Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Ocak 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Evlilik Fıkraları 2
Evlilik Fıkraları 2
051. Cep telefonu
Saunaya giden bir grup genç, soğuk havuzda dinlenirlerken bir cep telefonu çalar. Bir adam telefonu açar. Ortam çok gürültülüdür; telefonun öbür ucundaki kadın sesini zorlukla duyar.
- Sevgilim. Meltem’le dışardayım. Biraz önce çok güzel bir kürk gördüm. 400 milyon liracık. Senin kredi kartından alabilir miyim? N’oooolur, alabilir miyiiiiimmmm?
- Tabii canım. Al.
- Ah sevgilimmmm! Çok şekersin. Bi’ şeycik daha var ama kızmayacaksın, değil mi?
- Hayır, kızmam...
- Buraya gelmeden önce Akmerkez’deydik. De Beers’de bir tane tek taş pırlanta yüzük gördüm. Çok güzeldi sevgilim. Bütün arkadaşlarımda var. Senin kredili kart hesabından alabilir miyim? 650 milyon liracık. Gelecek ay ikramiye alacaksın. O zaman ödersin. N’ooooluuurrrr. Alabilir miyim?
- Peki, al canım.
- Sevgilim benim. Bi’ tanem. Çok şekersin. Bu akşam sana harika bir gece yaşatacağım. Canıııım, bi şey daha var. Ama kızarsın diye korkuyorum...
- Kızmam, söyle bakayım.
- Son kazadan sonra arabamdan iyice soğudum. Galeride bi’ tane Peugeot 206 gördüm sevgilim. Çok güzeldi. 9 milyara bırakacak. Senin adına bankadan bi’ kredi açtırsak diyorum sevgilim. Nuran’ın kardeşi bankada şube müdürü. Kefil, belge, imza falan istemiyor, sen ‘tamam’ dersen hemen yapacak işlemleri. N’ooolurrrr sevgilim, seni çok seviyorum....
- Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalım.
- Tatlı sevgilim benim. Canım sevgilim. Seni çoook seviyorum. Ha’di by, akşama görüşürüz.
Genç adam telefonu kapatır ve arkadaşlarına sorar:
- Bu telefon kimindi yahu?.. (Ergün Aral)

052. Hediye
Karı koca birlikte alışverişe çıkmışlar. Kadın demiş ki:
- Kocacığım, yarın annemin doğumgünü.. Ona bi’ şey almak lazım... Elektrikli ev aletlerinden aklına gelen bi’ şey var mı ona uyabilecek?
- Sandalyeye ne dersin?

053. Zehirli mantar
- Heey dostum iyi haberlerini aldım, evlenmişsin!
- Evet bu 4. oldu.
- Önceki üçüne ne oldu peki?
- Üçü de öldü...
- Yapma ya!.. Çok üzüldüm. Nasıl oldu peki?
- İlk karım yediği mantarlardan zehirlenerek öldü...
- Bu korkunç bi’ şey. Peki ya ikincisi?
- O da mantar zehirlenmesinden öldü...
- Tanrım, ne kaderin varmış senin... Ya üçüncüsü? Yoksa o da mı?
- Hayır, hayır!.. O, boynu kırılarak öldü...
- Anlıyorum... Kazaydı yani!
- Hayır... Mantarlarını yemedi!.. (Müge Serdar)

054. Cenaze
Adam maça gitmiş. Aldığı bilet tribünün en uzak köşesinde. Yerine oturmuş, birinci devreyi güç bela seyretmiş. O arada ön tarafta tam ortada bir koltuğun boş olduğunu farketmiş. Devre arasında sıralar arasından geçip o boş yere ulaşmış. Yan koltuktaki adama sormuş:
- Burası boş mu?
- Boş...
- Nasıl oluyor bu tıklım dolu stadda boş yer kalmış?
- Orası eşimin... Aylar önce bu maç için almıştık. Ama eşim vefat etti...
- Çok üzüldüm!.. Ama dost ve akrabalarınızdan birine neden vermediniz bileti?
- Onların hepsi şu anda cenazede!.. (İnanç Civelekoğlu)

055. Tali
Adamın birisi ‘Tali’ ismindeki bir adamı aramaktadır. Telefonunu bulur ve numarayı çevirir. Tali bey kendisini tanıtırken kesinlikle ünvanını da söylemektedir. Telefonu açan “Buy’run, ben şef Tali.” der. Arayan dalga geçiyor diye düşünüp telefonu kapatır. Yeniden aradığında karşıdaki yine “Buy’run, ben şef Tali.” der. Arayan biraz sinirlenir ve kapatır. Aradan biraz zaman geçtikten sonra yine arar. Karşıdaki ses yine aynıdır: “Buy’run, ben şef Tali.” Arayan iyice fıttırır. Telefonu kapatıp Tali beyin ev numarasını bulmaya karar verir. Numarayı bulur bulmaz çevirir. Telefonu açan bir kadındır ve “r”leri söyleyemiyordur. Konuşmaya başlarlar:
- İyi günler, efendim!
- Buyyun.
- Ben Tali beyi aramıştım, efendim. Kendileri orada mı acaba?
- Şef Tali yok, evde değil.
- Ben kiminle görüşuyorum?
- Ben kayısıyım!..

