımefendi hayretle soruyor: “Nasıl anladın?..” Çocuk, “Annem, babamın esprilerine gülüyordu da!..”
004. Evlilik yıldönümü
Adam evlilik yıldönümünü sürekli unutan biri... Nihayet bir yılbaşı kendi kendine söz veriyor... O yıl evlilik yıldönümünü unutmayacak ve eşine büyük bir sürpriz yapacak... Beklediği gün geliyor. Amca bey o gün eşine pahalı armağanlar alıyor. Bir çiçek yaptırıyor. Akşam eve eli dolu dolu geliyor... Karısı şaşkın... Amca bey neşeli kahkahaları sıralarken:
- Unuttun değil mi?.. Bugün evlilik yıldönümüzdü...
Kadın hazin hazin bakarak:
- Bugün bizim evlilik yıldönümümuz değil!..
- Ya neyin yıldönümü?
- Senin ilk karınla olan evliliğinin yıldönümü!..
005. Huysuz kadın
Bernard Shaw’a dünyanın en huysuz kadınının kim olduğunu sormuşlar. Shaw; “Yeryüzünde çekilmez bir tek kadın vardır. Her erkek onun kendi karısı olduğunu sanır” (Erendiz Kasnak/3000 Fıkra)
006. Evlilik
Konfiçyus, evlilik konusunda şöyle der; “Evlilik, upuzun bir ziyarettir. Ne var ki, tatlı servisi önce yapılır!..” (İsmail Özmen/Dünya Fıkra Antolojisi)
007. Mutluluğun sırrı
Çok mutlu görünen adama, nedenini sorarlar. Adam;
- Dün nikahım vardı...
- Eee?..
Adam, keyifli sürdürür
- Dahip şaşıydı ve gelini şahitle evlendirdi!..
008. Kabak
Kabak yemeğini çok seven zihin özürlü delikanlıyı evlendirirler. Düğün yemeğinde kabak da vardır, ancak konuklar yemeği bitirirler. Annesinden kabak isteyen delikanlıya, kadıncağız durumu anlatır. Oğlan büker boynunu, bir köşede oturur. Konuklar gidince kadın oğluna “Yavrum, bu gece senin gecen... Hadi karın içerde seni bekliyor... Gir gerdeğe” deyince oğlan; “Bana ne!.. Kabağı kim yediyse, gerdeğe de o girsin!..” (Didem Yılmaz)
009. Tam istediğiniz gibi...
Bir bankaya gece bekçisi alınacaktı. Odaya ilk giren, ufak tefek bir adamdı. Banka müdürü, gece bekçiliğinin ne kadar önemli bir görev olduğunu anlatmak istedi: “Bak oğlum... Bizim gece bekçiliği başka işlere benzemez. Koşulları çok ağırdır. Bizde gece bekçiliği yapacak kişi hiç uyumayacaktır. Herkesten, her şeyden kuşkulanacaktır. Bu yüzden bir dakikasını bile huzur içinde geçirmeyecek, her duyduğu sözü araştıracaktır. Aşırı bir duyma ve görme yeteneğine sahip olacak, uzağında, yakınında ne olup biterse hepsini duyacak, görecektir. Gerektiğinde kavgacı, gürültücü, etrafını ürkütücü olacak, hatta gerektiğinde göze göz dişe diş kavga etmekten bile çekinmeyecektir.” dedi. Bunları dinleyen adam, “Ben adaylığımı geri alıyorum” dedi. “Ama sizin bu tarifinize tıpatıp uygun birini getirebilirim.” Çıkıp gitti... Yarım saat sonra döndüğünde, yanında karısını getirmişti. (Halit Kıvanç’ın Seçtiği Fıkralar/Güneş)
010. Laf uçar gider
Kadın kocasına:
- Vır vır konuşuyorsun. Bir kulağımdan giriyor, diğerinden çıkıyor!..
- Eee, tabi aralarında lafı durduracak bir şey yok!.. (Gülseren Adaklı)
011. Uyarı
Yeni evli çift at arabasıyla evlerine giderken atlardan biri tökezlemiş. Adam “Bu bir!..” demiş. Aynı at bir süre sonra yeniden tökezlemiş. Adam “Bu iki!..” At üçüncü kez tökezlediğinde çıkarmış silahını ve atı vurmuş. Kadın çığlık çığlığa “Sen ne yaptın?” diye feveran edince adam karısına dönmüş ve ”Bu bir!..”
