Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Eylül 2010
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930
Aylık Arşiv
Ocak 2010
Şubat 2010
Mart 2010
Nisan 2010
Mayıs 2010
Haziran 2010
Temmuz 2010
Ağustos 2010
Eylül 2010
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Ofis, İş Fıkraları
Ofis, İş Fıkraları
001. Maymun
Memur müdüre gitti: "İstifa ediyorum efendim, arkadaşlar benimle durmadan 'şempaze, maymun’ diye alay ediyorlar!.." dedi. "Olmaz..." dedi müdür, "Çalışkan ve dürüst bir memursunuz. Sizin dairenizi değiştireyim." Birlikte şirketin çeşitli dairelerini gösteren büyük şemanın önüne geçtiler. "Evet, hangi dalı seçiyorsunuz?.." Memur, "Aşkolsun!.. Siz de mi müdür bey!.."

002. Şaka
Yeni mezun genç mühendis insan kaynakları bölümünden yetkili biriyle iş görüşmesi yapmaktadır. Adam genç mezuna sorar, "Başlangıç için ne kadar ücret düşünüyorsunuz?" Genç adam "Yıllık 125 bin dolar" diye yanıt verir. Adam devam eder, "Peki yılda 5 hafta tatil, ücretli izinler, tam sağlık hizmeti, her altı ayda %100 zam ve kırmızı bir Corvette ile bu düşündüğünüz ücrete ne dersiniz?" Genç adam sevinçle çığlık atar "Şaka yapıyor olmalısınız!.." Adam gayet ciddi "Evet... Ama önce siz başlattınız!.."

003. Haber
Sekreter patronun odasına girer ve patronuna "Sana kötü haberlerim var..." der. Patron "Bana hep kötü haber mi vermek zorundasın, bir kerecik de iyi bir haber ver!.." deyince sekreter, "Pekala işte sana iyi bir haber. Kısır değilsin!.."

004. Takım elbise
Genç bir bankacı, ilk defa bir terziye takım elbise diktirmeye karar verir. Şehirdeki en iyi terziye gider ve ölçülerini aldırır. Bir hafta sonra ilk prova için gittiğinde, elbiseyi giyer ve çok beğenir, "Bu elbise ile iyi iş yaparım" diye düşünür. Ayna önünde daha dikkatli inceleme yaparken, ellerini ceplerine götürür, ancak cepler orada değildir. Bu durumu hemen terziye şikayet eder. Terzi sorar: "Bana bankacıyım demediniz mi?" Genç adam cevap verir: "Evet, öyleyim..." Terzi karşılık verir: "Siz, hiç elleri kendi ceplerinde olan bir bankacı gördünüz mü?.." (Kanat Gezgen)

005. İş
İşsizin biri, temizlik işleri için Microsoft’a başvurur. İnsan kaynakları, bir öngörüşmenin ardından yeri temizlemek için test yaparlar ve “İşe alındın... E-mail adresini ver, sana başvuru formunu göndereyim, aynı zamanda, işe başlamak için geleceğin günü bildiririm...” der. Adam çaresiz, bilgisayarının, ve dolayısıyla e-mail adresinin olmadığını söyler. İnsan kaynaklarından, onun adına üzüldüklerini, fakat e-mail’i yoksa, kendisinin de varolmadığını ve kendisi de olmadığı için işe alınamayacağını söylerler. Adam umutsuzca, ne yapacağını bilmeden, cebinde sadece 10 $ ile çıkar. Ve bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alır. Kapı kapı dolaşarak, 2 saat içinde sermayesini ikiye katlar. Bunu birkaç kez daha tekrar eder ve akşam eve döndüğünde 60 $’ı vardır. Ve bu şekilde yaşayabileceğini anlar, her sabah erkenden evinden çıkar ve akşam geç saatlere kadar çalışır ve her gün parasını üçe, dörde katlar. Az bir zaman sonra, bir el arabası alır, bunu bir kamyonla değiştirir ve bir süre sonra birçok araçtan oluşan bir nakliye şirketi sahibidir. 5 sene geçer, adamımız amerika’nın en büyük gıda nakliye şirketlerinden bir tanesinin sahibidir. Artık ailesini ve geleceğini düşünmektedir ve hayat sigortası yaptırmaya karar verir. Bir sigorta şirketini arar, kendine uygun bir plan seçer ve konuşma biterken, sigortacı, teklifi gönderebilmek için adamın e-mail adresini ister. Adam e-mailinin olmadığını söyler. “Şaşırtıcı” der sigortacı, “e-mailiniz yok ve bu hanedanlığı kurabildiniz, düşünün, ya bir de e-mail adresiniz olsaydı..” Adam düşünür ve şu cevabı verir: “Microsoft’ta temizlikçi olurdum!..” (Burcu Ataş)