056. Çok iyi
Yaşlı çift arabayla yolda gidiyorlarmış, arabayı kadın kullanıyormuş... Derken polisin işaretiyle sağa çekmişler... Polis cama yaklaşıp: “Hanımefendi hız sınırını aştığınızın farkında mısınız?” Kadın kocasına dönmüş: “Ne diyo’, ne diyo’?” Kocası: “Çok hızlı gidiyormuşuz, öyle diyor!” Polis: “Ehliyetinizi görebilir miyim lütfen?” Kadın yine kocasına dönmüş: “Ne diyo’, ne diyo’?” Kocası: “Ehliyetini göster diyor!” Kadın ehliyetini çıkarıp vermiş. Polis belgelere bakarken kadının Ankaralı olduğunu görmüş: “Aaa demek Ankaralı’sınız... Ben de bir süre or’da yaşamıştım.. Hatta or’da bi’ kere ‘arkadaş arıyorum’ ilanlarından bir kız bulup randevu vermiştim. Aman allahım hatırlıyorum da, hayatımda gördüğüm en çirkin yaratıktı...” Kadın yine kocasına dönmüş: “Ne diyo’, ne diyo’?” Kocası: “Seni tanıyormuş!..” (Müge Serdar)

057. Davetsiz misafir
Adam işten evine gelmiş ve karısına:
- Hayatım, işyerinden en sevdiğim arkadaşımı bu akşam yemeğe çağırdım.
- Nee! Sen delirdin mi! Ortalığı görmüyor musun? Ev darmadağın. Nerminler bendeydi bugün. Vır, vır, vır.... Üstelik yemek de yapmadım. Zaten alışverişe de çıkmamıştım. Geçen akşamdan kalan bulaşıkları bile yıkamadım henüz. Dır, dır, dır... Üstelik bugün muayyen günüm; sinirli ve yorgunum. En sevdiğim pembe dizi olan “şebekler de ağlar” var bugün televizyonda, onu izlemek istiyordum. Lak, lak, lak.. Hem bu akşam Nalan’la telefonla konuşma günüm; biliyorsun çarşamba akşamları 23.00’dan sonra %70 indirim var...
- Biliyorum canım, biliyorum...
- Biliyorsan arkadaşını neden çağırdın o zaman?
- O salak da bu aralar ‘evlenmek istiyorum’ diye tutturdu da... (Kanat Gezgen)

058. Patron kim?
Bir şirketin patronu, çalışanlarının onu ciddiye almamasından ve saygı göstermeden her zaman kafalarına göre takılmalarından yakınıyormuş. Bir gün şirkete elinde koca bir tabelayla gelmiş. Tabelanın üstünde “Burada patron benim!” yazıyormuş. Onu kapısının üstüne asmış ve dışarı çıkmış. Döndüğünde tabelanın üstünde şöyle bir not: “Karınız aradı. Tabelasını geri istiyormuş!..” (Müge Serdar)

059. Anlaşma
Kilisede düğünün başlamasına çok az zaman var. Damat rahibin yanına yaklaşıp fısıldıyor; “Bakın, size vereceğim 100 $ karşılığında evlilik yeminimizde birtakım değişiklikler yapmanızı istiyorum. Hani şu bana soracağınız ‘sonsuza dek seveceğinize, koruyacağınıza, sadık kalacağınıza yemin ediyor musunuz?’ kısmı var ya, onu metinden çıkarmanızı istiyorum.” Rahip gülümseyerek başını sallıyor ve damat rahibin avucuna 100 $ sıkıştırıp içeri dönüyor. Düğün başlıyor. Herkes yerini alıyor, yeminler okunmaya başlanıyor. Sıra damadın yeminine gelince damadın gözleri hain hain parlıyor. Rahip damada soruyor: “Eşinizin daima bir adım gerisinden yürüyeceğinize, her emrini ve dileğini yerine getireceğinize, her sabah kahvaltısını hazırlayıp ayağına kadar götüreceğinize ve ikiniz de yaşadığınız sürece başka kadınlara bakmayacağınıza yemin ediyor musunuz?” Tabii damat bu beklenmedik iş karşısında gözleri faltaşı gibi açılıyor, sağa, sola bakıyor. Yutkunuyor ve kısık bir sesle: “Eeee... Evet efendim.” Tören sona erdikten sonra damat hışımla rahibin karşısına dikiliyor: “Bir anlaşma yaptığımızı sanıyordum!” Rahip gülümseyerek cevaplıyor: “Eşiniz daha iyi para verdi!..” (Mustafa Tanrıkulu)

