Temeli Sağlam Fıkralar 1
001. Kuş
Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş: "Nasıl gidiyor kanaryam?" Fadime "Kaybediyorum." Bir süre sonra yine: "Nasıl gidiyor güvercinim?" Fadime "Kaybediyorum." Bu konuşma "Bülbülüm, serçem" diye devam edince Cemal sormuş, "Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?" Temel "Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya!.."
002. Beygir
Temel'in oğluna beygir lakabını takmışlar. Temel, “Git, arkadaşlarınla konuş, değiştirsinler.” Oğlan akşam gelmiş. “Lakabımı değiştirdim, tay oldum.” Temel “Ulan sen büyür, yine beygir olursun!..”
003. İddia
Temel ile İdris sinemaya gitmişler. Filmde bir at yarışı sahnesi varmış. Bizimkiler 5 milyon lirasına iddiaya girip at yarışı oynamaya karar vermişler. Sonunda İdris’in tuttuğu at birinci gelmiş ve iddiayı kazanmış. İdris dayanamamış ve gerçeği söylemeye karar vermiş. "Temel al paranı... Ben bu filmi daha önce seyretmiştim, hangi atın birinci geleceğini pileydum da..." Temel "Önemli teğuldur İdris... Pen de seyretmiştim de, bu sefer sürpriz oynadım daa!.."
004. Karne
Küçük Temel babasına elindeki karneyi gösteriyor:
- Böyle bir karneyi getirmeye utanmıyor musun?
- Ben getirmedim ki, bu karne seninki... Annem sandıkta bulmuş!..
005. Ner’den
Küçük Temel babasına sormuş "Baba ben ner’den geldim?" Temel uzun uzun ter dökerek arılardan ve kuşlardan başlayıp doğum olayını anlatmış. Sonra sormuş: "Bunu sormak nerden aklına geldi?" Temel "Cemal'e sordum, Of'tan geldiğini söyledi."
006. Koltuk
Temel uçağa binmiş, bir koltuğa oturmuş. Koltuğun sahibi gelmiş, kendi yeri olduğunu söylemiş, dinletememiş. Kaptana başvurmuş. Kaptan gelip Temel'in kulağına bir şeyler fısıldamış. Temel hemen kalkıp kendi yerine geçmiş. Kaptanın ne söylediğini merak etmişler. Kaptan, "Bu oturduğun koltuk Trabzon'a gitmez!.."
007. Mantık
Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim"e sormuşlar, "Maçlarda nasıl bu kadar gol atıyorsunuz?" diye. Terim de cevap vermiş "Ben futbolcuları hem fiziksel hem de zihinsel olarak çalıştırırım. Gel bakayım Hakan şaban oğlum. Söyle bakalım babanın çocuğu ama senin kardeşin olmayan kimdir?" Hakan: "Bu çok kolay bir soru, tabii ki benim...” demiş. Terim "Aferin oğlum!.." Bunu duyan Şenol Güneş gitmiş kendi takımı Trabzon’a da aynı tekniği uygulamaya karar vermiş. "Oğlum Hami gel bakayım. Söyle bakayım babanın oğlu ama senin kardeşin olmayan kimdir?" Hami: "Ben biraz koşayım koşarken düşüneyim hocam...” demiş. Sahanın öteki yanındaki Abdullah'a gitmiş, soruyu tekrarlamış. Abdullah: "Çok basit, tabii ki ben..." demiş. Hami: "Hocam cevabı buldum... Cevap Abdullah..." deyince, Şenol Güneş: "Olur mu lan!.. Cevap Hakan Şükür’dü!..”
008. Hakim
Temel Amerika'da hakimdir. Bir gün mafyanın bir davası olur. Mafya elemanları Temel'i tehdit etmektedirler. Temel'e "Bak bizim adamımızın cezası idam, ama sen ne yap ne et, bunu on yıla indir!.." demişler. "Ya yaparsın ya da seni vururuz!.." demişler. Dava günü gelmiş. Temel jüri üyeleriyle beraber karar vermek üzere içeri girer. Aradan 1 saat geçer, tık yok. 2, 3, 4, 5 saat geçer gene tık yok. 6. saatte nihayet odanın kapıları açılır. Temel ve jüri üyelerı çıkarlar. Mafya elemanları Temel'e sorarlar "Niye o kadar uzun kaldınız içeride? On yıla indirdin mi cezasını?" Temel sakin bir üslupla "Evet, biraz zor oldu ama on yıla indirdim. İçeridekiler beraat diye tutturdu!.."