012. Önemli gün
Bir gün kahvaltıda kadın kocasına dönüş ve "Eminim bu günün ne olduğunu hatırlamıyorsundur" demiş. Adam hiç bozuntuya vermeden "Tabii ki hatırlıyorum hayatım" demiş ve ofisine gitmek için evden çıkmış. Saat 10'da kapı çalınmış. Kadın kapıyı açınca bir de ne görsün, bir düzine kırmızı gül. Saat 1'de kapı yine çalınmış, o da ne en sevdiği şekerlemelerden iki kutu. Daha sonra ise pahalı bir butikten çok şık bir elbise. Kadın kocasının gelmesini sabırsızlıkla beklemeye başlamış. Sonunda akşam kocası eve gelmiş. Kadın kocasına sarılmış ve "Önce çiçekler, sonra şekerleme ve elbise!.." demiş kadın heyecanlı bir şekilde. "1 Nisan'ı hiç bu kadar güzel geçirmemiştim!.."
013. Oyun
9 yaşındaki Johnny okuldan eve gelir, buzdolabını açar ve tam dondurma alacakken annesi mutfağa girer ve:
- Kaldır onu johnny. Yemek zamanı yaklaştı. Dışarı çık ve oyna...
- Ama oynayacak kimse yok ki!
- Peki, o zaman beraber oynayalım. Ne oynamak istersin?
- Evcilik oynamak istiyorum. Sen anne ol, ben de baba olayım.
- Oldu. Ne yapmamı istiyorsun?
- Sen yatak odasına git ve uzan.
Anne durumu rahatlıkla kontrol altında tutabileceğinden emin, yukarı çıkar. Johnny babasının şapkasını giyer, masadaki kül tablasından bir sigara izmariti alır ve dudağının köşesine yerleştirir. Sonra yukarı çıkar ve yatak odasının kapısına gelir. Anne:
- Şimdi ne yapmam gerekiyor?
- Kıçını kaldır, aşağı in ve çocuğa biraz dondurma ver!..
014. Dilek
Bir golfçu, topa vurmak üzereyken bir cin belirivermiş. Cin, "3 dileğini yerine getireceğim, ancak bir şartla: karın, her dilediğinin yüz kat fazlasına sahip olacak" demiş. Adam cinden ilk olarak dünyanın en iyi golfçusu olmayı dilemiş. Cin de, "tamam, ama karın senden 100 kere daha iyi bir golfçu olacak" diye cevap vermiş. Adam ikinci olarak bir milyon dolar istemiş cinden. Cin, karısının 100 milyon dolar alacağını hatırlatarak adamın bu dileğini de yerine getirmiş. Cin son dileğini sorduğunda adam şöyle cevap vermiş: "3. dileğim, miniminnacık bir kalp krizi geçirmektir."
015. Paha
İki golfçu sahada üçüncünün gelmesini beklerlerken golfun kendilerine ne kadar pahalıya patladığını konuşuyorlarmış. Biri "Buraya gelmeme izin vermesi için karıma yeni bir Mercedes almak zorunda kaldım..." demiş. Diğeri ise "Benimki bu denli pahalıya patlamadı, bir kürk manto almam yetti; üstelik de ucuzluktan aldım..." demiş. Bu sırada gelen ve konuşmaları duyan üçüncü golfçu, "Sizi anlamıyorum..." demiş, "Ben hiç karımdan izin almak zorunda kalmadım. Bu sabah uyanınca karıma dönüp 'sevişelim mi?' dedim. O da 'nasıl olur, sen bu sabah arkadaşlarınla golf oynamayacak mıydın?' diyerek apar topar beni buraya gönderdi!..”
016. Konyak
Adamın biri, her gün aynı bara gelir, aynı yere oturur, konyak ısmarlar ve konyağından bir yudum alıp cebine bakar, konyağından bir yudum alıp cebine bakar, konyağından bir yudum alıp cebi.... Ve şişelerce konyağı bu şekilde deviren adam, bir yudum daha alıp son kez cebine baktıktan ve gün içinde ilk kez gülümsedikten sonra, kalkıp sallana sallana evine gidermiş. Barın müdavimlerinden biri bir gün dayanamayıp sormuş: "Neden her yudumdan sonra cebine bakıyorsun?" Adam cevap vermiş: "Cebimde karımın fotoğrafı var. Onu güzel bulmaya başladığım zaman evime gidebiliyorum!.."