060. Kadın
Bir Sanskrit efsanesine göre yaradan, erkeği yarattıktan sonra, ayın yuvarlaklığını, tırmanıcı bitkilerin kıvrımlarını, yaprakların hafifliğini, bulutların ağlayışını kaplanın zalimliğini, ateşin akışkanlığını, karın soğukluğunu ve kuşların cıvıltısını bir araya getirerek, kadını yaratmış ve onu erkeğe sunmus. Üç gün sonra erkek, tanrıya gelip söyle demiş: ”Bana verdiğin bu kadın hiç durmadan konuşuyor, beni hiç rahat bırakmıyor, sürekli ilgi istiyor, bütün vaktimi alıyor, her şeye ağlıyor, hiçbir iş de yapmıyor. Onu geri almanı istiyorum.” Tanrı, bunun üzerine kadını geri almış, ama çok geçmeden erkek geri gelmiş ve demiş ki: “O şarkı söyleyip dansederdi, göz ucuyla beni izlerdi, oyun oynamayı çok severdi, korktuğunda bana sarılırdı, gülüşü müzik gibiydi, onu seyretmek çok hoştu. Onu bana geri ver.” Böylece tanrı kadını erkeğe geri vermiş ama üç gün sonra erkek yine kadını geri getirmiş ve tanrıdan onu almasını istemiş. “Olmaz!..” demiş tanrı, ”... ne onunla ne de onsuz yaşıyorsun. Elinden geldiği kadar idare etmeye bak!..” (Atilla Balcı)

061. Tabii hayatım
Adamın karısı şarkı söylemeyi çok seviyormuş, ama ne zaman kadın şarkı söylemeye başlasa adam bahçeye kaçıyormuş. Kadın surat asmış: “Sesimi beğenmiyor musun yoksa?“ Adam cevaplamış: “Tabii beğeniyorum hayatım. Sadece komşular seni dövdüğümü sanmasın diye bahçeye çıktım!..” (Müge Serdar)

062. Bunama
Yaşlı bir koca ve karısı ev yaşantılarında birçok küçük unutkanlığın başladığının farkına varırlar. Bunun tehlikeli olabileceğinden korkarlar. Örneğin ocağı kapatmayı unutmaları yangın çıkmasına neden olabilir. Bu yüzden yardım almak için bir psikoloğa gitmeye karar verirler. Psikolog onların yaşındaki insanların pek çoğunun küçük hatırlatıcı notlar alarak bu sorunu azalttığını anlatır. Yaşlı çift bu öneriyi çok hoş bulur ve psikoloğun ofisinden ayrılır, eve dönerler.
- Hayatım, mutfaktan bana bir tabak dondurma getirir misin? Unutmaman için istersen not al.
- Saçma, bir tabak dondurmayı hatırlayabilirim.
- Peki, üzerine biraz da çilek istiyorum. İstersen not al.
- Gerek yok! Bir tabak dondurma, üzerine çilek. Hatırlayabilirim.
- Tatlım, yalnız üzerine biraz da krema istiyorum. Şimdi yazsan iyi olur. Unutacaksın.
- Şimdi geliyorum. Hafızam o kadar da kötü değil.
Adam mutfağın kapısını kapatır. Kadın biraz sonra adamın dolaptan çıkardığı tencere, tava seslerini duyar. Kocası onbeş dakika sonra ortaya çıkar. Karısına doğru yürür ve bir tabakta pişmiş et ve yumurtayı karısına uzatır. Kadın önce tabağa, sonra kocasına bakar:
- Hey!.. Tostlar nerede?” (Deniz Kumsal)

063. Koca
Adam ve kadın restoranda yemek yiyorlar. Birden garsonlardan biri adamın yavaş yavaş sandalyesinden aşağı kaydığını, kadının ise hiç oralı olmadan yemeğine devam ettiğini görüyor. Garson dayanamıyor ve kadının yanına gidiyor: “Afedersiniz hanımefendi ama eşiniz sandalyesinden kayıp masanın altına düştü galiba.” Kadın hiç istifini bozmuyor: “Ah, hayır hayır.. Eşim az önce kapıdan içeri girdi!..” (Müge Serdar)

064. Promosyon
Hava taşımacılığının ilk yıllarında insanlar uçağa binmekten korktuğu için bir türlü istenen yolcu sayısına ulaşılamıyormuş. Bir şirketin promosyon sorumlusu uçaklarında seyahat eden iş adamlarına birer mektup göndererek, eğer o hafta rezervasyon yaptırırlarsa bundan sonraki ilk beş seyahatlerinde eşlerinden para alınmayacağını bildirmiş. Bunun üzerine epeyce başvuru olmuş. Şirket kampanya sona erdikten sonra bu kez işadamlarının eşlerine birer mektup göndererek, ‘seyahatlerinden memnun olup olmadıklarını’ sormuş. Ancak mektup gönderilen kadınların yüzde doksanından şu yanıt gelmiş: “Ne seyahati?..” (Atila Yetgin)

065. Sözünü tutsana
Evli çiftin kaynanaları onları ziyarete gelmişti, evin küçük kızı koşup hemen anneannesine sarıldı;
- Anneanneeeeee... Şimdi sen geldiğine göre babam bize söz verdiği numarayı yapacak!
- Neymiş o numara?
- Bize son gelişinde, sen gittikten sonra babam anneme dedi ki “Annen olacak kadın bir daha bu eve gelirse duvarlara tırmanacağım!..”

