Temeli Sağlam Fıkralar 5
201. Doktorda
Temel karısı ile birlikte doktora gitmiş, derdini uzun uzun anlatmış... Sözünü bitirdiğinde, doktor önüne kayıt defterini çekerek bizimkine sormuş:
- Nerelisiniz?
Temel, doktora dik dik baktıktan sonra karısına dönmüş:
- Yürü hanum, cidelum!..
- Ne oldi? Niye cidiyruk?
- Ula bi’ saat koniştuk, herif nereli olduğumuzi anlamadi. Hastaluğumuzi nasıl anlayacak?
202. Çamaşır
Çoğunluğunu lazların teşkil ettiği komando bölüğü 10 gündür ormanda, çamurda, aç susuz, pislik içinde eğitim yapmaktadır. Onbirinci gün komutan çavuş Dursun'u çağırır "Çavuş,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi. Biz de onları ödüllendirelim. Bugün çamaşır değiştirebilirler artık." Dursun "Başüstüne komitanum." Dursun çavuş bir heves koşarak bölüğü toplar "Sizlere çok sevineceğunuz bir haber cetirdum. Komitan izin verdi, bugün erat çamaşır değiştirecek, sıraya geçin değiştirun. Temel sen İdris’le, İsmail sen Kemal’la, Sadık sen Cemal’la!..“ (Kanat Gezgen)
203. At yarışı
Temel hayatında ilk defa at yarışlarına gidiyor ve bu konuda bilgisi olmadığı için, yarışta hiç şansı olmayan bir ata büyük bir bahis oynuyor. Derken yarış başlıyor. Daha startla birlikte Temel’in atı en geride. Önde çekişen diğer atlara oynayan kişiler ayakta ve bağırıp çağırıyorlar. Temel’de ses yok. Nasıl olsun ki, onun atı en arkada. Fakat, karadeniz uşağı kolay kolay yenilgiyi kabul eder mi... Temel de ayağa kalkıyor ve başlıyor bağırmaya; “Hey yavrum hey... Ata bak ata!.. Katti önüne hepsini kötiriy!..” (Fatma Demirdöven)
204. Laz virüsü
“Merhaba! Ben bir laz virüsüyüm. Lütfen beni adres listenizdeki tüm kişilere yollayın. Sonra hard diskinizdeki tüm dosyaları silin.” (İnanç Civelekoğlu)
205. Şikayet
Temel’e bir işe girmek için sağlık raporu lazım olmuş. Gitmiş tam teşekküllü bir hastaneye. Epey muayeneden sonra doktor sormuş. “Kulaklarınızdan ya da burnunuzdan bir şikayetiniz var mı?” diye. “He ya...Fanilamı çıkarırken çok zorlanıyorum!..” (Müge Serdar)
206. Kaset
Şehirlerarası yolculuk sırasında, hemen şoförün arkasında oturan Temel, şoföre seslenmiş: “Kaptan, sekiz saattir yol alıyoruz, bu teyp de devamlı çalıyor. Kafamız şişti daa!” Şoför nazik: “İsterseniz kapatabilirim.” Temel’den başka öneri gelmiş: “Yok, kapatma... Bi’ boş kaset koysan da kafamızı dinlesek!..” (Sibel Ataç)
207. Reçete sart
Eczacı Temel gece nöbetindeyken, kapıdan giren eli tabancalı soyguncu “Çabuk kasayı boşalt!..” Temel istifini bozmadan cevapladı: “Kusura pakmayun, reçete olmadan bir şey veremeyruk!..” (Mehmet Çokan)
208. Tavla
- Ula Cemal’le küs misun? Artuk tavla oynamaysunuz!
- Ula sen olsan, pul çalan, zar tutan, kapı atlayan birisi ile tavla oynar misun?
- Oynamam...
- O da onun içun oynamayi işte...