017. Saygı
Golf sahası, mezarlığa giden yolun üzerindeymiş. İki adam golf oynarken, her zamanki gibi bir cenaze alayı geçmeye başlamış. Oyunculardan biri cenaze alayını görür görmez kasketini çıkarmış, göğsüne bastırmış ve dua etmeye başlamış. Diğeri, bu duruma sinirlenmiş: "Topa vurma sırası sende. Niye bekliyorsun?" Dua eden adam, arkadaşına dönmüş, "Onunla 25 yıldır evliydim. Ona karşı son görevimi yerine getirmek için 1-2 dakika ayırayım. Sonra oyuna devam ederiz!.."
018. İtiraf
Yatağında can çekişen George, karısına onu aldattığı itiraf etmiş. Karısı kaç kere olduğunu sorunca da George, her seferinde bir golf topu satın aldığını ve onları da dolabın dibindeki küçük kutuda topladığını söylemiş. Karısı dolaba koşmuş ve kutuda üç top olduğunu görünce rahatlamış. 50 yıllık bir evlilikte üç defanın normal olduğunu düşünmüş ve onu affettiğini söylemek için kocasının yanına dönmüş. Ardından kutunun içinde bulduğu 5 bin doların nereden geldiğini sormuş. Georges yanıtlamış: "Toplar 12 tane olduğunda onları satıyor, parasını yine kutuya koyuyordum!.."
019. Telefon
Uykusunda “Suzan” diye sayıklayan adam, karısına hesap vermek zorunda kalır; “Suzan mı? O, bugün altılıda banko geçtiğim atın adı...” Adam ertesi gün işten eve döndüğünde, karısını eli belinde bulur; “Seni, bugün hipodromdan aradılar. Adı da, ha Suzan’dı!..”
(İsmail Özmen/Dünya Fıkra Antolojisi)
020. Metres
Karı koca lüks bir restoranda yemek yerken içeriye sarışın bir afet girer ve hemen adamımıza yaklaşır “Mer’aba Ahmetciğim” der ve şapur şupur öpüşürler. Kadın gider başka bir masaya oturur. Bu arada masada cıngar kopar. Karısı başlar adamın başının etini yemeye “Kim bu ha?.. Bu ne samimiyet?.. Dır dır... Vır vır...” Adam gayet sakin yemeyi sürdürürken “Metresim...” der. Kadın iyice köpürür “Boşanacağım senden!..” adam yine aynı sakinlikle “Tamam... Sen nasıl istersen karıcığım... Yalnız gitmeden önce kredi kartlarını, evin ve arabanın anahtarlarını masaya bırak!..” Kadın pısar, oturur. Derken içeriye bir başka afet girer. O da gelir adamı şapur şupur öper ve gider başka bir yere oturur. Kadın öncekine oranla daha alt perdeden sorar “Bu kim?” Adam “Bu da Kemal’in metresi...” Kadın bir süre yemeğini didikler ve “Bizim metresimiz daha güzel!..” (Nuran Yıldız)
021. Kayıp
2 adam Akmerkez’de karılarını kaybetmiş, hararetle arıyorlarmış. Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Birisi: “Kardeş kusura bakma bu kalabalıkta karımı kaybettim de onu arıyorum!” demiş. Diğeri “Sen de kusura bakma ama, ben de karımı arıyorum!” deyince “Madem ikimiz de karılarımızı arıyoruz, tiplerini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak saat 4'te McDonalds'ın önüne gitmesini söyleriz...” demişler. Biri başlamış karısını tarif etmeye: “Benimki sarışın, mavi gözlü, 25 yaşında, 1,75 boyunda,60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etek giyiyor...” demiş, “... peki ya seninki?” diye sormuş. Diğeri de: “İttir et benimkini! Haydi seninkini arayalım!..” (Ayşegül Ayday)
022. Roger
Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boş zamanlarını hep bowling ve voleybol oynayarak geçirmektedir. Karısı bu duruma üzülür ve bir hafta sonu onu striptiz kulübüne götürmeye karar verir. O akşam beraberce kulübün kapısına gelirler. Kapıdaki bodyguard, “Hey Roger... Seni görmek ne güzel!" der. Karısı: "Daha önce buraya gelmiş miydin Roger?" diye sorunca; “Hayır hayır!.. O adamı bowlingten tanıyorum...” İçeri girerler ve bir masaya otururlar... Garson: “İyi akşamlar Roger... Her zamanki gibi cin tonik di mi?..” Karısı: “Roger bana bak sen buraya daha önce geldin değil mi?” Hafif hafif öfkelenmeye başlayan karısını sakinleştirmek zordur. Roger: “Ne alakası var! Voleyboldan tanırım onu... Bir iki tek içmişliğimiz var ordan yani...” Karısı pek tatmin olmamıştır ama neyse. Derken striptizci hatunlardan biri masaya gelir; “Selam Roger... Yine özel masa şovundan mı istersin?..” Roger boka batmıştır... Karısı hışımla yerinden kalkar ve kulübü terk eder.. Roger peşinden koşar.. Kadın bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da biner... Kadın öfkeden patlayacakmış gibidir... Şoför: “Bu geceki çok suratsızmış Roger!..” (Hasan Çeliktaş)
023. Deli avı
Sekiz yaşındaki oğlan babasına sorar;
- Baba, delileri nasıl yakalarlar?