066. Ya ötekiler?
Evli çiftin dört erkek çocukları varmış. Ancak ilk üç çocuk kızıl saçlı, açık tenli ve uzun boyluyken, dördüncü yani en küçükleri siyah saçlı, buğday tenli ve kısa boyluymuş. Adam bir gün amansız bir hastalığa yakalanmış ve yatağa düşmüş. Son nefesini vermek üzereyken başucunda bekleyen karısına sormuş: “Karıcığım, sana son bir şey sormak istiyorum, bana dürüstçe cevap ver. En küçük oğlumuz gerçekten benden mi?” Kadın; “Yemin ederim kocacığım... Bütün çocuklarımızın üzerine yemin ederim ki onun babası sensin...” Adam bu cevabı aldıktan sonra huzur içinde ölmüş. Kadın kendi kendine “Allahım...” demiş, “... ya diğer üçünü sorsaydı!..” (Müge Serdar)

067. Ayna
Bir grup erkek ve kadın, bir yazarın evinde toplanmış, sohbet ediyorlardı. Misafirlerden biri, kadınla ayna arasındaki farkın ne olduğunu sordu. Kimse cevap veremeyince soruyu kendisi cevapladı; “Ayna, konuşmadan yansıtır. Kadın ise hiçbir şey yansıtmadan konuşur!” Bunun üzerine bir hanım dayanamadı ve hemen atıldı; “Peki ben size sorayım bu defa. Erkeklerle kristal ayna arasındaki fark nedir?” Kimse cevap veremeyince kadın devam etti; “Ayna yontulmuştur!..”

068. Şiddetli geçimsizlik
Orta yaşlı çift, “Boşanmak istiyoruz!” diye hakimin karşısına çıkmışlar. Hakim sormuş: “Sizin gibi yaşını başını almış bir çift neden boşanmak ister?” Adam söz almış: “Biz hiçbir konuda anlaşamıyoruz sayın hakim... 20 yıldır evliyiz ama bugüne kadar tek bir konuda bile aynı fikirde olamadık!..” derken karısı lafa atlamış: “20 yıl değil sersem, 21 yıl!..” (Müge Serdar)

069. İntikam
Adam gazete okurken bir ilan görmüş: “50 $’a satılık Porsche!” Adam gözlerine inanamamış, ilandaki adrese gidip öğrenmek istemiş. Evin kapısını çalmış. Kapıyı bir kadın açmış. Adam ilanı göstererek “Arabayı görebilir miyim?” demiş. Kadın “Tabii ki!” deyip adamı arabaya götürmüş. Adam bakmış ki resmen gıcır gıcır muhteşem bir Porsche. “Yahu insan böyle bir arabayı nasıl 50 $’a satar, acaba bir arızası falan mı var?” diye düşünmüş, bir test sürüşü yapmak istemiş. Adam test sürüşünü bitirmiş, araba tek kelimeyle mükemmel. Adam sonunda dayanamamış ve kadına sormuş:
- Hanımefendi bu muhteşem arabayı 50 $’a satmak istediğinize emin misiniz?
- Elbette eminim!
- Kusura bakmayın ama çok merak ettim, neden böyle bir arabayı bu kadar komik bir fiyata satıyorsunuz?
- Anlatayım... Kocam dün “Karıcığım, biliyorum bana çok kızacaksın, ama sonunda gerçek aşkı buldum ve onunla buradan gidiyoruz. Her şeyi senin üzerine yaptım, evi de eşyaları da istemiyorum, sadece Porsche’umu sat ve parasını bana gönder...” yazılı bir not bırakarak sekreteriyle kaçtı!.. (Osman Bedel)

070. Mantıklı mazeret
Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polis aracını görünce kaçabileceğini düşünüp gazı kökler. Ancak polisi atlatamadığını görünce pes ederek kenara çeker. Polis sürücünün yanına gelir ve: “Arkadaş, çok yorgunum. Bana mantıklı bir mazeret gösterirsen seni bırakıp gideceğim.” der. Sürücü düşünür ve yanıtlar: “Karım geçen ay beni bir polis için terk etti. Aynada polis aracını görünce, kaçtığı polis, onu bana geri getiriyor sandım.” Polis: “Pekala, gidebilirsin!..” (Eser Kaykayoğlu)