006. İşçi
Patron fabrikayı dolaşırken bakmış işçilerden biri çıkış kapısına yakın bir yerde oturmuş gazete okuyor... Bir tur atıp aynı yere gelmiş. Bakmış işçi aynı yerde bu defa salak salak etrafı seyretmekte... Fena halde öfkelenmiş, yanına gidip sormuş: “Senin haftalığın ne kadar delikanlı?” Genç “250 dolar efendim...” Elini cebine atmış patron: “Al şu 250 doları kaybol buradan. Bir daha da seni bu fabrikada görmeyeyim...” Delikanlı parayı alıp gitmiş. Patron daha sonra ustabaşının yanına gitmiş: “Sen burada bostan korkuluğu musun be adam? İşçin mesai saatinde oturmuş gazete okuyor sen oralı olmuyorsun?..” demiş. Ustabaşı “Hangi işçi? Şu demin kapının yanında gazete okuyan kırmızı tişörtlü çocuk mu?..” Patron “Tastamam o!” demiş. Ustabaşı gülmüş: “Efendim o işçi değil, köşedeki kahvehanenin garsonu... 20 dolar borcumuz vardı, arkadaşların parayı toplamasını bekliyordu!..”

007. Sorun değil
Rusya’da fabrikayı teftişe gelen müfettiş tezgah başındaki işçiye sordu,
- Bir şişe votka içmiş olsan da çalışabilir misin?
- Elbette çalışabilirim efendim, dokunmaz bile...
- Peki iki şişe?
- Problem olmaz!
- Peki üç şişe içmiş olsan?
İşçi kendinden emin bir tavırla gülümseyerek cevap verdi;
- Çalışıyorum ya müfettiş bey! (İnanç Civelekoğlu)

008. Balıkçı
Bir borsacı ailesi yeni taşınan komşularını iyi ilişkiler geliştirmek açısından akşam yemeğine davet ederler. Yemek bitip, kahveler içilip tanışma merasimi sürerken, yeni komşu, ev sahibi beyin ne iş yaptığını sorunca evin küçük oğlu afacan atlar ve "Babam çok büyük bir balıkçı..." der. Annesi hemen atlar ve "Oğlum ne diye öyle söylüyorsun? Baban Türkiye’nin en önde aracı kurumunlarının birinde borsacılık yapıyor!.." diye azarlar. Afacan'ın cevabı ise şöyle olur: "Ne bileyim anneciğim, ne zaman babamı ziyarete gitsem, babam bir telefonu kapatıp, ‘yeni bir balık daha oltaya takıldı’ deyip, ellerini oğuşturuyor!.." (Kanat Gezgen)

009. Ölümden sonra
Patron: Ölümden sonraki hayata inanıyor musun?
Çalışan: Evet, efendim.
Patron: Güzel o zaman... Dün sen, dedenin cenazesine gitmek üzere çıktıktan bir saat sonra, deden seni görmeye geldi!..

010. Erkek reyonu
İriyarı ve aşırı kaslı bir müşteri mağaza giriş katındaki tezgahtara sorar; “E.e.e... eerrrkkkek.lller... re.re.e.e.yonu... ka.ka.ka.çın.cı... ka.ka.katta?” Tezgahtar cevap vermez. İriyarı adam tekrar sorar. “E.e.e... eerrrkkkek.lller... re.re.e.e.yonu... ka.ka.ka.çın.cı... ka.ka.katta?” Tezgahtar yine duymamış gibi işini yapar. İriyarı adam iyice sinirlenerek aynı soruyu bir kez daha sorar. Tezgahtardan yine cevap alamaz. Kızarak uzaklaşır. Diğer bir müşteri de merakını yenemez ve tezgahtara; “Neden adama bir cevap vermediniz?” diye sorar. Tezgahtar yanıtlar; “Da.a.yyak mmı... yi... yiye yi yim... yaani?..” (Alper Şahin)