009. Bungee jumping
Temel’le Dursun Almanya'da gezerken insanların bungee jumping yaptıklarını görmüşler. Bunun üzerine denemeye karar vermişler. İlk önce Dursun atlamış; ayağında ip bir yukarı bir aşağıya inip çıkıyormuş. Sonra Temel atlayacakken "Bırakın beni, ben ipsiz atlayacağım!.." demiş. Bunu görenler "Olur mu!.." falan derken Temel "Ula ben beynimu çalkalayacak kadar aptal miyum?.." diyerek aşağı atlamış. Bunu gören Dursun da, "Ula biz çalkaladuk ta ne oldu?.."
010. Yarışma
• Temel ile Dursun balkondan sarkma yarışması yapıyorlarmış. Yarışmayı rahmetli Temel kazanmıs.
• Temel ile Dursun yüksekten atlama yarışı yapmışlar. Yarışı rahmetli Temel kazanmış.
011. Hafıza
Küçük Temel okula yeni başlamış. Öğretmen Osmanlı Devleti'nin yüzyıllarca önce kurulduğunu söyleyince, Temel hayran hayran öğretmenine bakmış. "Bu ne müthiş bir hafıza... Yüzyıllarca önce olmuş bir şeyi unutmamış benim öğretmenim!.."
012. İntihar
Temel, adamın birinin kendisini iskeleden denize attığını gördü. Hemen ardından atladı, adamı boğuşa boğuşa karaya çıkardı. Adam "Yaşamak istemiyorum.. Beni niye kurtardın?" diye bağırdı çağırdı. Temel'in elinden kurtuldu ve gene denize atladı. Temel de peşinden. Gene boğuştular. Güçlü kuvvetli Temel adamı bir kez daha karaya çıkarmayı başardı. Adam sahilde yürüdü, orada bir ağaç buldu. Dalına kendini astı. İki saat sonra karakolda komiser Temel'in ifadesini alıyordu:
- O buz gibi havada iki kez denize dalıp adamı sen kurtardın değil mi?..
- Evet komiserim.
- Peki adam kendini astığında niye gidip ipi kesmedin de, oturup rüzgarda sallanmasını seyrettin?
- Ben zavallı adamın, kendini kuruttuğunu düşünmüştüm, komiserim!..
013. Merdiven
Temel'le Cemal körkütük sarhoş, eve kısa yoldan, demiryolundan gidiyorlar.
- Bu hayatımda yürüdüğüm en uzun merdiven...
- Trabzanları da çok alçak!..
014. Hız
Polis çok hızlı gittiği için zor durdurduğu Temel'e sordu:
- Azami hızın elli kilometre olduğunu görmedin mi?
- Sen saatte yüzseksenle giderken azami hızın elli olduğunu okuyabilir misin?
015. Deprem
Temel evde tuvaletteyken deprem olmuş, ev çökmüş. Enkazın altından sağ çıkan Temel bağırıyormuş, “Vallahi, sifonu o kadar hızlı çekmedim!..”
016. Aptallık
Düğünden sonra kayınpederi Temel'e:
- Biliyorum şimdiye kadar bir sürü aptallıklar yaptın, umarım artık akıllanmışsındır.
- Söz veriyorum babacığım, bu son aptallığımdır.
017. Hamsi
Balıkçı Temel'e, bir müşteri hamsinin fiyatını sormuş.
- Beşyüz bin..
- Karşıdaki balıkçıda dörtyüz bin.
- Sen de git ordan al.
- Orada kalmamış.
- Bende de kalmasa, ben iki yüze satarım!..
018. İş
Temel Cemal'e
- İşim kötü gidiyor, her hafta yüz milyon kaybediyorum.
- İşini niye bırakmıyorsun?
- Bırakırsam nasıl geçinirim?..
019. Alerji
Temel Cemal'e
- Fadime'nin kürke alerjisi var.
- Ner’den biliyorsun?
- Ne zaman kürk giymiş bir kadın görse hastalanıyor!..
020. İyi doktor
“Temel çok iyi bir doktordur!.." demiş Cemal.. "Nereden biliyorsun?" demişler. "Geçen yıl çok pahalı bir ameliyat olmam gerekiyordu. Param yoktu, röntgende rötuş yaptı!.."