071. Dilek
Kadının biri kocasını 3 erkekle aldatıyormuş. Her gün kocası evden gidince 3 erkek eve gelir ve kadınla yatarmış. Kadın yine böyle bir günde adamlardan birine demiş ki “Sen yarın gelirken bir tepsi dolma getir.” Diğerine “Sen de bir büyük kap ayran getir.” demiş. Üçüncü yoksul olduğu için “Sen hiçbir şey getirme.” demiş. Ertesi gün gelmiş. Fakat kadın o günün pazar olduğunu unutmuş ve eteği tutuşmaya başlamış. Kocasının yanına gitmiş “Sen bugün kahveye filan gitmicen mi? Ben evde temizlik yapıcam.” deyip kocasını zar zor evden yollamış. Kocası gider gitmez 3 adam gelmiş. Kadın “Hemen gidin, kocam buralarda...” derken zil çalmış. Kadın adamları sağa sola saklamış ve kapıyı açmış. Kocasını karşısında görünce “N’oldu?” diye sormuş. Adam “Yaa... Karnım çok acıktı, bana dolma yapsana. Canım çok istedi.” demiş. Kadın “Allahım bir tepsi dolma olsa da yesek.” demiş. Elinde dolma tepsisi olan adam çıkıp yanlarına gelmiş. Adam bunu görünce şaşırmış, “Sen kimsin?” diye sormuş. Adam da “Ben allah tarafından geliyorum. Karınız dolma istedi.” demiş ve çıkıp gitmiş. Adam olayın şokunu atlatamadan “Yaa, tamam da, bu ayransız gitmez. Sen bari bir ayran yap.” demiş. Kadın “Allahım bir damacana ayran olsa da içsek.” demiş. Ayranı getiren adam çıkıp gelmiş. Adam kendi kendine “Yaa, bizim karı ermiş mi oldu ki?” diye söylenenek yemekleri yemiş. Bu sırada 3. adam hala saklanıyormuş. Uzun bir süre sonra 3. adam dayanamayıp çıkmış yerinden. Kadının kocası “Sen de kimsin?” demiş. Adam da “Ben allah tarafından geliyorum, boşları alıcam!” demiş ve tepsiyle damacanayı alıp çıkmış. (Mehmet Çokan)

072. İş
Bütün gün işsiz güçsüz gezen adam, bir akşam hoplaya zıplaya neşe içinde eve gelmiş. Karısı çok şaşırmış:
- Hayrola kocacığım, çok sevinçlisin?
- Tabii sevinirim karıcıcığım! Sonunda iş buldum!..
- Ciddi misin? Nasıl bir iş?
- Bak böyle bir zamanda bundan güzel iş olamaz. Sabah 10’da başlıyor, akşamüstü 5’e kadar. Fazla mesai yok, hafta sonunda çalışmak yok ve haftada 600 $!..
- İnanılır gibi değil... Kocacığım bu gerçekten harika bir işe benziyor...
- Böyle düşünüceğini biliyorum hayatım... Pazartesi başlıyorsun!.. (Müge Serdar)

075. Aynı gün
Erkeğe sormuşlar:
- Karınızla aranızdaki ortak özellikler neler?
- Aynı gün evlendik!..

076. Çıkış yok
Yeni evli bir çift. Adam bir akşam yalnız başına çıkıp arkadaşlarıyla eğlenmek ister. Karısına der ki:
- Sevgilim, ben çıkıyorum.
- Nereye gidiyorsun hayatım?
- Bara gidiyorum birtanem, arkadaşlarımla bir şeyler içeceğiz.
- Aman da aman... Benim kocacığım içki mi istiyormuş?..
Kadın hemen minibara koşar ve 12 ülkeden 25 değişik içki çeşidini adamın önüne koyar. Adam bunun üzerine:
- Benim düşünceli, tatlı sevgilim... Çok teşekkür ederim, ama barda... Biliyorsun... Buz gibi bardakta...
Adam daha cümlesini bitiremeden kadın hemen mutfağa koşar, derin dondurucudan çıkardığı bardağı koşa koşa adama getirir:
- Aman da aman... Benim aşkım içkisini buz gibi bardakta mı içmek istiyormuş?.. Al bakalım!
- Benim güzel kurabiyem... Ama barda buz gibi içkimi içerken yanında yediğim çerezler... Bilsen canım nasıl çekti. Sana söz, 2-3 saat içinde döneceğim.
- Aman da aman... Benim canımın içi çerez mi istiyormuş?..
Kadın koşa koşa içeri gider. Bir tepside 15 çesit çerezle geri döner. Adam artık dudaklarını ısırmaya başlamıştır ve son bir güçle kadına der ki:
- Ama benim güzel meleğim, barda biliyorsun, hani arkadaş arkadaşa... Yahu erkek erkeğe bir muhabbet vardır bilirsin, hani biz kendi aramızda biraz “rahat” konuşuruz. Kadın gülümser:
- Aman da aman... Benim bir tanecik kocacığım erkek erkeğe rahat muhabbet etmek mi istiyormuş?.. O zaman... Bana bak oğlum... Al şu lanet olası içkini, bardağına doldur ve çerezlerinle zıkkımlan. Hiçbir yere gitmiyorsun, anladın mı koççum!..” (Bekir Çil)