209. Sülale
Temel, arkadasi İdris’e havasını atıyormuş: “Haçan penum büyük dedem Rus Harbi’nde Ruslar’a karşı savaştı. Dedem Çanakkale Harbi’nde İnciluzlere karşı savaştı. Babam Kurtuliş Savaşı’nda Yunan’a karşı savaştı. Ben de Kore’de Koreliler’e karşı savaştım!..” İdris atılmış: “Ula, haçan senun de ne geçimsuz sülalen varimuş!..” (Aydın Sun)
210. Foto Temel
Temel arkadaşlarından yanık ampuller toplamaya başlar. Soranlara da, “Fotoğrafçı olmaya karar verdum. Ha punlar ‘karanluk oda’ için lazımdur daa!..” der.
211. Güzel dul
Temel’e “Hani sen güzel bir dulla evlenecektin, ne oldu?” diye sormuşlar. “Kocasinun ölmesinu pekleyrum!..” demiş. (Şeyda Günaydın)
212. Siyah ve beyaz
Temel ile Dursun Teksas’talar. Geceyi geçirmek için yol üzerindeki bir hana gelirler. Atlarını bağlayıp tam içeri gireceklerken, Temel Dursun’a döner: “Biz iyi yaptık bağladık bu atları da, sabah nereden bileceğiz, hangi at kimin?” Dursun düşünür, “Haklısın...” der Temel’e, “... en iyisi benim atın kuyruğunun yarısını keselim, böylece sabah karıştırmayız.” Bu sırada, hanın sahibi konuşmaları duyar, “Bak sen şu işe!” diye geçirir içinden. Dursun keser kuyruğun yarısını, sonra odalarına çekilirler. Ancak muzip hancı, gece gider ve diğer atın da kuyruğunu keser. Sabah iki kafadar, atların yanına gelirler, kuyruklar aynı boydadır. “Ne olacak şimdi?” diye tartışırlar, ama sonuç çıkmaz. “İyisi mi...” der Temel, “... vakit kaybetmeyelim, birini sen al birini ben. Yapacak bir şey yok.” Günler geçer. Her akşam yine aynı şekilde, önce kuyrukların tamamı gider, sırayla yeleler, kulaklar... Bir sabah yine her şeyin eşit olduğunu gören Temel can sıkıntısı içinde Dursun’a döner: “Dursun, bu işin sonu yok, bu gidişle atlar telef olacak, iyisi mi bundan sonra siyah atı sen al, beyaz atı ben...” (Yusuf Polat)
213. Nice eşekler almış
Temel siyasete girmeye karar vermiş. Bir partiden milletvekili seçilince her yerden tebrik-takdir yanında hediyeler de almış. Bir üniversiteden de doktora payesi vermek istemişler. Temel gayet memnun kabul etmiş. Üniversitede güzel bir törenle doktora cübbesini giymiş. Tören gecesi eve döndüğünde Fadime: “Sen doktor oldun, ben de olmak istiyorum!” diye tutturmuş. Temel: “Hanım yapma, etme.” demiş, dinletememiş. Gitmiş üniversite rektörüne rica etmiş. O da: “Ne demek efendim, hanımınıza doktora payesi vermek bizim için bir şereftir!” demiş. Hanımı da doktor olmuş. Ancak eve döndüklerinde yine tutturmuş. “Temel...” demiş, “... şimdi ikimiz de doktor olduk ancak, devamlı bindiğimiz atımızdan ben hicap duyuyorum. Her ikimiz de üstüne doktor sıfatıyla bineceğiz; o bundan neden mahrum olsun ki? Ona da doktora payesi alalım.” Temel ne kadar “Olmaz” dese de hanımını ikna edememiş. Tekrar rektöre gitmiş. Rica etmiş: “Bizim hanım böyle böyle söylüyor, yapabilir miyiz?” diye. Bunun üzerine rektör: “Ne demek Temel bey; biz buradan nice eşeklere doktora veriyoruz, ata niye vermeyelim!..”