- Kolay oğlum, biraz pudra, biraz ruj, baygın bir koku, dekolte bir elbise... Tamam!.. (İsmail Özmen/Dünya Fıkra Antolojisi)
024. E-posta hata kabul etmiyor
New York’un sokaklarının karla kaplandığı günlerde, ikisi de Amerika’nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan bir karı koca, Florida’da buluşup, yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede birkaç gün geçirmeye karar verirler. Kocası eşinden önce gider Florida’ya ve otelde ertesi gün için eşine de yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harf yanlış yazdığı için eşi yerine bir gün önce ölen yaşlı bir papazın eşine gider. Papazın en az kendi kadar yaşlı eşi bilgisayar ekranında mesajı okuyunca korkunç bir çığlık atar ve yere düşer. Zaten çok üzgün olan kadının bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve hemen herkes, yerde yatan kadına yardım için koşuşturmaya başlar. Kadıncağız bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığılık attığını soranlara bilgisayar ekranını gösterir. Ekrandaki mesaj ise aynen şöyledir; “Sevgili karıcığım, bugün buraya ulaşır ulaşmaz önce, yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok çok sıcak... Seni özlemle bekliyorum. Kocan.” (Itır Gökgücü)
025. İfade
Karısından boşanmış olan bir adam, o gün annesini görecek olan kızına: “Al kızım bu zarfı. Sen artık 18 yaşına bastın. Bu annene vereceğim son nafaka çeki. Bunu annene ver, sonra 1 adım geri çekil ve annenin yüzündeki ifadeyi seyret!” demiş. Kız annesine gitmiş: “Anne babam bu zarfı sana gönderdi. Ben artık 18 yaşıma bastığımdan sana gönderdiği son nafaka çekiymiş. Zarfı sana verip sonra 1 adım geride durup senin yüzündeki ifadeyi seyretmemi söyledi...” Annesi: “Peki kızım. Şimdi babana git. 18 seneden sonra ona aslında senin gerçek baban olmadığını söyle. Sonra 1 adım geri çekil ve yüzündeki ifadeyi seyret!..” (Gökçe Şık)
026. Cenaze
Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder; önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir başka tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına gider. Kafilenin başındaki adam kuşkusuz cenazenin sahibidir, yanına yaklaşır ve sorar;
- Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?
- Öndeki karım arkadaki de kayınvalidem."
- Vah vah!.. Başınız sağolsun. Nasıl oldu?"
- Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş onu da öldürmüş.
Adam biraz düşündükten sonra sorar;
- Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
- Sıraya geç!..
027. Bütçe
Keiko ve erkek arkadaşı küçük bir kafeteryada evlilik planları yapıyorlardı. Bir ara genç erkek biraz mahçup bir ifade ile Keiko'ya, "Bak sevgilim şimdiden söyleyeyim de sonradan bir yanlışlık olmasın. Ben küçük bir memurum. Ayda 200 bin Yen maaş alıyorum. Kira, elektrik, su derken bir ay boyunca elimde ancak 70 bin Yen para kalıyor. Eğer bu para ile bir ay geçinebilirim diyorsan evlenelim..." der. Keiko nişanlısının yanağına sevgi dolu bir öpücük kondurur ve "Sen beni merak etme, ben geçinmesine geçinirim ama bütün parayı bana verdikten sonra tüm bir ay boyunca sen ne yapacaksın? Ben asıl onu merak ediyorum!.." der.