077. Nerdesin?
Adam İkiz Kuleler’deki işine gitmek için 11 Eylül sabahı saat 6’da evden çıkmış. Manhattan’a geldiğinde işe gitmekten vazgeçip önce sevgilisine uğramaya karar vermiş. Cep telefonunu kapatmış. Saat 10 civarında, hala sevgilisinin evindeyken telefonunu açmış; telefonu açıldığı anda çalmaya başlamış. Avaz avaz bağıran karısı;
- Hangi cehennemdesin sen? Bir saattir sana ulaşmaya çalışıyorum. Meraktan deliye döndüm!..
- Nerede olabilirim? Ofisimdeyim tabii!..

078. Kime benziyor?
Genç çiftin çocuğu oldu. Bütün akraba doğumevine doluştu. Çiçekler, tebrikler geldi. Dedeler, nineler, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar bebekten ayrılmak bilmiyordu. Hepsi birden karar verdi: “Ah yavrum! Tıpkı babası...” Genç anne mırıldandı: “Zararı yok! Sağlığı yerinde olsun da!..” (Akın Aydın)

079. Siz nerede çalışıyorsunuz?
Doğumevi bekleme salonuna hemşire koşarak girer, ilk sırada oturan adama yaklaşarak: “Sizi tebrik ederim, ikiz çocuğunuz oldu!” der. “Ne tesadüf... Minnesota İkizleri basketbol takımındayım.” der adam. Bir saat sonra, aynı hemşire yine koşarak gelir, “Mr. Smith” ismini anons eder. Mr. Smith yerinden heyecanla doğrulur. Hemşire; “Artık üçüz babasısınız!” der. Mr. Smith şaşırır ve “Olacak şey değil, ben de 3M şirketinde çalışıyorum!” der. Hemşire bir daha göründüğünde dördüncü adama; “Eşiniz dördüz doğurdu, kutlarım!” der. Adam da şaşkınlıkla “Ben de Dört Mevsim Oteli’nde çalışıyorum!” der. O sırada yanında oturmakta olan adam hafif baygınlık geçirerek yere yığılır. Yetişip müdahale eden hemşire sorar; “İyi misiniz, ne oldu size?” Adam kendine gelmeye çalışarak doğrulur; ”Temiz havaya ihtiyacım var... 101 Dalmaçyalı mağazasının müdürüyüm de!..”

080. Evlenme teklifi
Genç kız evine biraz üzgün dönmüştü. Annesine;
- Bir saat önce Kemal evlenme teklif etti.
- Peki neden böyle üzgün duruyorsun o zaman?
- Çünkü ateist olduğunu itiraf etti anne. Cehennemin varlığını bile inkar ediyor.
- Sen yine de evlen kızım... Yanıldığını kanıtlarız biz ona!.. (Şeyda Günaydın)

081. Anlamsız evlilik
Çocuk babasına: “Babacığım, annemle nasıl evlendin?” Adam eşine dönüp: “Görüyor musun, çocuk bile bir anlam veremiyor!.. (Şeyda Günaydın)

082. Vasiyet
Adam avukatına:
- Vasiyetimi değiştirmek istiyorum! Ben öldükten sonra üç ay içerisinde karım evlenirse mirasımı kullanmaya hak kazansın!..
- Neden böyle bir değişikliğe gerek duydunuz?
- Benim ölümüme hiç olmazsa bir kişinin üzülmesini istiyorum da!.. (Aydın Sun)

083. Zarar
Bir bilgeye kadın peşinde koşmanın zararı sorulur. Bilge sakalını sıvazlar ve şöyle der: “Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur, zararlı olan onu yakalamaktır!..”

084. Eder
Adam durdurduğu taksi şoförüne sorar:
- Beşiktaş’a kaça götürürsün?
- 5 milyon.
- Peki yanıma karımı da alsam?
- Yine 5 milyon...
Adam karısına döner:
- Bak sana ‘beş para etmezsin’ diye boşuna demiyormuşum!.. (Serkan Ayaz)

085. Mazi
Kız nişanlısını eve çağırdı;
- Gel otur sevgilim, evlenmeden önce sana tüm mazimi açıkça anlatmalıyım.
- İyi ama hayatım bunu iki hafta önce yapmıştın ya unuttun mu?
- O iki hafta önceydi hayatım... (Şeyda Günaydın)

086. İlk aşk
Evliliklerinin üstünden henüz bir ay geçmiştir. Mutlu koca, genç ve güzel karısına sarılır:
- İlk aşk ne kadar tatlı, ne kadar heyecanlı değil mi sevgilim?
- Evet... Ama seni tanıdığıma da memnunum!..