214. Feryat
Temel acil kurtarma servisinde çalışıyormuş. Bunlara otobüs kazası ihbarı gelmiş ve atlayıp gitmişler.. Bir de ne görsünler her yer ölü, yaralı... Temel hemen takımlarını almış ve bas bas bağıran bir yaralının yanına gitmiş. Adamın iki bacağı da kırık ve feryadın bini bin para. Temel çok sinirlenmiş “Yahu, bu kadar feryat edecek ne var? Senin yalnızca iki bacağın kırık. Baksana şunlara; onlar ölmüş, hiç bağırıyorlar mı?” (Murat Selman)
215. Tekrar dene
Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar: ”Tekrar deneyin!” Kapağı kapayıp yeniden açar ve okur: ”Tekrar deneyin!” En sonunda sinirlenen Temel: ”Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hala pi’ şey çıkmadı!..” (Reyhan Boztaş)
216. Sahipsiz
Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel’e sordu: “Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin? Temel; “Sahibi yok sanmiştum!” Yargıç; “Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?” Temel; “Mezarluğun önine parketmiştu da!..” (Cenk Mutlu)
218. Temel ve hamsi
Temel giyim eşyası satan bir dükkan açmış; tabelayı asmış: ”Temel ve Hamsi” Dostları “Bu nasıl isim yahu?” diye sorunca, ”Niye?..” demiş Temel “... ‘Paul & Shark’ oluyor ama!..”
219. Dünya tükürük şampiyonu
Temel Almanya’ya işçi olarak çalışmaya gider. Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir tükürür ve tükrük Temel’in kulağının yanından mermi gibi geçer. Adam: ”Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu Almanya’dan Hans...” der. Temel şaşırır. Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve tükürük Temel’in kafasını sıyırarak gider. Hans: ”Ben 2000 dünya tükrük şampiyonu Hans!” der. Temel artık dayanamaz ve Hans’ın suratının ortasına tükürür. Temel: ”Acemiyim daa!..” (Kanat Gezgen)
220. Örgü
Temel: "Amma da hızlı örüyorsun!" Fadime: "Hızlı davranmak zorundayım. Yün bitmeden kazağı örmem gerekiyor!.." (Şeyda Günaydın)
221. Sigara
İdris hocalıktan da anlar, ara sıra camilerde vaaz bile verir. Bir gün vaaz sırasında sorarlar:
- Hocam, sigara haram mı, helal mi?
- Haram ise yakayruz, helal ise içeyruz da!..
222. Şampuan
Temel duş almaya girer, şampuanı saçına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar: “Oğlum kafanı ıslatmayacak mısın?” Temel; “Yok anne, bu şampuan kuru saçlar içinmiş!..” (Korhan Töre)
223. Nereden
Temel'e sordular: "Ünlü olduğunuzu ne zaman anladınız?" Temel düşündü ve yanıtladı: "Bir gece eve geldim. Anahtarı bir türlü bulamadım. Çok sıkışmıştım. Evin duvarına döndüğümde, yoldan geçen biri ‘Utanmıyor musun Temel'in duvarına işemeye’ diye bağırdı." (Erkin Usman)
224. Trabzon’da bir hakem
Adamın biri ölüp cennetin kapısına dayandığında, baş melek durdurur onu. “İçeri almadan önce sorularıma cevap vermelisin. Hayatın boyunca tam anlamıyla iyi bir iş yaptın mı, bakalım?” Adamcağız uzun uzun düşünür, hafızasını zorlar, ama ne yazık ki yaptığı iyi bir şeyi hatırlayamaz. Melek tekrar sorar; “Peki, bari söyle, hiç cesaret gerektiren bir sey yaptın mı hayatında?” Adam hemen atılır gururla; “Yaptım, tabii!” Melek; “Anlat bakalım, neymiş bu cesur iş?” Adam anlatmaya başlar. “Ben futbol hakemiydim. Trabzon’da bir Trabzonspor-Fenerbahçe maçını yönetiyordum. Maçın son dakikasında Trabzon aleyhine penaltı çaldım.” Melek; “Vay canına, gerçekten cesurmuşsun sen. Ha’di geç bakalım!” Cennetin kapıları açılır. Bizim hakem tam geçecekken, melek merak eder: “Ne zaman olmuştu bu maç?” Hakem saatine bakar; “Aşağı yukarı üç dakika oluyor biteli!..”
