Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Ocak 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Evlilik Fıkraları 4
Evlilik Fıkraları 4
151. O karışmaz
İki Fransız kadın konuşurlar:
- Peki, başkasından hamile kalmana kocan kızmadı mı?
- Kızmadı. O prensip sahibidir, başkasının işine karışmaz.

152. Randıman alamadım
Altı aylık gelinin ağrımadık yeri yoktu. Şikayetleri anlatmakla bitmeyince genç damat müdahale etti: “Yani doktor bey... Kısacası, ben bundan hiç randıman alamadım!..”

153. Hakaret
Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şöförü kendini tutamayıp şöyle demiş: “Aman tanrım!.. Ne kadar çirkin bir bebek!..” Kadın sinirle biletini kutuya atmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönmüş kadına;
- Özür dilerim. Acaba az önce şöförle aranızda ne geçti?
- Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret...
- Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder.
- Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.
- Merak etmeyin, ben maymununuza göz kulak olurum...

154. Menopoz
65 yaşlarındaki bir bayan doğum yaptı. Hastaneden eve döndüğü gün eş dost ziyaretine gelmişti. Gelenler biraz sohbetten, hal hatır sorduktan sonra bebeği görmek istediler. Anne “Şimdi olmaz, belki birazdan!” dedi. Sohbet sürdü ve yarım saat kadar sonra misafirler tekrar bebeği görmek istediler. Anne, yine “Şimdi olmaz, belki biraz sonra’” diye yanıt verdi. Sohbet 10 dakika kadar daha sürdükten sonra misafirlerden biri bu kez sabırsızlıkla “Bebeği şimdi görebilir miyiz?” diye sordu. Anne, “Şimdi olmaz, bebek ağlayınca!” diye cevap verince misafirler meraklı ve şaşkın, “Neden ağlayınca?” diye sordular. Yaşlı anne, en doğal haliyle “Çünki bebeği nereye koyduğumu unuttum!” diye mırıldandı...

155. Yöntem
Avukat, müvekkiline telgraf çekti: "Başınız sağolsun. Karınızın gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı istersiniz?" Ertesi gün cevap geldi: "Emin olmak isterim. Her üçü de yapılsın!.."

156. Hava
Ölümden sonra yeniden dirilişe inanan iki sevgili birbirlerine söz vermişlerdi. Hangisi önce ölürse, öteki tarafından "çağrıldığında" hemen gelecek ve kendisine sorulan her soruyu doğru olarak yanıtlayacaktı. John öldükten birkaç ay sonra sevgilisi Martha, birbirlerine verdikleri bu sözü anımsadı ve John'un ruhunu çağırdı, onunla konuşmaya başladı: "Birbirimize verdiğimiz sözü anımsıyorsun değil mi, John?" dedi. "Bana oralar hakkında biraz bilgi vereceksin, değil mi?" John tane tane anlatmaya başladı: "Burada bulut denen şey yok, gök her gün masmavi, güneş her zaman pırıl pırıl, öğleden sonraları tatlı bir meltem esiyor, geceler ise sımsıcak..." Martha, biraz daha ayrıntı öğrenmek istedi. John, herşeyi çekinmeden anlattı: "Sabahları saat onbirde uyanıyoruz... Nefis bir kahvaltıdan sonra plaja gidiyoruz... Önüm, arkam, sağım, solum, dünyanın en güzel kadınlarıyla dolu... Tümü üstsüz olarak dolaşıyor ya da yatıp güneşleniyor. İçlerinden gözüne çarptıklarım, kendilerini tutamıyorlar, ya başımı ya da vücudumun başka bir yerini okşuyorlar ve bana çok çok güzel şeyler söylüyorlar... Kimileri daha ileri gidip, bana sarılıyorlar, beni kucaklıyorlar... Öğle yemeğinden sonra özel odalara çekilip, bir iki saat şekerleme yapıyoruz... Sonra da harika bir gece yaşamına başlıyoruz. Gece de, gündüz de aşk ve eğlence içinde burası..." Martha bir yandan kendini frenleyip, kıskançlığını belli etmemeye çalışırken, bir yandan da hafif bir öfkeyle mırıldandı: "Bizim cennet diye bildiğimiz, meğer böyle bir yermiş, ha?" John birden sesini yükseltti: "Sana cennetten söz eden kim?" dedi. "Ben şimdi şirin bir fino köpeğiyim ve şu anda sahibim bayanla Miami'de tatildeyiz...” (Betül Gürler)

157. Bebek
Hastanede bir erkek bebek doğar. Bebeğin hiçbir fiziksel kusuru yoktur ama bir sorunu vardır; doğduğu andan beri sürekli kahkahalarla gülmektedir... Anne ve babası şaşkın şaşkın bakarlar. Hemşireler ve doktor da bir anlam veremezler. Bebek katıla katıla gülmektedir, gözlerinden yaşlar gelmektedir. Derken pediatriden biri gelir ve parmaklarının tam olup olmadığını görmek için bebeğin sımsıkı yumruk olmuş avucunu açar. Bebeğin neden bu kadar güldüğü ortaya çıkar... Bebeğin avucunda bir doğum kontrol hapı vardır.

158. Haber
- Sana bir iyi, bir de kötü haberim var Hamdi.
- Önce iyiyi söyle o zaman.
- Oğlum, hani 2 aydır abazandım ya... O olay bitti.
- He he he... Sevindim abi. Kötüsü ne peki?
- Karın seni aldatıyor!

159. Mafya babası
Mafya babası sevgilisinin evine gidecek... Kadın evli... Adamlarına diyor ki, “Gidin bir bez ayarlayın, pencerenin altında açın... Kadının kocası aniden gelirse pencereden atlayacağım.” Adamları “Başüstüne!” deyip gidiyorlar. Bir süre sonra kapı çalıyor, patron paldır küldür pencereden aşağı atlıyor. Kadın gidiyor kapıyı açıyor.. Kapıdaki patronun adamlarından biridir. Kadın “Hayrola?” diye sorunca, adam, “Patrona söyler misiniz, bez bulamadık da!..”

160. Baba
Adamın biri askere gitmiş 2 çocuklu... Eve dönmüş bir bakmış ki masada 3 çocuk!.. Bağırıp çağırmaya baslamış: "Abovv... Ula kaltak! Bu çocuk ner'den çıkmıştır? Bizim iki çocuğimiz vardi, bu çocuk benim değildir!.." Karısı gayet sakin: "Eeee, sana baba mi diyir? Oturmuş yoğurdini yiyir!.." (Yusuf Akçura)
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.