028. Evlilik
Keiko uzun süredir beraber olduğu ama evlenmeye bir türlü yanaşmayan erkek arkadaşını evliliğe ikna edebilmek için uzun bir konuşma yapar ve konuşmasının sonunda da “Unutma her erkek gibi senin de sorunlarını paylaşacak bir kadına ihtiyacın var. Senin sorunlarını paylaşmaya ve onlara çözüm üretmeye hazırım...” der. Genç adam umursamaz bir tavırla “Ama benim hiçbir derdim yok ki!..” diye cevap verir. Keiko hemen atılır: “Belki şimdi yok, ama benimle evlendikten sonra olacak!..”
029. Değişim
Yeni gelin gerdek gecesi bir şişe rakıyı tek başına içer. Bir ara yanında oturan kocasına;
- Çok teessüf ederim; bir şişe seni ne kadar da değiştirdi!
- Ama sevgilim, ben ağzıma bile sürmedim içkiyi. İçen sensin!
- Tamam işte... Rakıyı ben içtim, ama sen değiştin!.. (Gözcü)
030. Kavga
Kadın annesini aramış:
- Kocamla bugün ilk kez kavga ettik!
- Kızım takma kafana... Olur böyle şeyler...
- Anne iyi de, cesedi n'apacağım?..
031. İyilik meleği
Adamın işi varmış, Ankara’ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses: “Binme, bu uçak düşecek!” Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış: “Uçak düştü kurtulan olmadı!” Koşmuş Haydarpaşa’ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında: “Binme bu trene, raydan çıkacak!” Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş: “Tren Eskişehir’de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...” Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses: “Bu otobüse binme, freni patlayacak!” Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış: “Sen kimsin yahu?” “Ben senin iyilik meleğinim!” Adam iyice kızmış: “Ulan evlenirken neredeydin!..” (Ozan Onat)
032. Hapis
Kadın, gece yarısı yanından kaybolan kocasını bulmak için kalkar. Aşağıdan bir ses duyar. Aşağı iner ve tekrar dinlemeye başlar, ama kocasını bulamaz. Depoya iner, orada kocasını dizleri üstüne çökmüş, duvara dönmüş ağladığını görür. Merakla sorar;
- Kocacığım, neyin var, ne oldu ?
- Hatırlıyor musun, baban bizi beraber yakaladığında bir soru sormuştu, “ya evlenirsin yada 20 yıl hapis çekersin?” demişti.
- Eeee, ne oldu?
- Bugün, hapisten çıkacaktım da!.. (Ozan Onat)
033. Sadece sarılmak
Karı-koca yatağa giriyorlar, tansiyon yülseliyor, sevişmeye hazırlanıyorlar. Ancak kadın durup dururken, “Dur, canım istemiyor, sadece bana sarıl!” diyor. Adamcağız “Neden?” diye sorunca, karısı: “Bir kadın olarak sevgi ihtiyaçlarımı anlamıyorsun...” diyor. Adam sevişemeyeceklerini anlıyor ve kadının istediğini yapıyor. Ertesi gün, adam, karısını çok güzel bir mağazaya götürüp, alışveriş yapıyor. Kadın, 3 tane pahalı kıyafet deniyor ama karar veremiyor. Adam, karısına hepsini almasını söylüyor. Sonra, $200’dan 3 çift ayakkabı da alıyor.. Sonra, pırlanta küpeler alıyor. Kadın heyecanlanıyor, mutlu oluyor.. Kocasının delirdiğini düşünüyor ama umurunda değil, pırlanta kolye de alıyor. Kocası, “Kolye sevmezsin sen ama bunu beğendiysen, alabilirsin...” diyor. Kadın zıplıyor, yerinde duramıyor mutluluktan. “Hazırım, kasaya gidelim...” diyor kadın. Kocası: “Hayır, hayır, bunları satın almayacağız ki” diyor. Karısının yüzü bembeyaz oluyor. Kocası: “tabi almayacağız, bunlara sadece sarılmanı istiyorum!..” (Ozan Onat)
034. Akıllıca
Kadın adama;
- Siz üçüncü kocama ne kadar benziyorsunuz.