087. Bill
Adamın biri caddeye çıkmış, taksi aranırken tam önünde bir taksi kırmızı ışık için durmuş. Adamın içeri binmesiyle birlikte araba hareket etmiş. Şoför:
- 10 saniye gecikseniz hareket etmek zorunda kalacaktım. Harika bir zamanlama... Tıpkı bill gibi!
- Kim?
- Bill Smith. O her şeyi mükemmel yapan biridir!
- Herkesin yapamadığı birşeyler vardır!
- Bill için bu kural geçerli değildir!.. Muhteşem bir sporcudur. Teniste üstüne yoktur, Pavarotti gibi şarkı söyleyebilir, Broadway starları gibi dansedebilir!
- Bill gerçekten acayip biriymiş!
- Evet!.. Bill’in müthiş bir hafızası vardır, herkesin yaş gününü hatırlar, şarap konusunda bir numaradır, ne hangi çatalla yenir, bilir. Her şeyi tamir edebilir. Benim gibi beceriksiz değildir. Ben bir sigorta değiştirsem mahalle kararır.
- Bu Bill’i çok iyi tanıyorsun...
- Yooo!.. Hayatımda hiç görmedim!
- Peki, nasıl bu kadar çok şey biliyorsun hakkında?
- Sorma!.. Onun eski karısıyla evliyim!..

088. Her şeyi paylaşmak
Soğuk bir kış akşamı, Mcdonalds’a yaşlı bir amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar. Derken amca kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir büyük cola almış, masaya dönmüş. Hamburgeri ikiye bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş. Sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onların da yarısını teyzeye vermiş. Sonra cola kutusunu da ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor, sonra da teyze bir yudum alıyormuş. Herkes “Ne tatlılar iki tonton buraya gelmişler, bir kişilik yemeği ikisi yiyorlar...” diye onları izliyomuş. Derken bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle patatesler olduğu gibi duruyor. Kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor arada bir de cola’dan bi yudum alıyormuş. Sonunda orada çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş:
- Afedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadım. Lütfen izin verin, size bir menü ısmarlayayım.
- Teşekkür ederiz... Ama, biz halimizden memnunuz... 60 yıldır evliyiz ve her şeyimizi işte böyle paylaşırız.
- Peki ama teyzeciğim, siz neden hamburgerinizi, patateslerinizi yemiyorsunuz? Neyi bekliyorsunuz?
- Dişleri... (Müge Serdar)

089. Zamane
Delikanlının biri genç kıza:
- Sizi seviyorum!
- Geç kaldınız, dün nişanlandım!
- Zamane evlilikleri ne kadar sürer ki... Yarına kadar sabrederim!.. (Cenk Mutlu)

090. Zavallı yaratık
Genç kız eve gelmiş, bir de bakmış annesi aynanın karşısında yeni aldığı kürkü deniyor; çok sinirlenmiş:
- Anne! Sen bu üzerindekiyle arkadaşlarına hava atasın diye, zavallı savunmasız bir hayvanın ne acılar, ne işkenceler çektiğini biliyor musun?
Kadın ona ters ters bakmış:
- Bana bak!.. Sen baban hakkında ne biçim konuşuyorsun?” (Müge Serdar)

091. İş
Adam, elbisesinin dikişlerini çeken karısına;
- Daha yavaş... Bak dikiş eğri gidiyor!.. Ben sana demiştim... Bak çizgi ne kadar dışa kaydı. Dur dur, şimdi de pot yaptı... Ne yaptığına dikkat etsene. Az kalsın kumaş yırtılıyordu!
- Beni rahat bıraksana. Dikiş dikerken senin nasihatlerine ihtiyacım yok!
- Ya benim araba kullanırken seninkilere var mı?.. (Fatma Demirdöven)

092. Berber
Adam, lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal traşı yapılırken bir yandan da elleri manikürlenmektedir. Manikürü yapan sarışın fıstık adamın ilgisini çekmekte gecikmez;
- Güzelim, bu gece benimle çıkmaya ne dersin?
- Özür dilerim ama ben evliyim.
- Boşversene... Seninkine telefon et bu gece işinin çıktığını, eve gelemeyeceğini söyle!
- İstersen sen söyle. Şu anda seni traş ediyor!..

