Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Eylül 2010
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930
Aylık Arşiv
Ocak 2010
Şubat 2010
Mart 2010
Nisan 2010
Mayıs 2010
Haziran 2010
Temmuz 2010
Ağustos 2010
Eylül 2010
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Spor Fıkraları
Spor Fıkraları
001. Ünlüler
Alman TV muhabiri, sokakta karşısına çıkanlara ayaküstü soruyor: “İsmi ‘B’ harfiyle başlayan üç Alman büyüğünü hemen sayar mısınız?..” Kime sorsa aynı yanıt: “Beckenbauer, Bonhoff, Breitner...” Bu muhabbet belki yüzüncü kez tekrarlanınca dayanamıyor muhabir ve soruyor: “İyi de kardeşim!.. Beethoven, Bach ve Brahms... Onlar ne oluyor?..” Şişman alman bir süre kafasını kaşıyor: “Kusura bakmayın...” diyor, “... ben sadece 1'inci ligde oynayanları tanıyorum!..”

002. Berber
Başkent Ankara. Bakanlıklar Caddesi’nde mütevazı ama ünlü bir berber dükkanı. Fikret usta yıllardır müşterilerini aynı mekanda traş etmekte. Günün birinde kapı açılır, içeri giren müşteri Aziz Yıldırım’dır. “Acelem var!...” der, “... saçımı düzeltir, sakal traşımı yeniler misin? Önemli bir randevum var, geç kaldım!...” Fikret usta mesleğine özgü maharetini sergiler, bir çırpıda saç-sakal traşını bitiriverir. “Eline sağlık usta... Borcum ne kadar?” diye sorar gayet memnun bir biçimde Aziz Yıldırım. “Aaaa, olur mu? Siz koskoca Fenerbahçe başkanısınız. Sizden para almam söz konusu olamaz. Dükkanımı şereflendirmeniz yeter bana. Kesinlikle almam!...” Israr falan... Nafile... Tekrar tekrar teşekkür eder, dükkandan ayrılır Aziz Yıldırım. Fikret usta ertesi sabah dükkanını açmaya geldiğinde, kepengin hemen önünde koca bir paket ve bir zarf bulur. Pakette 15 adet sarı-lacivert forma, zarfta ise 15 adet 100 dolarlık banknot vardır. Mutlu mutlu kafasını iki yana sallar Fikret usta, ‘ne gereği vardı?’ Aradan bir kaç gün geçmiştir, dükkanının kapısı açılır. Gelen Süleyman Seba’dır. “Şeyyy... Acelem var!.. Saçımı şöyle bir düzeltir, sakal traşımı yeniler misin? Bıyığıma dokunma ama... Önemli bir randevum var, geç kaldım!...” Fikret usta mesleğine özgü maharetini sergiler, bir çırpıda saç-sakal traşını bitiriverir. “Eline sağlık usta... Borcum ne kadar?” diye sorar gayet memnun bir biçimde Süleyman Seba. “Aaaa, olur mu? Siz beşiktaşlılar’ın onursal başkanısınız... Türk sporuna hizmet etmiş çok değerli bir insansınız. Sizden para almam söz konusu olamaz. Dükkanımı şereflendirmeniz yeter bana... Kesinlikle almam!” Israr falan... Nafile... Tekrar tekrar teşekkür eder Süleyman Seba. Fikret usta ertesi sabah dükkanını açmaya geldiğinde, kepengin hemen önünde küçük bir paket ve pakede iliştirilmiş bir zarf bulur. Pakette 15 adet BJK rozeti, zarfta ise 15 adet 1’er milyondan toplam 15 milyon tl vardır... Mutlu mutlu kafasını iki yana sallar fikret usta. ‘Ne gereği vardı...’ Hem de emekli maaşından?.. Tesadüf bu ya... Aradan bir kaç gün daha geçmiştir, dükkanın kapısı aralanır... İçeri giren Faruk Süren’dir... “Çok acelem var!” der... Bir yandan da telaşlı telaşlı saatine bakmaktadır... “Saçımı şöyle bir düzeltir, sakal traşımı yeniler misin? Önemli bir randevum var, geç kaldım.” Fikret usta hemen işe koyulur, mesleğine özgü maharetini sergiler, bir çırpıda saç-sakal traşını bitiriverir... “Bravo sana usta... Dedikleri kadar hızlıymışsın. Borcum ne kadar?” diye sorar gayet memnun bir biçimde faruk süren. “Aaaa, olur mu? Siz koskoca UEFA sampiyonu Galatasaray’ın başkanısınız. Sizden para almam söz konusu olamaz. Dükkanımı şereflendirmeniz yeter bana. Kesinlikle almam!” Faruk Süren “Peki usta... Nasıl istersen!..” der ve aceleyle berber dükkanından ayrılır. Fikret usta ertesi sabah dükkanını açmaya geldiğinde, kepengin hemen önünde 15 adet Galatasaray yöneticisi sıra beklemektedir... (Yıldırım Kozol)