011. Temizlik
Adam patronuna gider ve şöyle der: “Efendim, yarın bizim evde büyük temizlik var. Karım işleri tek başına yapamayacağını söyledi. Bodrumu, çatıyı, garajı temizlemek, halıları yıkamak ve camları silmek için bana ihtiyacı varmış.” Patron kafasını ümitsizce sallar: “Maalesef sana yarın izin veremem. Biliyorsun bu ara çok yoğunuz.” Adamın yüzünde bir gülümseme belirir: “Teşekkür ederim, size güvenebileceğimi biliyordum efendim!..” (Cenk Mutlu)

012. İş adamının gafleti
Genç bir iş adamı kendi işini açmaya karar verir. En önemli iş merkezlerinin birinde bir ofis tutar, ofisini antika mobilyalarla döşer. Masasının başına geçer, müşterilerin gelmesini bekler. Kısa bir süre sonra bir adamın içeri gelmekte olduğunu fark eder. İş başında gözükmek için hemen telefonu alır ve konuşuyor gibi yapmaya başlar. Karşısındaki hayali kişiyle büyük rakamlardan bahsederek bir iş anlaşması yapar ve telefonu kapatır. Kapıda bekleyen diğer adama döner ve sorar: “Buy’run, yardımcı olabilir miyim?” Adam cevap verir: “Evet, ben telefonunuzu bağlamak için gelmiştim!..”

013. Deneyimsiz
Delikanlı okulu bitirdikten sonra başvurduğu mağazada işe kabul edilmiş. Büyük bir sevinçle ertesi gün işe gelmiş. Mağaza yöneticisi sevecen ve sıcakkanlı bir şekilde delikanlıyı karşılamış ve eline bir süpürge tutuşturarak, “İlk once şu süpürgeyle arka taraftaki rafların altını temizleyiver...” demiş. Delikanlı kızgınlığı yüzünden belli olacak şekilde; “Ben üniversite mezunuyum.” demiş. Yönetici bunun üzerine bir adım geriye çekilerek, “Özür dilerim, bilmiyordum. Süpürgeyi bana verirsen nasıl temizlik yapman gerektiğini gösteririm.”

014. İki, iki daha ne eder?
Yer: Türkiye’nin en güzide aracı kurumlarının birinin toplantı salonu. Toplantı nedeni: İstifa eden genel müdürün yerine şirket içinden bir genel müdür seçmek. Yönetim kurulu ve şirket içinden bu pozisyona aday olabilecek kişiler toplantı salonunda buluşurlar. Yönetim kurulu başkanı toplantıyı, toplantı nedenini anlatarak açar, ve ilk sorusunu adaylara sorar: "İki, iki daha ne eder?" Başdealer hemen atılır ve sorar: "Alışta mı, satışta mı?" Müşteri ilişkilerinden sorumlu müdür atılır. "Müşteri hangi kategorimizde?" Hukuk işlerinden sorumlu müdür devam eder: "Huzurlarınızda ikiyle, ikinin, dört ettiğini açıklarız, bu konuda gerekli görülmesi halinde delil ve şahitlerimizi gelecek duruşmada hazır bulunduracağımızı yüksek müsadelerinizle beyan ederiz ve kararın tarafımız lehine sonuçlandırılmasını arz ederiz." Araştırma bölümünden sorumlu müdür (ki kendisi büyük bir istitatistik dehasıdır): "Şu kısa zamanda yapabildiğim çalışma neticesinde ikiyle ikinin yüzde doksanbeş güven aralığında 3.98 ile 4.02 arasında olabilirliği, bana daha fazla zaman ve imkan verilirse, daha yüksek güven aralığında, daha belirgin bir sonuç aralığında cevap verebilirim." der. Sistem sorumlusu: "Şu an sistemimiz çökük, en kısa zamanda (2-3 haftadan bahsediyor herhalde!) Size bu konuda en net cevabı veririm." diyor. Enformasyon sistemleri sorumlusu: "Efendim bu sorunuzun cevabı için dünyaca saygın bir danışman firmadan danışmanlık almamız lazım, tahmini olarak bir, bir buçuk milyon dolarlık bir bütçe gerekli, ayrıca bu danışmanlık neticesinde oluşacak gerekli çalışmalar için yazılım bölümümüzü takviye etmemiz gerekli, tahmini olarak 6 aylık ve 2-3 milyon dolarlık bir çalışmanın neticesinden sonra, bu sorunuzun cevabını verebilirim." der. Muhasebeden sorumlu müdür ise yönetim kurulu başkanın yanına gelir ve kulağına doğru eğilerek fısıldar: "Siz kaç etmesini isterdiniz, beyefendi?" (Kanat Gezgen)