021. Hırsız
Olayın kahramanı karadenizli bir vatandaşımız... Yıllar önce İstanbul'a yerleşen bu vatandaşımızın evine gece evde bulunmadığı bir sırada hırsız girer. Ertesi gün polis gelir; hırsızın eve nasıl girdiğini araştırmaya başlar. Zemin kattaki eve, kapının üst tarafındaki camda bir el büyüklüğünde delik açılarak, buradan da iç taraftaki kapı koluna uzanarak girildiği anlaşılır... Polisler zabıt tutmuş, evi terkedecekler... O an.. Yaklaşık yarım saattir camdaki deliğe bakıp derin düşünceler içinde kafasını kaşıyan ev sahibi dikkatlerini çeker. Polislerden biri dayanamayıp sorar:
- Hemşerim, deliğe niçin böyle uzun uzun bakıp düşünürsün?.. Anlayamadığın bir şey mi var?
- Haçan... Her şeyi anladım anlamasına da... Koca adam nasıl oldu da bu küçücük delikten içeriye girdi, onu anlamaya çalışayrum!..
022. Yaş
Bir hayli yaşlı olan Fadime ve Temel'e basın mensupları sormuş:
- Kaç yaşındasınız?
- Seksen yedi... Yüz yaşıma kadar yaşayacağım...
- Ben de seksen yedi... Ben yüzbir yaşıma kadar yaşayacağım.
- Neden bir yıl fazla yaşamak istiyorsunuz?
- Hiç değilse bir yıl kafamı dinlerim.
023. Neden sırıtıyor
Savcı, morgtaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti. Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu. “Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü!” dediler. İkinci ceset de sırıtıyordu. “Bu neden sırıtıyor?” diye sordu savcı. “Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü!” diye açıkladılar. Üçüncüsü Temel’in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu. “Bu neden öldü?” diye sordu savcı. “Efendim, buna yıldırım çarptı!” dediler. “Peki neden sırıtıyordu?” diye sordu savcı. “Fotoğrafını çekiyorlar sanmış.” (Tülin Kırık)
024. Boşanma nedeni
Hakim Temel'e sordu:
- Boşanmak için müracat etmişsin mahkememize, peki geçerli bir nedeni var mı?
- Elbette var hakim bey, evliyim dedim ya!..
025. Şişe
Temel çölün ortasında susuz kalmış. Birden cin gelmiş üç dilekte bulunmasını istemiş.
- Su... Bir şişe buz gibi su!..
- Bu şişe hiç bitmez. Bittikçe kendiliğinden dolar, öbür dileklerin neydi?
- Bu şişeden iki tane daha!..
026. Gece
Çapkın Temel yeni tanışmış olduğu bir güzel kadının evinde kalıyordu. Arkadaşları, "Madem gecelerini onunla geçiriyorsun, bari evlen" dediler. "Ben de düşünüyorum da..." dedi Temel, "... bir mesele var, sonra gecelerimi kimle geçireceğim?"
027. Şart
Temel Amerika'ya gitmek için müracaat etmiş, sormuşlar:
- Hiç hapis yattın mı?
- Şart mıdır?
028. Pazar yeri
Kamyon şoförü Temel giderken kamyonun freninin tutmadığını farkediyor. Temel kamyonu yoldan çıkararak durdurmayı düşünüyor ve bu sebeple yolun solunu kontrol ediyor. Yolun sol tarafında bir pazar yeri kurulu ve en azından 150-200 kişilik bir insan topluluğu var. Temel arabayı sol tarafa yoldan çıkaramayacağını düşünüyor. Yolun sağını kontrol ediyor ve sağ tarafta bir çocuğun oynadığını görüyor. Temel; “Çocuğa yazık olacak ama 150-200 kişinin içine girmektense bir can ile bu kazayı atlatırız” diye düşünüyor ve dümeni sağa kırıyor. Akşam TV haberlerinde bir haber; spiker bir kamyonun 150-200 kişilik bir pazar yerine girdiğini ve çok sayıda yaralı ve ölünün olduğunu anlatıyor. Temel de olay yerinde. Temel'e “Bu iş nasıl oldu? diye soruyorlar... Temel anlatmaya başlıyor; "Her şey o çocuğun pazar yerine doğru kaçmasıyla başladı!.."
029. Sınav
Temel kolej sınavına hazırlanan oğluna yardım ederken sormuş:
- Bu kaç terecede kaynayi?
- Toksan terece...
- Pilemedun... Toksan terecede dik açı kaynayi!..
030. Bebek
İlkokulda üç çocuk bebeklerin nasıl dünyaya geldiğini konuşuyormuş.
- Bizum ailede hep leylekler getirir.
- Bizde gül bahçesinde bulunur.
- Piz façiriz, pizde bebekleri annem kendisi yapayi!..
031. Okuma
Temel mektup yazıyor. Cemal sorar:
- Kime yazayisun?
- Fadime`ye...
- Niye yavaş yazayisun?