003. Fransızlar’ın dramı
Fransız milli takımının dünya kupasından tek bir gol bile atamadan elenmesi ve rezil olup evine dönmesi üzerine futbolcular çok utanmış. Paris’e dönünce utançlarından insan içine çıkamaz olmuş ve halkın arasına tedbil-i kıyafet karışmaya karar vermişler. Takımın yıldızı Zidane rahip kıyafetine bürünmüş ve Paris sokaklarına çıkmış. Fakat tam evinden çıktıktan sonra yaşlı bir bayana rastlamış. Bayan buna şöyle bir bakıp “N’aber Zizu?” demiş. Tanınmaktan oldukça tedirgin olan Zidane hemen evine dönmüş ve ertesi gün bir Arap turist kılığına girerek tekrar dışarı çıkmış. Fakat yolda yine aynı yaşlı bayana rastlamış. Bayan “Vaaay Zizu n’abersin?” demiş. İyice şaşıran ve kızan Zidane, kadına “Fakat hanımefendi benim Zidane olduğumu nasıl anladınız?” demiş. Kadın yanıt vermiş: “Ne hanımefendisi oğlum ben Barthez’im!” (Ahmet Taylan)

004. Maç
Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış:
- Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?..
- Boşuna oynamayalım, biz kazanırız.
- Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar döküntü futbolcu varsa sizde!..
Şeytan şeytanca gülmüş:
- Ama bütün hakemler de bizde!...

005. Brezilyalılar’ın kaderi
Temel kokteylde tanıştığı adama Brezilya’dan ya çok iyi orospu ya da çok iyi futbolcu çıktığını söylemiş. Adam “Benim karım Brezilyalı.” deyince Temel hemen çark etmiş; “Peki karınız hangi takımda oynuyor?..” (Bülent Tellan)

006. Fenerbahçe
Adam evde arkadaşlarıyla Fenerbahçe’nin kupa maçını maçını izliyor. Bir de delikanlı var, ekrandan gözlerini ayırmıyor, Fener atak yaptıkca kıpır kıpır. Fener bir gol atıyor, allah allah, oğlanın yaptıklarını görseniz... Çığlıklar, yerde taklalar, el çırpmalar, muhteşem bir sevinç gösterisi! Arkadaşları dayanamıyor:
- Ne bu böyle? Senin oğlan coştu.
- Bu böyle işte, doğuştan hasta Fenerli, fener gol atınca keyiften deliriyor.
- Senin velet, Fener kazanınca böyle üç takla atıyorsa... Fener kupayı kazandığında ne yapıyor?
- Onu bilemiyoruz be abisi, o daha 18 yaşında! (Burçin Avcıoğlu)

007. İntihar
Galatasaray'ın kalecisi Hayrettin 4-0'lık Fenerbahçe maçı ve yine 4-0'lık PSG maçından sonra intihar etmek için otobüsün önüne atlamış; ama otobüs ellerinin arasından geçivermiş...