- Yaa!.. Kaç kez evlendiniz?
- İki!.. (Ozan Onat)
035. Kayıp aranıyor
Kadının biri yanına bir arkadaşını da alarak karakola gitmiş ve kocasının kayıp olduğunu bildirmiş. Komiser kadından kocasını tarif etmesini istemiş. Kadın “Tabii...” demiş, ”... benim kocam 35 yaşında, 1.85 boyunda, atletik yapılı, kahverengi ve dalgalı saçları, mavi gözleri, insanın içini ısıtan bir ses tonu ve çocuklara karşı inanılmaz bir sevgisi var!” Yanındaki arkadaşı şaşırmış: “Aaaa sen ne diyosun? Senin kocan 45 yaşında, 1.65 boyunda, şişman, kel, sesi çok kalın ve çocuklardan nefret eder!” Kadın hiç istifini bozmamış: “İyi de, onu geri isteyen kim?” (Müge Serdar)
036. Mükemmel
Bir zamanlar mükemmel bir adam ve mükemmel bir kadın karşılaşırlar. Mükemmel bir arkadaşlıktan sonra mükemmel bir evlilik yaparlar. Tabi ki beraber geçirdikleri hayat mükemmeldir. Karlı ve fırtınalı bir yılbaşı gecesi bu mükemmel çift bir gün arabalarıyla virajli bir yolda ilerlerken yolun kenarında zor durumda olan bir kişi farkederler. Tabi ki mükemmel bir çift olduklarından yardım için dururlar. Bir anda bu kişinin Noel Baba olduğunu görürler. Noel Baba’yı bekleyen çocukları hayal kırıklığına uğratmamak için, onu da yanlarına alırlar. Hava şartlarının çok kötü olmasından dolayı kaza geçirirler. İçlerinden biri kurtulur. Kurtulan kimdir? Tabii ki “mükemmel kadın.” Çünkü dünyanın oluşumundan beri tek mükemmel olan şey odur. Herkes bilir ki ne Noel Baba diye birisi ne de mükemmel erkek vardır.
Kadınlar için öykü kesinlikle burada bitmiştir!
Erkekler okumaya devam edebilir.
Buradan anlaşılıyor ki Noel Baba ve mükemmel erkek diye bir şey olmadığı için arabayı kullanan mükemmel kadındır. Bu da niye kaza olduğunu çok açık anlatıyor. Bu arada eğer siz bir kadınsanız ve hala okumaya devam ediyorsanız bu da bir konuyu daha açığa çıkarır: Kadınlar hiç söz dinlemezler!.. (Çiğdem Akgöl)
037. Sakat
Adamın biri barda körkütük sarhoş olana kadar içmiş. Eve gidecek. Ayağa kalkmış. Paat diye yüzüstü yere düşmüş. Tekrar denemiş, aynı durum. Sürüne sürüne dışarı çıkmış, tekrar kalkmayı denemiş, değişen bir şey yok. Çaresiz eve kadar sürünerek gelmiş. Kapıyı açmış, karısının duymaması için sessizce oturma odasında kıvrılıp yatmış. Sabah karısı başına dikilmiş;
- Körolasıca yine bara gidip körkütük oluncaya kadar içtin değil mi?
- Ner’den çıkarıyorsun karıcığım?
- Bardan aradılar. Tekerlekli sandelyeni yine orada unutmuşsun!..
038. Anna nelere kadirmiş
Ufaklık çok acıkmış mutfağa koşmuş, buzdolabının kapısını açınca bir de bakmış kapının iç tarafında Anna Kournikova’nın bir posteri. Annesine gidip sormuş:
- Anne o resim niye or’da duruyor?
- O resim bana güzel görünmem için aşırı yemek yememem gerektiğini hatırlatıyor...
- İşe yarıyor mu?