015. Yamyam
Bir firmada 5 tane yamyam programcı olarak görevlendirilirler. Müdürleri onlara hitaben: "Şimdi burada çalışabilirsiniz. Burada iyi para kazanabilirsiniz. Ama yemek yemek için firmanın kafeteryasına gideceksiniz ve diğer çalışanları rahat bırakacaksınız..." der. Yamyamlar hiç bir çalışanı rahatsız etmeyeceklerine söz verirler. 4 hafta sonra müdürleri gelir; "Çok iyi çalışıyorsunuz. Yalnız firmadaki temizlikçi kız kayıp. Ona ne olduğunu biliyor musunuz?" diye sorar. Yamyamlar hepsi bu işle hiç bir ilgilerinin olmadığını söylerler. Müdür gidince yamyamların şefi diğerlerine döner: "Aranızdan hangi maymun temizlikçi kızı yedi?" diye sorar. En arkadaki yamyam alçak bir sesle cevap verir: "Ben yedim." Bunun üzerine şef şöyle cevap verir. "Ulan aptal! Biz 4 haftadır grup müdürleri, ürün müdürleri, proje yoneticilerini yeyip duruyoruz ki kimse farkına varmasın diye, senin temizlikçi kızı yemen sart mıydı?..” (Ayşenur Uysal)

016. Sürekli iş
Dört ayda beşinci işini değiştiren adam son girdiği şirkette depo görevlisi olarak işe başlamış. İlk haftanın sonunda yükleme yapılırken adam kullandığı yükleyicinin kontrolünü yitirerek bazı malların zarar görmesine neden olmuş. Bunu gören depo sahibi yanına gelerek adama, zararın tazmin edilmesi için zarar karşılanana kadar maaşının %10’unun kesileceğini söylemiş. Adam bunu duyunca gülmeye başlamış. Patron şaşırmış. Adam sormuş;
- Ne kadar sürer bu zararı karşılamam size göre?
- Yaklaşık 8 ay sonunda zararı kapamış olursun.
- Çok güzel. Nihayet sürekli ve güvenli bir iş bulabildim. (Fatma Demirdöven)

017. Bira seviyorum
Personelin bina içindeki sigara yasağına uymaması üzerine bir holdingin görünür yerine şöyle bir yazı asılmış: "İçtiğiniz sigara benim elbiselerimi kirletiyor, ciğerlerimi iradem dışında sigara dumanıyla dolduruyor. Ben de bira seviyorum. Üzerinize çişimi yaparak elbiselerinizi iradeniz dışında kirletsem memnun olur musunuz? Sigara içmediğiniz için teşekkürler!.."

018. Bu gadar
Genç adam Avrupa’da öğrenim görüp memlekete dönmüş ve iş için bir devlet kuruluşuna başvurmuş. Kuruluşun personel müdürü babacan bir Anadolu efendisi. Genç adam da biraz ukala. Personel müdürü iş kaydını yapmaya başlamış.
- Ananın adı?
- Babanın adı?
- Tevellüdün?
- Nirde ohudun?
Sıra öğrenim derecesine gelmiş. Delikanlı “Phd” derecesi ile mezun olmuş.
- Tahsil direcen?
- Pieyçdi.
- Anlamadım, ne dedin?
- Pieyçdi efendim, diploma derecem.
- Yani orta mı?
- Hayır, pieyçdi.
- İyi mi?
- Pieyçdi.
- Pekiyi mi?
- Efendim, diploma derecem, pieyçdi.
Müdür, o zaman yanındaki katibe dönmüş:
- Yaz oğlum... Beyin diploma direcesini ‘ossa ossa bu gadar olur’ deyi yazıvir!” (Müge Serdar)