008. Biraz daha
Zengin bir adamını futbol kulübünün başına getirmişler, ama adamın futboldan anladığı yokmuş. Sadece hava için yapıyormuş. Antrenör sık sık orta saha için para istiyormuş; tabii o da veriyormuş. Transfer sezonu bitmiş, maçlar başlamış. Takım 5-0 yenilmiş. Başkan sormuş; “O kadar para verdik yine de kaybettik. Niye?” Antrenör; “Orta saha efendim, orta saha hep açık...” demiş. Başkan; “Yahu kaç dönüm şu orta saha? Bir türlü kapanmıyor!..”
009. Cehennem
Yeni ölmüş bir golfçuyu arafta karşıladıklarında cennet ile cehennem arasında seçim yapabileceğini söylemişler. İkisine de bir göz atmak istemiş. Önce cennetin kapısını açmışlar. Çimenler üzerinde, ağaçlar altında kanatlı ve beyaz giysili insanlar uzanmışlar, yiyip içip şakalaşıyorlarmış. Sonra cehennemin kapısını aralamışlar. Bir de ne görsün? Hayatında hiç görmediği kadar güzel bir golf sahası. Heyecanla "ben bunu istiyorum!" diye bağırmış. Cehenneme gider gitmez de golf oynamaya başlamış. 1. delik, 2. delik, 3. delik derken, 18. ve son deliğe kadar hayatında oynamadığı kadar iyi bir oyun çıkarmış ve gayet mutlu bir biçimde yatmaya gitmiş. Ertesi sabah yine soluğu golf alanında almış ve yine bir önceki günkü kadar başarılı olmuş. Üçüncü gün, dördüncü gün... Bu hep böyle gitmiş. Sonunda şeytana gidip yakınmış: "Her gün oynuyorum ve her gün kazanıyorum!.." Şeytan cevap vermiş: "Evet, elbette. Cehennem de bu zaten!.."

010. Gecikme nedeni
Evlilik yıldönümlerinin sabahında Bob, golf oynamaya giderken karısına akşam 17:00 gibi döneceğini ve yemeğe şık bir restorana gidecekleri müjdesini vermiş. Akşam olmuş, karısı süslenmiş püslenmiş Bob'u beklemeye başlamış. Ama Bob bir türlü gelmemiş. Saat 18:00, 19:00, 20:00 derken, geceyarısını geçmiş. Bob 01:30'da eve gelmiş. Ama nasıl geliş; ayakta zor duruyor... İçkiden değil, yorgunluktan. Karısı telaşla ne olduğunu sorunca "Oyun arkadaşım Fred 3. deliğin başında öldü." diye cevap vermiş. Karısı: "Çok üzüldüm. Ama sana ne oldu, niye bu kadar geç geldin?" Bob yanıtlamış: "Oyunu nasıl bitirdiğimi bir ben bilirim bir de allah! Düşünebiliyor musun ne kadar zor olduğunu: topa vur, Fred'i sürükle, topa vur, Fred'i sürükle..."

011. Ders
Bir golf oyuncusu, topa biraz sertçe vurmuş ve top yolun solunda gözden kayboluvermiş. Topu ararken bir adam "Golf topunu kaybeden siz misiniz?" diye sormuş. "Evet, benim..." yanıtını alınca da devam etmiş: "Biliyor muydunuz? Attığınız top bir otobüsün kapısı tam kapanırken aradan geçti, şoförün gözüne çarptı. Kontrolünü kaybeden şoför, o sırada geçmekte olan trene çarptı. 5 vagon raydan çıktı ve diğer taraftaki karavanların üzerine yuvarlandı. 2 kişi öldü, birçok kişi yaralandı. Bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz?" Golfçü üzgün bir sesle yanıtlamış: "Sanırım bundan sonra 1 numaralı tahta sopa yerine 3 numaralıyı kullanacağım!.."

012. Rastlantı
İki adam her cumartesi aynı sahada golf oynarmış. Haftalardan bir hafta, bir delik önlerinde 2 kadın oynuyormuş. Kadınlardan biri topu ormana fırlatınca, bizimkiler, oyunların çakışacağını anlamışlar ve kadınlardan, kendilerine öncelik tanımalarını rica etmeye karar vermişler. Biri kadınlara doğru yönelmiş, ancak yarı yoldan geri dönmüş. "Mümkün değil, onlardan bunu isteyemem!" demiş adam, "... kadınlardan biri karım, diğeri de metresim!" Bunun üzerine diğeri yola koyulmuş, ancak bir kaç saniye sonra o da geri dönmüş. "Tanrım!" demiş arkadaşına, "... dünya ne kadar da küçük!.."