- Fadime’nun okumasi kıttır, daa!..
032. Pas
Temel gizli ajan olmuş. Saksılara konulan mikrofonların paslandığını fark edince hemen bir not bırakmış: “Çiçekleri sulamayun, mikrofonlar paslanayi!..”
033. Zengin
Temel ile Dursun kızılderili kafaderisinde çok para olduğunu duyunca Amerika'da kızılderili avına çıkmış. Çölde giderlerken karşılarına iki tane kızılderili çıkmış. Pusu kurup ikisinin de kafa derisini yüzmüşler. Daha sonra devam etmişler. Gece olunca bir yere kamp kurmuşlar. Ertesi sabah Dursun birden gürültü ile uyanmış. Gözlerini bir açmış, etrafta kızılderiler, çadırı sarmış. Dursun Temel'i dürtmüş: "Temel kalk kalk zengin olduk!.."
034. Ada
İngiliz, Alman, Fransız ve laz bi adaya düşüyorlar. Bunları bir kabile yakalıyor ve bağlıyolar direklere. Kabile şefi gelip bunlara; “Benden getiremiyeceğim bir şey isteyen kurtulur. Eğer getirirsem derinizden kano yaparım!” diyor ve sudaki kanoları gösteriyor. İngiliz: “Bana Manchester United takımının kalecisinin imzaladığı bir futbol topu getirin.” Şef çadırdan çıkarıyor topu; İngiliz'in istediği top. İngiliz "Ama... Nasıl olur?” derken derisini yüzüyorlar, doğru suya... Fransız: “Bana 1820 Napolyon şarabı getirin!” diyor kıs kıs gülerek. Şef giriyor çadıra bir şişe şarapla çıkıyor; Fransız'ın istediği şarap. Fransız da aynen yüzülüp suya. Alman: “Bana el yapımı bir Limuzin getirin!” diyor. Beş on dakika sonra ormandan bir Limuzin gelip park ediyor. Alman da aynı akibete uğruyor. Laza geliyor sıra.. Laz diyor "Bir çatalınız var mı?” Şef: “Salak mı lan bu herif? İstiyecek bir şey bulamamış mı?” diye düşünürken bir yandan da bir çatal alıp veriyor laza. Laz çatalı vücuduna batırmaya başlıyor... Bir yandan da; "Alın lan size kano... Alın size kano ha’di pagayum!.."
035. Dalgınlık
Lazın biri elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Birinin dikkatini çekmiş. Lazı seyrediyormuş. Laz belediye otobüsüne binmiş eli hala belinde, inmiş yarım saat yürümüş eli hala belinde. Onu izleyen dayanamamış koşup, önüne geçmiş:
- Kardeşim sen deli misin?
- Yooo!..
- Hasta mısın?
- Yooo!..
- Seni iki saattir izliyorum elin belinde yürüyorsun!..
- Vay anasını!.. Karpuz düşmüş!..
036. Yapım
Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor. Bir gün bir Amerikalı'yı alıyor başlıyorlar gezmeye... Turist falanca sarayı görüyor, "Bu ne kadar zamanda yapılmış?” diye soruyor. Temel: “5 yılda!” diye cevap veriyor. Amerikalı: “Yazık bizde olsa 1 yılda yapılırdı!” Biraz sonra filan camiyi görüyor; "Bu ne kadar zamanda yapılmış?" Temel: "2 yılda!” diye cevap veriyor. Turist: “Yazık be!.. Bizde olsa 3 ayda biterdi!” Temel uyuz oluyor duruma. Biraz sonra tarihi bir yapı daha görüyorlar. Gene soruyor turist. Temel; “2 ay!” diyor. Adam gene: “Yazık be!.. Bizde olsa 1 haftada biterdi!” Temel iyice kıllanıyor. Tam o sırada Boğaz Köprüsü’nün altına geliyorlar. Adam yukarıyı göstererek; “Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı?” diye soruyor. Temel şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp; “Hangisi? Bu mu? Bu dün bur’da yoktu yaa!..”
037. Şans
Öğretmeni Temel’e kafayı takmış; illa sınıfta bırakacak. Ancak bu durumu öğrenen millet dedikodu yapmış. Öğretmen de halkın önünde Temel’i sınav yapmaya karar vermiş. Stadta millet toplanmış. Öğretmen megafonla Temel’e sormuş:
- Yedi kere yedi kaçtur?
- Kırktokuz!..
Birkaç saniye sonra stadtakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan:
- Pi şans taha ver, pi şans taha ver!..
038. Sinek
İlk defa helikopter gören bir laz yanındaki arkadaşına soruyor;
- Bu ne lan?