019. Borsacılar
Biri yaşlı ve tecrübeli diğeri genç ama dinamik iyi borsacı yolda yürüyorlarmış. Ülke ekonomisi, borsa durumları filan, sohbet bayağı koyu devam ederken yaşlı olan;
- Bak evlat para kazanmak için her yolu denemen gerek. Yaptığın işlerden tiksinsen bile para getiriyorsa sonuna kadar devam etmelisin. 5 saniyede 500 milyon kazanmak ister misin?
- Evet...
- Şu kaldırımdaki köpek pisliğini yersen sana 500 milyon vereceğim. 5 saniyelik iş!
Genç borsacı köpek pisliğini iştahla yer ve 500 milyonu alır. Yollarına devam ederlerken genç borsacı kaldırımda başka bir köpek pisliği görür ve yaşlıya;
- Peki siz 5 saniyede 500 milyon kazanmak için neler yaparsınız?
- Her şeyi!
- Peki şu pisliği yerseniz size 500 milyon vereceğim dersem?
Yaşlı borsacı hemen pisliği mideye indirir ve 500 milyonu cebe atar. Yollarına devam ederler. Genç:
- Yaa efendim işin başında sizin 500 milyonunuz vardı, benim hiç param yoktu. Şimdi sizin hala 500 milyonunuz var, benim hiç param yok. Hiç kar yok, üstüne üstlük yediğimiz boklar da cabası...
- Dur bir dakika evlat, 1 milyarlık işlem hacmimizi unutma!..

020. Uyanık
Genç adam iş müracaatında bulunmaya karar vermiş. Şirket işe eleman almak için sınav yaptığını, bir adayın daha bulunduğunu, ikisini de sınava tabi tutacaklarını söylemiş. İki aday sınavdaki bütün soruları yaptıktan sonra kağıtlarını teslim etmişler ve sonucu beklemeye başlamışlar. Değerlendirmeyi yapan müdür; “Her ikiniz de tüm soruları yapmışsınız. İkinizin de bir soruda hatası var” dedikten sonra, genç adama dönerek, “Maalesef, sizi işe alamayacağız. Diğer arkadaş işe başlayacak...” demiş. Genç adam itiraz etmiş; “İkimizin de bir soruda hatası varsa, hangi kritere göre bu kararı veriyorsunuz?” Müdür; “Verilen doğru cevaplara göre, yanıtlayamadığınız soruları değerlendirdik” “Peki, yanlış yanıtlanan bir soruyla nasıl doğru adamı işe aldığınıza emin olabilirsiniz ki?” “Diğer aday sorulan sorunun cevabına “Bilmiyorum” yazmış. Siz de ‘ben de’ yazmışsınız!..”

021. İbretlik ceza
Aynı şehirde görev yapan iki hakim -ki şehirde onlardan başka da hakim yoktu- arabalarıyla fazla hızlı gittikleri için, trafik polisleri tarafından mahkemeye sevk edilmişlerdi. Mahkemeye geldikleri zaman, başka bir hakim olmadığı için birbirlerinin davalarına bakmak durumunda kaldılar. İçlerinden biri, nasıl olsa birbirimizi idare ederiz diye düşünüyordu; ama diğeri bu işi ciddiye almaya kararlıydı. Birinci hakim, kürsüye çıktıktan sonra arkadaşına: "Arabanızı fazla hızlı sürdüğünüz için mahkemeye sevk edilmiş bulunuyorsunuz. Suçunuzu kabul ediyor musunuz? "diye sordu. Beriki: "Evet" diye cevap verince, birinci hakim: "O halde, size 50 dolar para cezası veriyorum" dedi. Sonra yerlerini değiştirdiler. Suçlu konumuna geçen birinci hakim de suçunu itiraf edince, 50 dolar para cezasına mahkum olan hakim: "Bu aralar..." dedi, "... arabalarıyla hız sınırını aşıp trafik kurallarını hiçe sayan sürücülerin sayısı oldukça arttı. O sebeple herkese ibret olsun diye size 250 dolar ceza veriyorum." (Fatma Demirdöven)

022. Mantıklı olalım
Genel müdür, proje müdürüne:
- Sana istediğin kadar yardımcı eleman vereceğim, yeni yazılım projesini 2 hafta sonra masamda istiyorum.
- Aman efendim, ben size 9 kadın versem 1 ay sonra benim kucağıma bir bebek verebilir misiniz? (Müge Serdar)