013. Önlem
Golfçunun biri, bir gün, tek vuruşta topu deliğe sokmuş. Akşam gittiği barda arkadaşlarının kafasını tam dört saat boyunca başarısını anlata anlata ütüleyince, bir arkadaşı dayanamamış ve bir daha topu deliğe tek vuruşta sokamayacağı konusunda bahse girmiş. Ertesi sabah, bizim büyük golfçu ayılınca, aynı şansı bir daha yakalayamayacağını anlamış ve adamın birine bir top ve para vererek saat tam 12:00'de 3 numaralı deliğe topu koymasını istemiş. Saat 12:00'de bahse tutuştuğu arkadaşının yanında topa vurmuş, top gözden kaybolmuş. Koşa koşa deliğe gitmişler. Bir de ne görsünler? Delikte iki top birden var.

014. Yardımlaşma
2 ihtiyar, hayatlarında ilk kez golf oynamaya gitmişler. Biri arkadaşına dönüp "Ben iyi göremiyorum artık, topun düştüğü yeri göremezsem bana söyler misin?" diye rica etmiş. Diğeri "Lafı mı olur, tabii söylerim" diye yanıtlamış onu. Bunun üzerine gözleri iyi görmeyen ihtiyar topa vurmuş ve arkadaşına topun düştüğü yeri görüp görmediğini sormuş. Arkadaşı "Gördüm tabii ki!" diye yanıtlamış. "Eee, söylesene nereye düştü?" diye sorunca, diğeri kafasını kaşımış, etrafına bakınmış ve yanıtlamış, "Hatırlamıyorum!.."

015. Özlem
Bir deniz kazazedesi altı aydır bir ıssız adada tek başına yaşıyormuş. Bir gün adaya bir yat yanaşmış ve güzel bir kız adaya çıkmış. Adamın altı aydır uygarlıktan uzak olduğunu ve sigara ile viskiye hasret kaldığını öğrenince cebinden sigara ve viski çıkarıp adama ikram etmiş. Adam altı aydır özlediği sigara ve içkiyi keyifle içerken "Şimdi özlemini çektiğim tek bir şey kaldı işte" demiş. Bunun üzerine kız, yüzü kızararak elbisesinin önünü açmaya başlamış. Gözleri yerinden uğrayan adam heyecanla bağırmış: "Orada bir golf takımı olduğunu söyleme sakın bana!.."

016. Kışın golf
Bir Amerikalı ve İskoç yılın farklı mevsimlerinde golf oynamak üzerine konuşuyorlarmış. Amerikalı: "Amerikanın birçok yerinde kış sezonunda golf oynayamayız, bunun için bahara kadar bekleriz..." demiş. İskoç gururla: "Mevsim koşulları, yağmur, kar bizim golf oynamamıza engel değildir." demiş. Amerikalı şaşırmış: "Kışın nasıl oynuyorsunuz. Topları siyaha mı boyuyorsunuz?" diye hayretle sormuş. İskoç gayet sakin: "Hayır, ekstra bir kazak daha giyeriz!.." demiş. (Alper Bildirici)

017. Düşünür
Einstein ölünce insanlığa olan katkılarından dolayı cennete gitmeye hak kazanmış. Einstein’ı büyük bir kapıdan içeri büyük bir bahçeye getirmişler. Tripleks bir villa ve etrafı çiçeklerle kaplı bir bahçe vermişler. Einstein sevinmiş ve oraya yaptığı buluşları tekrar gözden geçirme düşüncesiyle yerleşmiş; yaşamaya başlamış. Bir gece Einstein kitap okurken kapısı calmış. Einstein kapıyı açınca karşısında bir adam görmüş. Adam demiş ki; “Benim IQ’um 180.” Einstein çok sevinmiş ve hemen adama; “Gel seninle astronomi, fizikötesi bilimler, felsefe konuşuruz.” Einstein adamı 7 gün misafir etmiş. Daha sonra adam mutlu bir şekilde ayrılmış. Aradan belli zaman geçmiş ve yine bir akşam kapı çalınmış. Einstein kapıyı açmış. Yine bir adam. Adam “Benim IQ’um 90.” Einstein onu da içeri almış ve “Gel seninle siyaset ve günlük konulardan konuşalım.” Adam 7 gün kalıp, ayrılmış. Yine bir gece vakti kapı çalınmış. Yine bir adam “Benim IQ’um 15.” Einstein adama bakmış ve “Gel seninle futbol konuşalım!..” (Onur Ekiz)