- Olsa olsa, bin yaşında bir sinektir!..
039. Söylev
Temel seçimlerde aday olmuş, büyük kalabalığa karşı konuşma yapacak, hazırlanmış, kürsüye çıkmış. Cebindeki kağıdı aramış bulamamış. Bunun üzerine seçmenlere şöyle seslenmiş: “Sevgili hemşehrularım, puraya celirken neler söyleyeceğimu pir allah pir de pen pileydum, şimdi ise sadece allah piliy!..”
040. Boy
Temel ile İdris bir bayrak direği boyama işini almışlar. Bu iş için ne kadar boya alacaklarını hesaplamak için direği ölçmeye çalışmışlar. Çapını ölçmek kolay olmuş ama yüksekliği? Onu ölçmek için Temel İdris'in omuzlarına çıkmış ama direğin tam tepesine ulaşamamış. İdris; "Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyeyim!" deyip Temel'in omuzlarına çıkmış ama gene aynı sonuç... Oturup ne yapacaklarını düşünürken yanlarına iri-yarı bir adam yaklaşıp ne yaptıklarını sormuş. Temel'le İdris sorunu anlattıktan sonra, adam direği yerden güç bela söküp yere yatırmış. Boyunu ölçüp tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmiş. Gittikten sonra İdris'le Temel bakışıp gülüşmüşler: "Aptal herife bak! Biz ona yüksekliğini sorduk o bize uzunluğunu verdi!.."
041. Aldatmaca
İri yarı bir adam kahveye girmiş: “Hasan çimdur?” Temel: “Penum!” deyince adam onu bir güzel pataklamış, sonra da çekmiş gitmiş. Kahvedekiler Temel’e ne yaptığını sorduklarında Temel sakin, “Kandirdum oni!..” demiş.
042. Aşı
Cenevre Tarım Konferansı'nda katılımcıların her biri yaptıkları çalışmaları ve sonuçta gerçekleştirdiklerini verim artışını anlatıyorlarmış. Sıra Temel'e gelince;
- Kuru fasulyeye gül aşıladuk!
- Peki, bunu niye yaptınız?
- Yellenince gül kokayi!..
043. İçki
Temel çok içiyormuş. “Bu kadar çok içme de seni ustabaşı yapalım!” demişler. Temel; “Valla pen içince mühendiz olayrum!..” demiş.
044. Yol tarifi
Bir tır şoförü kaza yapıp Temel'in evinden içeri girmiş.
- Yolumu şaşırdım da... Rize'ye nasıl cideceğum?
- Koridoru geçeysun, salondan sağa sapaysun, tümdüz cideysun!..
045. Neden
Trabzon’u gezmekte olan turist, “Allah allah... Burada herkesin bıyığı var!” deyince Temel, burnuna dikkat çekerek, “Piz önemli ve değerli şeylerun altıni çizeruz!..” der.
046. Yön
Temel Eskişehir'den Ankara'ya gitmek ister, ancak yanlış trene biner. Karşısındakine nereye gittiğini sorar. İstanbul'a gittiğini öğrenince; “Teknoloji ne kadar celişti, pen purada oturayrum Ankara'ya, sen carşumda oturaysun İstanbul'a cideysun!..” der.
047. Abdest
Hoca vaaz veriyor:
- Abdest ibadetin en sağlam temelidir.
- Nasul sağlam temeldur o? Bir osuruğa çökeyi!..
048. Temel'in BMW'si
Temel BMW almış ve 10 saatte İstanbul’dan Trabzon'a varmış. Dönüşte, “BMW ile geri geleceğim karşılayın!” diye İstanbul'a telgraf çekmiş. Temel 40 saat sonra ulaşmış İstanbul’a. Merakla sebebi sorulunca: “Bu BMW'lerin ileri peş vitesi, ceride ise sadece pi vitesi var!..”
049. Öksürük
Temel dahiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş.
- Öksürayrum!
- Ne zamanlar öksürüyorsun?
- Tuvalette oturayurken kapıyu tiklattıkları zaman!..
050. Seçim
Karadeniz kıyısındaki otele tam pansiyon kalmaya gelen İstanbullu turist iki gün sonra feryadı basmış:
- Seyahat acentası bizi buraya yollarken "yemekte serbest seçim" diye yolladı. Oysa iki gündür yemeklerde hamsiden başka birşey yok. Nerede serbest seçim?
Otelci durumu açıklamış:
- İster yersiniz ister yemezsiniz. İşte size serbest seçim...
(Devam edecek)
Gelen Fıkralar
Toplam -1 fıkra,