225. Yangın
Temel ile Dursun Amerika’da itfaiye teşkilatına girerler. Bir gün yangın ihbarı alınır. Çok katlı bir binada yangın çıkmıştır. İtfaiyeci merdiveni çalışmaz. Temel yukarı çıkar. Dursun aşağıda kalır. Temel aşağıda bekleyen Dursun’un kucağına çocukları atmaya başlar. Temel atar, Dursun tutar, kaldırıma koyar. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken beşinci zenci çocuktur. Temel bırakır, Dursun yakalamak için kollarını açmaz. Çocuk yerde dağılır. Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar. Dursun yine tutmaz. Çocuk yerde haşat olur. Dursun yukarı bağırır: “Yanıkları atarak vakit kaybetme!..”
226. Nereli?
Temel’e nereli olduğunu sormuşlar.
- Yarı yarıya Trabzonlu’yum.
- Ne demek yarı yarıya? Annen mi İstanbullu?
- Yoo!.. Trabzon’dan çıktığımda kırk beş çiloydum şimdi toksan çiloyum.
227. Kanun
Temel’e anlatıyorlardı.
- Yerçekimi kanunu olmasa herkes havada uçacaktı.
- Uyy uşağum!.. Peçi pu kanun ne zaman kabul edildi?
228. Temel Afganistan‘da
Temel paraşütle inerken aşağıdan yükselen Cemal’i görmüş;
- Nereden celeysun?
- Cephanelikten!.. (Cenk Mutlu)
229. Kuzu
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal’in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir.
- Pize 1 kişi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum.
Bir ara gözü Temel’e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temel’i sınava alır ve sorar;
- Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi?
- 6 tane oldi.
- Tabi bu soru biraz zor oldu. Piraz taha kolayini sorayum. Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi?
- Tört kuzi oldi.
- Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti?
- Uç etti.
Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar;
- Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi?
- İçi tane.
Cemal iyice sinirlenir ve Temel’i iyice döver.
- Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi?
- Olir mi?.. Penum evde bir kuzi de kendumin var!..
230. Yemez tabi!
Temel’in tabağındaki balığa elini dahi sürmeden dik dik baktığını gören garson sorar:
- Balığınızı neden yemiyorsunuz?
- Şimdilik onunla konuşuyorum.
- Dilinden anlıyor musunuz bari?
- Elbet anlıyorum.
- Peki ne söylediniz ona?
- Üç gün önce denizde düşürdüğüm ayakkabılarımı görüp görmediğini sordum!
- Ne dedi?
- “Nasıl bileyim. Ben yirmi gün evvel denizden çıktım!” dedi!.. (Müge Serdar)
231. Eczane
Temel ile Cemal ortak bir eczane açmışlar. Temel kurnaz ya, ilaç haricinde çokça da saf su almış. Cemal merakla sormuş:
- Ula Temel, ha bu saf suları ne yapacağuz?
- Uyy Cemal hiç düşünmey misun, okuyamadığımız reçeteler için hangi ilacı vereceğiz? Onlari poş mi çevirelum?..
232. Ameliyat
Temel ameliyat olacaktır. Kendisini ameliyat odasına alırlar. Operatör, narkozcu ve yardımcılar içeri girerler. Tam narkoz verecekleri sırada Temel operatöre bakar ve bağırır: “Doktor, çıkar o maskeyi. Tanıdım seni!..” (Ercan Ergül)