023. İstek
Bir satış temsilcisi, bir personel sekreteri ve bir yönetici yemekten sonra dışarıda yürüyüş yaparken eski bir lamba bulurlar. Lambayı ovuşturunca içinden dumanlar arasında bir cin çıkar. Cin onlara: "Ben hep üç istek yerine getiririm, siz üç kişi olduğunuza göre birer istek hakkınız var." der. Personel sekreteri "Önce ben, önce ben!.." diye öne atılır. "Bahama Adaları’nda olmak istiyorum, bir sürat teknesi içinde hayata boş vermiş bir şekilde yaşamak istiyorum." Sekreter yok olur. "Sıra bende" diye atılır satış temsilcisi. "Ben Hawaii'de kumsalda olmak istiyorum, yanımda sevgilim ve sonsuz pina coladas olsun." Satış temsilcisi yok olur. Cin yöneticiye döner "Şimdi sıra sende" der. Yönetici durur ve; "Bu iki salağı öğleden sonra masaları başında görmek istiyorum!.."

024. Yolunu kaybeden adam
Adamın biri arabasıyla seyahat etmekteymiş. Bir ara kaybolduğunu anlayıp kaldırımda yürüyen birinden yardım istemiş:
- Afedersiniz, bana yardım edebilir misiniz? Saat ikide bir arkadaşımla randevum vardı, şu anda yarım saat gecikmiş durumdayım ve nerede olduğumu bilmiyorum.
- Elbette yardım ederim. Su anda bir araçta bulunuyorsunuz. 40 ile 42 kuzey enlemi, 58 ile 60 Greenwich boylamındasınız, saat 14.02 ve 35 saniye. Bugün Cuma, hava sıcaklığı 24,5 derece.
- Siz bir enformasyon uzmanı olmalısınız.
- Doğru, peki nasıl bildiniz?
- Çünkü söyledikleriniz teknik olarak doğru ama pratik değeri yok. Zira bana verdiğiniz bütün bu bilgilere rağmen değişen bir şey yok, hala yolumu kaybetmiş durumdayım.
- Siz de bir yönetici olmalısınız, öyle değil mi?
- Doğru, peki siz nasıl anladınız?
- Çok kolay... Nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz, nereye gideceğinizi bilmiyorsunuz, bir söz vermişsiniz ve nasıl yerine getireceğinizi bilmiyorsunuz. Şimdi de sorununuzu bir başkasının çözmesini bekliyorsunuz. Nitekim, şu anda benimle karşılaşmadan önceki durumda bulunuyorsunuz. Ama şimdi, tuhaf bir şekilde suçu bana atacak bahaneler bulacaksınız.

025. Köpek maması
Büyük köpek maması fabrikatörü, şirketinin bütün müdürlerini, fabrikasının bütün şeflerini, Amerika'nın tüm eyaletlerine dağılmış satış temsilcilerini, reklam, halkla ilişkiler görevlilerini toplamış. Kürsüye çıkmış:
- Bu ülkenin en büyük köpek maması fabrikası kimin?
- Bizim!..
- Besin değeri en yüksek köpek mamasını kim üretiyor?
- Biz!..
- En çarpıcı, en göze batan paketi, kutuyu kim yapıyor?
- Biz!..
- En büyük reklam kampanyasını kim yapıyor?
- Biz!..
- En büyük süpermarketten en ücra köydeki bakkala en iyi dağıtımı kim yapıyor?
- Biz!..
- O zaman!.. O zaman niye satamıyoruz bu mamaları?
Salondaki ölüm sessizliğini arka sıralardan gelen cılız bir ses bozmuş;
- Lanet olası köpekler yemiyorlar ki!..

026. Ustabaşı
Adamın birisini işten çıkarmışlar. Arkadaşı kendisini otururken görünce yanına gitmiş;
- Hayrola, işten mi çıkardılar, ne oldu?
- Sen de çalıştın. Ustabaşı ne demektir bilirsin. Hani, şu ortada boş boş dolaşıp, çalışanları izleyen adam!
- Eeee? İşten çıkarılmayla ne ilgisi var?
- O ustabaşı beni kıskandı. Herkes beni ustabaşı zannediyordu!