093. Tırnak yediğinizde
Doksanlı yaşlara yaklaşmış iki yaşlı kadın sohbet ediyorlarmış.
- Benimki bu sıralarda kötü bir alışkanlık edindi, tırnaklarını yemeye başladı. Ne yaptıysam vazgeçiremedim. Sinirlerimi bozuyor.
- Haklısın, benimki de bir ara başlamıştı ama uyguladığım tedbirlerle tırnak yemesini engelledim.
- Çok iyi. Ne yaptıysan bana da öğret, lütfen.
- Kolay... Dişlerini sakladım. (Fatma Demirdöven)

094. Rahibin duası
Bayan O’dunigan, Dublin’de O’connel Caddesi’nde yürüyordu. Karşıdan da rahip O’rafferty geliyordu:
- Merhaba... Nasılsınız? Bay O’dunigan nasıl? Sizi iki yıl önce ben evlendirmemiş miydim?
- Evet.
”- Bebeğiniz oldu mu, küçük O’duniganlar?
- Maalesef... Henüz bebeğimiz yok. Oysa öyle istiyoruz ki?
- Gelecek hafta Roma’ya gidiyorum. Vatikan’daki büyük kiliseye sizin için bir mum dikeceğim.
- Teşekkürler sevgili rahip... Size minnettar olacağız.
Birkaç yıl geçti aradan. Kadınla rahip bir daha karşılaştılar. Rahip merakla sordu: - Bebeğiniz oldu mu peki?
- Oldu... Sekiz yılda üç ikiz, dört de tek doğurdum. 10 çocuğumuz var.
- Harika!.. Mucize işte bu. Peki, o şirin kocanız ne yapıyor?
- Roma’ya gitti dün... Sizin o allahın belası mumunuzu söndürmeye!..

095. Uyanık adam
Adam yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye para verir ve;
- Bununla bir sigara alırsın.
- Beyim ben hiç sigara içmem.
- O zaman bir bira içersin.
- Ben ağzıma içki koymam.
- Sen de o zaman bir altılı oynarsın.
- Beyim ben hiç kumar oynamam.
- O zaman al bu parayı ve bizim eve gel.
- Neden?
- Karım seni bir görsün... İçki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamın hali ne oluyor?.. (Müge Serdar)

096. Hata
Otomobil kazasında ölen yaşlı çift, doğru cennete gönderilirken görevli anlatmaya başlar: “Şu denize bakan villa sizin. Yanında tenis kortu, yüzme havuzu ve golf parkuru var. İstediğiniz herhangi bir şey için şu düğmeye basmanız yeterli. Cennet görevlileri derhal takdim edecekler.” Görevli ayrılınca, adam karısını azarlamaya başlar; “Allah seni kahretsin Vildan, hep senin hatan!” Kadın; “Nasıl yani bey?” Adam “O allahın belası yürüyüş programların, vitamin hapların, yulaf çorbaların, içki, sigara yasaklamaların olmasa, buraya yıllar önce gelecektik!” (Ceyda Tüfekçioğlu)

097. Mahkeme
Mahkemede yargıç sabıkalıya:
- Sen bu bayanın evine girmişsin.
- Sarhoştum, sayın yargıç. Kendi evim sanmıştım.
- Öyleyse bayanı görünce neden kaçtın?
- Onu da karım sandım efendim...

098. Unutunca
Çok dalgın bir adam sürekli olarak önemli günleri unuttuğu için karısı ile atışmaktan bezmiş. Çare olarak tanıştıkları gün, evlilik yıldönümleri gibi günlerin tarihlerini bir çiçekciye vermiş ve o tarihlerde karısına bir düzine gül göndermesini, içine de “sevgili eşime” yazılı bir kart koymasını belirtmiş. Bu taktik epeyce bir süre gayet güzel çalışmış. Karısı memnun, her önemli günde kocasından bir düzine gül, kart ile birlikte geliyormuş. Bir gece adam geç vakit eve gelmiş, bakmış karısı masada oturmuş bekliyor. Vazoda da şahane güller var. Karısının yanına giderek, öpücük kondurmuş ve sormus; “Ne kadar güzel güller. Nereden aldın?” (Fatma Demirdöven)

099. Tatil
Delikanlı iki haftalık tatilinden döndüğü gün patronuna gidip evleneceğini, bunun için de iki hafta daha izne ihtiyacı olduğunu söylemiş.. "Nee?" diye bağırmış patron, "... ne izni? Veremem! Tatildeyken neden evlenmedin?" Delikanlı; "Deli misiniz?.. Tatilimin içine mi edeydim!.."

100. Sen sor
Patron, memuru yanına çağırdı.
- Nejat bey... Bu ay üçüncü defadır avans alıyorsunuz?
- Öyle efendim. Ne yapabilirim ki! Bizim hanım durmadan para istiyor.
- Afedersiniz merak ettim. Bu parayı nereye harcadığını sorabilir miyim?
- Tabii efendim, sorabilirsiniz. Ama beni mazur görün, cesaret edemem. (Ercan Ergül)

(Devam edecek)
Gelen Fıkralar
Toplam -1 fıkra,
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.