233. Adamı gören var mı?
Temel 55 yaşına kadar canını dişine takmış, çalışmıştı. Pastacı çıraklığı ile başladığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim." dedi. "Bizim oradaki hemşerilerle konuştum. Her şeyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar." Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa binip Los Angeles'e uçtular. Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegas’a zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri "Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza." dediler. "Kumar mı?" dedi Temel karısına, "Kumardan kazanmayı düşünen kafayı yemiş olmalı. Allah göstermesin." Ama bir kez şansını denemek için rulete 500 dolarlık fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi. Temel her şeyini rulet masasında bıraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel'de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bir 25 sentlik sıkıştırdı. Bu konularda deneyimliydi. Temel’in başına gelenleri anlamıştı. Temel "Çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim." dedi. Kartı aldı, cebine attı. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı, çıktı. Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına tek kollu canavar çıktı. Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı... Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunları fişe çevirdi, rulet masasına döndü. Gerisi peri masalı. İki saat içinde tam 2 milyon doları olmuştu. İki ay sonra yeni Kaliforniyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı. Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastalari öylesine tutuldu ki, önce Los Angeles'a, sonra Kaliforniya'ya, sonra da tüm Amerika'ya yayıldı Temel Pastaneleri. Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika'nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısıyla büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konuşma yapmak için kürsüye çıktı. Başına gelenleri anlattı, "Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika'daki her taşın altına bakacağım." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz. Adı, adresi sizde olmalı zaten." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi Temel, "Ben, tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!" (Şeyda Günaydın)
234. Lazlar
Temel, Londra’da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor: “Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba?” Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor; “Bana bir fisku... Yok böyle anlarlar! Bana bir raki... Yok, öyle de anlarlar. Bana bir bira.... Tamam böyle iyi, anlamazlar.” Aşağıya iniyor, masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor: “Barmen bana bir bira.” Barmen Temel’i biraz süzdükten sonra soruyor: “Birader sen laz mısın?” Temel: “Nasıl anladınız?” diye sorunca; Barmen: “Bütün lazlar bira istiyor da!...”
235. Hastalık
Temel’in ineği hastalamış. Hangi veterinere götürmüşse bir türlü iyileşmemiş inek. Temel biçare bir şekilde düşünürken ellerini açıp Allah’a yalvarmış; “Yarabbi sen ineğimi iyi et. İyi edersen 15 gün oruç tutarım.” diye. Bu hayvan iki günden fazla yaşamaz diyen veterinerlere rağmen inek iyileşmiş. Bizim Temel 15 gün oruç tutmuş. 16. gün inek ölmüş. Temel ne yapacağını şaşırmış. İnek ölü. Havadan 15 gün de tutulan oruç. Ellerini açmış “Yarabbi sen sanıyorsun ki ‘Temel aptaldır!’ Hiç itiraz kabul etmem. İneği kurbana sayar, tuttuğum oruçları da Ramazan’dan düşerim hiç kusura bakma.” (Fadime Sarıcan)
236. Kim
Dilbilgisi dersiydi. Ögretmen çocuklara sordu: “Çocuklar... ‘Ben bağırmadım, sen bağırmadın, o bağırmadı’ deyince ne anlarsınız?” Ögretmen çok parmak beklerken kimse parmak kaldırmadı. Neden sonra Temel parmak kaldırdı: “Telaşa gerek yoktur, kimse bağırmamıştur!..”
237. Tünel
Trende Temel ile çok güzel bir sarışın hanım aynı kompartımanda yolculuk ediyorlarmış. Temel “Korkma...” demiş, “... birazdan tünele gireceğiz. Ama ağzındaki sigarayı çıkar!” (Eyüp Karadayı/Ayıptır Söylemesi)
238. Tavuk
Temel, sofradaki tavuğa eliyle girişince Fadime sinirlenmiş ve nasıl yemesi gerektiğini anlatmış. Bunun üzerine Temel bir eline çatal, bir eline bıçak almış ve sormuş: “Peki tavuğu nasıl tutacağım?” (Eyüp Karadayı/Ayıptır Söylemesi)
239. Uyuz
Ev halkı uyuz olmuş. Herkes sıkıntı içinde kaşınırken babası Dursun’a “Git...” demiş, “... eczaneden uyuz ilacı al. Ama sakın eve aldığını söyleme, herkese rezil oluruz... Hediyeliktir dersin!..” (Eyüp Karadayı/Ayıptır Söylemesi)
240. Deneme
5 litrelik pet şişedeki suyu bir dikişte içeceğine dair arkadaşlarıyla iddiaya giren Temel; “Bana 5 dakika müsaade eder misinuz?” diye izin istiyor... Arkadaşları peki deyip bekliyorlar. 5 dakika sonra Temel geliyor. Merak eden arkadaşları soruyor: “Nereye gittin Temel?” Temel; “Hiiççç, denedum, içepileyrum!..”