027. Toplu sözleşme
Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış isçilere ateşli bir söylev çekmektedir:
- Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık. Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız!
- Yaşasııınn!
- Mesaimiz beşte değil, dörtte bitecektiiir!
- Yaşaaaaaa!
- Çalışmaya dokuzda değil, onbirde başlayacağııızz!
- Helaalll!
- Maaşlarımız yüzde 150 artacaaak!
- Vaaaaaauuuuuvvvv!
- Yalnızca çarşambaları çalışacağıııız!
Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur:
- Her çarşamba mııııııı?

028. Ürün müdürü
Bir gün şirketin genel müdürü şirketi dolaşmaya çıkmıştır. Tam ürün müdürünün ofisinin önünden geçerken onu sekreteriyle sarmaş dolaş bulur. Hışımla ofise dalar: “Biz sana bu kadar parayı bunun için mi veriyoruz?” Ürün müdürü istifini bozmaz: “Hayır, ben bunu karşılıksız yapıyorum!..”

029. Servis
Adamın biri bakmış ki yazıcı silik bir şekilde basıyor, hemen teknik servisi arayıp durumu anlatmış. Görevli, “Yazıcınızın temizlenmesi gerekiyor olabilir efendim...” demiş, “... aslında bunu kullanma kılavuzunu okuyarak kendiniz de yapabilirsiniz. Çünkü biz bu işlem için 50 $ alıyoruz.” Adam bunu duyduğuna hem çok sevinmiş, hem de şaşırmış. “Patronunuz bu şekilde işe sekte vurduğunuzu biliyor mu?” diye sormuş. Görevli “Bu zaten patronun fikri...” demiş, ”... insanlar bize getirmeden önce kendileri tamir etmeye kalktıkları zaman daha iyi para kazanıyoruz!..”

030. Tabela
Bir dükkan sahibi, dükkanının sağında benzer iş yapan yeni bir dükkan açıldığını görünce dehşete düştü. Üstelik yeni dükkanın sahibi kapısına, üstünde “En iyi Alışveri Merkezi” yazılı kocaman bir levha astırmıştı. Çok geçmeden bir başka kişi geldi, dükkanının solundaki dükkanı kiraladı ve o da kapısının üstüne, “En Düşük Fiyatlar Burada” yazılı bir tabela astırdı. İki rakibinin arasında kalan dükkan sahibi ne yapacağını düşünürken, küçük oğlunun verdiği akılla kendi de bir tabela yaptırdı ve o da dükkanının kapısının üstüne astı. Onun tabelasında şu iki sözcük yazılıydı: “Ana Giriş”

031. Üç ders
Ders 1: Adamın biri duştan çıkan karısının peşisıra duşa girecekken kapı çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir havlu alarak aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen eşinin arkadaşıdır. Kadın daha selam veremeden adam "Havlunuzu yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm!" der. Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. Adam ona bakar ve 300 Euro’yu verir. Ardından söze devam eder: "Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal!" der. Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin etkisi ve alacağı para ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder. Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner. Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar. "Arkadaşın x’ti..." diye cevap verir kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini söylemişti, onu getirdi o zaman."

Bu hikayeden çıkartılacak ders: Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın, paylaşın. Karar mekanizmasında belirleyici olabilir. Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.

Ders 2: Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının güzelliği ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve kısa bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağının üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der: "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz?" Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek rahibeye özürlerini sıralar. Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle... Rahibe aynı soru ile karşılık verir: "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz?" Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve "Afedersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor!" der. Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelime söylemeksizin, ancak çok anlamlı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak 129. ayeti açar okumak için. 129. ayet şöyle demektedir: “İleriye gidiniz, daha yukarılarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız.”

İkinci hikayeden çıkartılacak ders: Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz.

Ders 3: Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir öğle paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama siz üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım" der cin. Şef sekreter arsızca atılarak "Önce ben..." diyerek sıranın önüne yerleşir; "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin!" diye dileğini ifade eder. Ve hoop, ortadan kaybolur. Ardından pazarlamacı atılır ve "Şimdi sıra bende..." der, "... hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina Colada içmek istiyorum!" der ve hoop, o da ortadan kaybolur. "Şimdi sıra sende!" der cin personel müdürüne. "İkisini de öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum!" der personel müdürü.

Üçüncü hikayeden çıkartılacak ders: Üstünüz olan birinin her zaman için önce konuşmasına izin verin.
Gelen Fıkralar
Toplam -1 fıkra,
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.