- Evet... O resmi astığımdan beri ben 10 kilo verdim, ama baban 20 kilo aldı. (Müge Serdar)
039. Kurabiye
Yaşlı adam ölüm döşeğindeydi. Artık son dakikalarını yaşıyordu. Hasta yatağında yatarken birden mutfaktan gelen kokuyu duydu, en sevdiği çikolatalı kurabiyelerin kokusu... Birden gözleri aralandı, kendini ayağa kalkacak kadar güçlü hissetti. Bu bir mucize olmalıydı, ölmek üzere olan adamı ayağa kaldırmaya kurabiyelerin kokusu yetmişti. Duvara tutunarak merdivenlere kadar yürüdü. Basamakları ağır ağır inerken sanki mutfağa değil cennete yaklaşıyor gibi heyecanlıydı. Nihayet mutfak kapısına kadar geldi... İşte masanın üzerindeki tepside onlarca çikolatalı kurabiye, tam karşısında duruyordu. Son gücüyle masaya yaklaştı, o kurabiyelerden bir tane ağzına atabilse sanki ömrüne ömür katılacaktı. Bir tane almak icin elini uzattı. Ama birden karısı yetişti ve eline vurdu: ”Çek elini bakayım! Onlar cenaze için!..” (Senem Yıldırım)
040. Rüyalar
Kadın sabah uyanır uyanmaz “Kocacığııım...” demiş, “... rüyamda ne gördüm biliyor musun? Akşam eve elinde çok şık paketlenmiş bir kutuyla geliyorsun. Ben paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun? Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne olabilir?” Adam gülümsemiş: “Bu akşam öğrenirsin sevgilim.” Adam akşam eve gelmiş, elinde gayet şık paketlenmiş bir kutu... Kadın gözlerine inanamamış “Kocacığıımmmmm, sen harikasın!” diye pakedi alelacele açmış. Kutunun içinden ne çıkmış dersiniz? “Rüya tabirleri kitabı!..”
041. Kızımız hamile
İşadamı ofisinde çalışırken büyük oğlu içeri dalar:
- Baba... Kızma ama.. Bir kızı hamile bıraktım... Şimdi çenesini tutmak için benden 5 milyar istiyor.
Adam çek defterini çıkartır. Rakamı yazar. Derken küçük oğlu da aynı kötü haberle çıkagelir:
- Baba... Hamile.. Susmak için 3 milyar...
Baba bu parayı da öder... Biraz sonra ailenin biricik kızı içeri dalar:
- Baba...
Adam heyecanlı:
- İnşallah hamilesin!
- Maalesef baba...
Adam derin bir nefes alır:
- Harika... Para kazanma sırası bize geldi!..
042. Şimdi
Adamın biri işten eve gelmiş, TV'nin karşısına oturmuş, karısına da "Başlamadan bana bir bira getirsene..." demiş. Kadın ters ters bakmış, bir kutu bira getirip adamın kafasına atar gibi önüne koymuş... 10 dakika sonra adam tekrar "Çabuk bir bira daha.. Neredeyse başlıyacak" demiş. Kadın çok kızmış, "Bana baksana sen..." demiş, "... bütün gece bira içip televizyon mu seyredeceksin? Aaaah ah, yazıklar olsun boyle mıymıntı adamın uğruna gençliğim gitti allahııım!" Adam kendi kendine söylenmiş: "Al işte, başladı bile!.."
043. Tahmin
Genç çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu, evlenmek istediğini ve kızla tanıştırmak istediğini söyler. Ama sadece eğlence olsun diye eve 3 kız getireceğini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister. Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir. Otururlar bir süre sohbet ederler. Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar. Anne duraksamadan cevap verir:
- Ortadaki kızıl saçlı...
- İnanılmaz, nasıl bildin?