241. Akıl
Temel ile Dursun konuşuyorlarmış. Temel Dursun’a sormuş. “Ula, Dursun sence insanlar mı daha akillu, yoksa hayvanlar mu?” Dursun hiç duraksamadan cevap vermiş. “Tabii ki hayvanlar daha akillu. Bizim Karabaş ben ne dersem anlayor, ama ben o ne derse anlamayrum!..”
242. Savaş Gemisi
Temel ile Amerikalı sohbet ediyorlarmış. Amerikalı Temel’e “Bana bir kalıp çelik ver, sana kocaman bir savaş gemisi yapayım” demiş. Temel de cevap olarak; “Sen de bana kız kardeşini ver, o geminin mürettebatını yapayım!..” demiş.
243. Merdiven
Hakim Temel’e sorar: ”Davacıyı merdivenden ittin mi?” Temel yanıtlar: ”Sadece bir basamak ittim. Diğerlerinden kendisi düştü!..” (Bekir Çil)
244. Aslan yürekli Temel
Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış. Görevliler panik içerinde arkasından bağırmışlar; “Hoop, dur ne yapıyorsun? Orası aslanın kafesi!” Temel geri dönmüs, görevlilere şöyle bir bakıp, “Sankim aslanınızı yeduk!..”
245. Biletçi Temel
Temel, hayır kurumu yararına bilet satıyor. Cimri zenginin yanına gidiyor. Zengin; “Katılmayacağım ama ruhum sizinle beraber olacak!” diyor. Temel; “Beş, on, onbeş milyonluk piletlerimiz var. Ruhunuzun nerede oturmasını isteysunuz?..”
246. İşsizlik
Temel bir gün Trabzon’da İş ve İşçi Bulma Kurumu’na gider. Memur; “Daha önce ne tip işlerle uğraştınız?” Temel; “Kaplan avcısıyım...” Memur; “Trabzon’da kaplan ne gezer be adam?” Temel; “Ula ben de onun için işsizum ya!..”
247. Kutlama
Temel’in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş. Soranlara; “Pen cenaze namazı kılmasını pilmeyrum.” diyormuş. Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş. Namazda Temel’i en ön sırada görenler; “Hani sen cenaze namazı bilmezdin?” Temel; “Pu cenaze namazu teğil çi, payram namazu!..”
248. Büdü
Temel’in oğlu olmuş ve isim koyması için imamın yanına gitmiş;
- Hocam şu pizum oğlana bi isim koyar misun?
- Temel şimdi çok işim var. Sen git Kuran’dan bi isim bul koy...
Neyse Temel gidip bir isim bulmuş ve koymuş. Temel ertesi gün yolda yürürken hocaya rastlamış. Hoca sormuş;
- Ne isim koydun oğluna?
- Büdü koydum hocam...
- Kuran’da Büdü diye bir isim var mı?
- Hocam iyyakenabüdü var ya...
249. Nick
Temel sürekli chat yapıyor, Dursun’a da öğretmiyormuş. Bir gün Temel internetten bir kız ayarlamış ve Dursun’a; “Ben yengenle buluşmaya gideyrum.” demiş. Dursun; “Hiç görmediğin birini nasıl tanıyacaksun?” Temel; “Yakama kırmızı karanfil takarum.” Neyse Temel buluşmaya gitmiş. Yarım saat sonra Dursun da Temel’in gittiği kafeye gitmiş, bir de ne görsün! Temel ve yanında 200 kiloluk bir kadın. Temel’i çağırmış. “Temel olim pu midur yengemuz?” Temel; “He Dursun, nikune kandum nikune...”
250. Gökdelen
Temel bir gökdelenin camlarını temizliyormuş. Birden ayağı kaymış ve seksenyedinci kattan aşağı düşmüş. Bütün katları jet gibi geçerek düşüyormuş. 59, 58, 57, 56, 45, 44... Temel tam birinci kata geldiğinde aklından şunlar geçmiş; “Buraya kadar sağ salim geldim. Buradan sonra düşsem de birşey olmaz!..”
Gelen Fıkralar
Toplam -1 fıkra,