018. UEFA Şampiyonu
Üç adam Amazon Nehri’ni geçmek için kıyıya gelmiş. Nehir timsah dolu. Birinci adam suya girmiş, birkaç adım atar atmaz timsahlara yem olmuş. İkinci adam suya girmiş, birkaç adım atamadan yem olmuş. Üçüncü adam tişörtünün üzerine “UEFA Şampiyonu Fenerbahçe” yazmış. Ve rahat rahat nehrin öte yanına geçmiş. Nasıl mı? Çünkü bu kadar büyük palavrayı timsahlar bile yutmamış!..

019. Fenerbahçe
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Real Madrid ile eşleşmiş. İlk maç Şükrü Saraçoğlu’nda yapılacak. Real kafilesi gelmiş bakmışlar, İstanbul çok güzel, aralarında kura çekmişler, bir kişi maçta oynayacak, diğerleri şehri gezecekmiş. Kura sonucu belli olmuş falan, neyse maç zamanı gelmiş. Fenerbahçe 11 kişi, Real de sadece kaleciyle o kurada seçilen oyuncu var. Tam maçın bitiş düdüğü çalmış, Realliler şehir turundan geri dönmüşler. Bakmışlar skorboarda sonuç 1-1. İlk gol 10. dakikada Real Madrid’ten, diğer gol 85. dakikada Tuncay’dan. Memnun değiller haliyle. Gitmişler o oynayan tek adama sormuşlar, ne iş falan diye. Adam da demiş ki, “Ben 12. dakikada nasıl kırmızı kart gördüm? Onu anlayamadım!..”

020. Ağaç
Biri yaşlı, biri genç iki adam beraber golf oynuyorlarmış. Genç adamın yaptığı son vuruşta top öyle bir yerde durmuş ki delikle top arasında oldukça uzun boylu ağaçlar varmış. Yaşlı adam genç adama demiş ki “Ben senin yaşındayken aynen bu bir durumla karşılaşmıştım, o zaman topa öyle bir vurmuştum ki, top ağaçları aşarak deliğe ulaşmıştı.” Genç adamın gözü ağaçları aşabileceğini hiç kesmemiş, ama deneyelim bakalım demiş ve topa sert bir şekilde vurmuş. Top ağaçların yarı boyuna bile ulaşamadan ağaçlara çarpıp düşmüş. Genç adam hiddetle “Hani topu ağacın üstünden atabilmiştin?” Yaşlı adam “İyi ama evlat, ben senin yaşındayken o ağaçlar daha yarı boyunda bile değillerdi ki!..”

021. Son istek
Hasta Fenerli gerçekten de hasta olur, ölüm döşeğine düşer. Fanatik arkadaşları ziyaretine gelirler. “Son defa görelim” derler; “Allahın takdiri, elden birşey gelmez. Ama son bir istediğin varsa bari onu yerine getirelim.” Hasta; “O zaman beni Galatasaray’a üye yapın!” Herkes birbirine bakar: “Ya’u sen doğuştan Fenerli değil misin? Ne yapıyorsun sen?” Hasta Fenerli’nin birden yüzü güler: “Ülen, bir Fenerli öleceğine, bir Galatasaraylı ölsün be!..” (Zehra Demircan)