- Ondan hoşlanmadım!.. (Sefa Şahin)
044. Beyaz eşya
Küçük çocuk annesine sorar: “Anneciğim, gelinlikler neden beyaz olur?” Annesi gülümseyerek cevaplar: “Yavrum, çünkü beyaz temizliği, saflığı ifade eder.” Çocuk aldığı cevaptan memnundur, bir de babasına gidip sormak ister... “Babacığım... Gelinlikler neden hep beyaz olur?” Babası cevaplar: “Evladım, en temel ev araç gereçleri daima beyaz olur!..” (Müge Serdar)
045. Boşanma
Karı koca 100 km hızla arabada gidiyorlarmış. Arabayı adam kullanıyormuş ve karısı birden “Hayatım...” demiş, “... seninle 15 yıl boyunca güzel bir beraberlik yaşadık. Ama artık ben boşanmak istiyorum!” Adam bir şey söylememiş. Bu arada hızı 105’e çıkarmış. Derken karısı “Neden diye soracağını biliyorum...”demiş, “... bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama arkadaşın Joe ile birkaç aydır beraber oluyoruz ve üzgünüm ama yatakta o senden daha iyi!” Adam yine hiçbir şey söylememeye devam ederek hızı 110’a çıkarmış. Kadın devam etmiş “Evi ben istiyorum...” Artık 120’yle gidiyorlarmış. Adam hiçbir şey söylemiyormuş. Kadın “Ayrıca...” demiş, “... bütün çeklerini, kredi kartlarını, arabayı da istiyorum!” Adam hızı 130’a çıkartmış. Hala bir şey söylemiyormuş. Kadın sormuş: “Hiçbir şey söylemeyecek misin? Sen hiçbir şey istemiyor musun?” Adam 140’a çıkmış ve cevaplamış: “Hayır... Ben ihtiyacım olan her şeye sahibim.” Kadın şaşırmış “Öyle mi? Nedir o?” Araba karşıdaki duvara 150 km Hızla çarpmadan önce adam cevap vermiş: “Airbag ve emniyet kemeri bende!..” (Nihan Tandoğan)
046. Doğum kontrolü
Eczaneye gelen adam gebelik testi yapıp yapmadığımızı sordu. Olumlu cevabı alınca numune getirmeye gitti. Test yapıldı ve sonuç pozitif çıkınca adam hayretini gizlemedi:
- Yahu nasıl olur o kadar da hap yuttuk!
- Herhalde yenge bir kaç gün almayı unutmuş olacak.
- Ne yengesi yahu, hapları ben yutuyordum!
- Siz mi? Ama onlar kadınlar içindir.
- Öyle ama Muş’ta gittiğimiz doktor bize bir kaç kutu hap verdikten sonra kulağıma eğilip “hep hanıma yüklenme ara sıra da sen korun” demişti. Hanım iki kutu kullanınca “yeter” deyip ben başlamıştım!..
047. Koca
Küçük kızla küçük oğlan bahcede oyuncaklarıyla oynuyorlardı.. Küçük kız oğlanın yanına yaklaştı ve sordu:
- Seninle evcilik oynayalım mı?
- Tamam... Ben ne yapacağım?
- Neler hissettiğini bana anlat ha’di...
- Neler hissettiğimi mi? Ama... Şeyy... Bilmiyorum ki...
- Tamam işte... Sen haaarika bir koca olabilirsin!.. (Müge Serdar)
048. Falcı
Adamın biri bir lunaparkta etrafı gezerken, “Biraz eğlenirim” diye düşünerek bir falcının çadırına girmiş, falcı kadının karşısına oturmuş. Kadın önündeki kristal küreye gözlerini dikmiş, transa gecmiş ve “Ah...” demiş, “... görüyorum ki 2 çocuk babasısınız.” Adam kahkahayı basmış: “Hahahaha... Attı tutturamadı işte... Tam tahmin ettiğim gibi. Ben 3 çocuk babasıyım!” Falcı gülümsemiş: “Sana öyle geliyor!..” (Deniz Kumsal)
049. Cenaze
Amerika’da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmişti. Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırken, tabutun ön bölümünü yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarptılar. Bu sırada tabuttan bir inilti sesi duyuldu. Tabut açıldı ve öldüğü sanılan kadının yaşadığı anlaşıldı. Bir süre hastanede tedavi edilen kadın iyileşti ve 10 yıl daha yaşadı.10 yıl sonra öldüğünde ise cenaze töreni yine aynı kilisede yapıldı. Tören sonrası görevliler tabutu taşırken, kilisedeki aynı sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadının kocasının, arkalardan sesi duyuldu; “Lütfen sütuna dikkat ediniz!..” (İrem Serozan)
050. Vasiyet
Adam ölüm döşeğinde son nefesini vermek üzereymiş. Karısı baş ucunda oturmuş dua ederken adam “Karıcığım...” diye fısıldamış, “... görüyorsun artık ölüme yaklaşıyorum. Öteki tarafa gitmeden önce, senden son bir şey istesem yapar mısın?” Karısı gözyaşları içinde ona eğilmiş, “Elbette yaparım hayatım...” demiş, “... nedir istediğin?” ”Ben öldükten sonra arkadaşım Joe ile evlenmeni istiyorum!” Kadın şaşırmış, “Ama sen ondan nefret etmiyor muydun?” Adam son nefesini vermeden önce var gücüyle haykırmış: ”Ediyorummm!..” (Deniz Kumsal)
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.