022. Galatasaraylı
Bir anaokulu öğretmeni sınıfa kendisinin Galatasaraylı olduğunu öğünerek açıklamış ve büyük bir heyecanla çoğunluğu 4 yaşındaki çocuklara, aralarındaki Galatasaray taraftarlarının ellerini kaldırmalarını söylemiş. Taraftar kelimesinin ne olduğunu bilemeyen, fakat çok sevdikleri öğretmenleri gibi olmak isteyen ufaklıklar zıpkın gibi kollarını kaldırmışlar hemen; küçük bir kız hariç. Öğretmen Gülşah’a neden diğerlerinden farklı olmak istediğini sormuş. “Ben Galatasaraylı değilim de ondan!” diye cevap vermiş Gülşah. Öğretmen, biraz sinirli, “Peki sen nesin o zaman?” diye sormuş. “Fenerbahçeliyim ben!” demiş küçük kız gururla. Öğretmen, biraz daha sinirlenerek, Gülşah’a neden Fenerbahçe’yi tuttuğunu sormuş. “Benim annem de Fenerbahçeli, babam da Fenerbahçeli!” diye cevap vermiş Gülşah yine gururla. Öğretmen artık epey kızmış, yanakları al al olmuş ve dayanamayarak, “Böyle saçma bir sebep olmaz, bir düşün bakalım, annenle baban birer geri zekalı olsalardı, sen ne olurdun?” Küçük kız önce duraklar, sonra gülümseyerek cevap verir, “Tabii ki Galatasaraylı!..”

023. Bahaneler
İki fanatik futbolsever konuşmaktadır:
- Maça gitmiyor musun?
- Ne diye gideyim? Oynanan futbol değil ki... Hakemler kötü... Oynanan oyun itiş kakış... Saatlerce gişe önünde, kuyrukta bekle... İçeride kavga gürültü... Çıkışta vasıta bulamıyorsun!
- Ben de senin gibi maça gitmiyorum. Beni de tıpkı senin gibi karım bırakmıyor...

024. Kızgınlık
- Baba insanlar bu adama neden kızıyorlar?
- Hakeme taş attı da o yüzden.
- Ama isabet ettiremedi ki!
- O yüzden kızıyorlar ya!..

025. Çıkış
Maçın bitiminden sonra herkes stadyumdan çıkmak için kapıya hücum etti. Umut kolay yolu seçti ve duvardan atladı. Görevli seslendi; “Geldiğin yerden çıkamaz mısın?” Umut cevapladı; “Zaten öyle yapıyorum!..”

026. Top
Arka arkaya gelen onikinci hezimetten sonra teknik direktör oyuncularını topladı ve “Sanıyorum, bir kez daha en baştan başlamalıyız. Şimdi, kolumun altında duran şey toptur.” Bir oyuncu konuşmayı kesti; “Bir kere yakından görebilir miyim acaba?..”

027. Yıldönümü
Karısı adama sinirli bir şekilde söyleniyordu; “Kafanda futboldan başka birşey yok, futbol, futbol, futbol... Ne zaman evlendiğimizi bile hatırladığını sanmıyorum!..” Adam sakin sakin cevap verdi; “Tabii ki hatırlıyorum hayatım. Galatasaray’ın Neuchatel’i 5-0 yendiği gün!..”

028. Boksör
Rakibinden dayak yine boksöre, antrenörü habire "Çok iyi gidiyorsun. Adam sana hiç vuramadı. Yakında onu düşüreceksin!" deyip duruyormuş. Maçın ilerleyen raundlarının birinde boksör dayanamayıp sormuş antrenörüne; "Ben rakibimi dövüyorsam, beni kim dövüyor?.."

029. Tıraş
Galatasaraylı’nın biri berberde saçını kestiriyormuş. Berberin durduk yerde; "İlk gittiğin maçı hatırlıyor musun?" diye soracağı tutmuş. "Evet, ne olacak?" demiş bizimki sinirli sinirli.
- Hangi maçtı?
- Bir Fenerbahçe maçıydı.
- Kadiköy'de mi?
- Evet, oradaydı.
Aradan bir-iki dakika geçmiş. Berber yeniden sormuş:
- Hangi maçtı demiştin?
- Fenerbahçe maçı.
- Nerede?
- Kadıköy’de dedik ya!
Bir-iki dakika sonra yine aynı hikaye;
- Demek hayatta gittiğin ilk maç bir Galatasaray-Fenerbahçe maçıydı ha?
- Evet be!.. Fener maçı dedik ya!
Berber birkaç dakika sonra aynı konuyu açınca bizimki isyan etmiş;
- Kardeşim, ilk gittiğim maçın Fener maçı olduğunu elli kere söyledim. niye tekrar tekrar soruyorsun?
- Fener deyince saçların diken diken oluyor da, daha rahat kesiyorum!..
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.