Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Ocak 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Temeli Sağlam Fıkralar 6
Temeli Sağlam Fıkralar 6
251. Dirseğinle
Dursun ev almış. Temel’i aramış, haber vermiş. Temel, adresi istemiş. Dursun başlamış anlatmaya; “Otobüsten in, Kaya Sokaği bul. Ondan sonracığıma 5 numaralu apartmanu bul. 8 numaralı daireyi bul, sonra dirseğinle zile bas!” Temel şaşırmış; “Ula Dursun, her şeyi anladım da niye zile dirseğimle basıyom? Dursun; “Ee... Elin dolu olacak herhalde o yüzden tabii!..”

252. Kale
Teknik direktör ilk yarı sonrası soyunma odasında oyuncusuna sordu; “Neden kendi kalene gol attın?” Oyuncu cevap verdi; “Lanet olası kaleler birbirine o kadar çok benziyor ki!..”

253. Giriş çıkışlar
Temel hapisanede gardiyanmış. Bir gün bir suçlu kaçmış. Başgardiyan hemen Temel`i yanına çağırmış ve; “Hemen tüm çıkışların tutulmasını sağla” demiş. Ancak buna rağmen suçlu hapisaneden kaçmayı başarmış. Başgardiyan Temel`i tekrar yanına çağırtmış ve “Ben sana bütün çıkışları tutulmasını sağla demedim mi?” Temel; “Efendim, biz tüm çıkışları tuttuk, ancak o uyanık girişlerin birinden kaçtı sanırım...”

254. Yaylalar Yaylalar
Temel, gece vakti mezarlıktan geçmek zorundadır, ama çok korkar. Arkadaşları “Korkma yahu” derler. “Mezarlıktan geçerken şarkı söylersin; hiçbir şey olmaz.” Temel çaresiz bu öneriyi kabul edip mezarlığa girer. Zifiri bir karanlık, Temel korku içinde ve başlar bir türkü söylemeye; “Ay akşamdan ışıktır!” Hemen ardından müthiş bir koro; “Yaaaylalar, yaylalar!..”

255. Kurnaz Temel
Tembel Temel askerde. Sabah içtimasından kaytarıp bir ağacın altına yatar. Ancak biraz sonra yakalanır. Komutan yanına çağırır. “Mesleğin nedir?” Temel; “İnşaat kalfaluğu yapayrum komutanım.” Komutan; “Ha demek öyle. Peki sen inşaatta yanında çalışan bir işçiyi böyle yatarken yakalarsan ne ederdin?” Temel fırsatı kaçırmaz; “Hemen, hiç düşünmeden işine son verir, evine gönderürdüm komitanum!..”

256. Paraşüt
Temel spor malzemeleri satan bir işyeri açmış. Bir müşteri paraşüt sormuş;
- Sağlam mı, düğmesine basınca açılır mı?
- Açılmassa getirun hemşerim anında değiştiralum...

257. Kekeme Temel
Kekeme olan kitap satıcısı Temel kapı kapı dolaşıp kitap satıyormuş. Her sabah çantasına 50 kitap koyuyor, akşama kadar da hepsini satıyormuş. Bir gün patronu “Yaa Temel sen bu işi nasıl beceriyorsun? Diğer satıcılar günde en fazla 10 tane satıyor!” diye sormuş. Temel de kekeleyerek cevap vermiş “Çok basit. Önce kapıyı çalıyorum. Kapıyı açana da ‘kitap almak ister misiniz, yoksa size okuyayım mı?’ diye soruyorum!..” demiş.

258. Solomon ve Temel
Salomon’la Temel aynı yerde çalışıyormuş. Bir gün Solomon demiş ki Temel’e; “Ben ara sıra işten kaytarmanın yolunu bilirim...” Temel “Nasıl?..” diye sorunca Solomon evrak dolabını odanın ortasına çekmiş. Üstüne çıkmış, iki eli ile kocaman şamdana asılmış. “Dolabı çek ve bekle” demiş... Az sonra patron girmiş odaya.
- Bu ne?..
- Ben bir ampulüm!
- Senin biraz dinlenme zamanın gelmiş... Yürü evine!..
Solomon çıkarken Temel de takılmış peşine. Patron gürlemiş;
- Hey dur!.. Sen nereye?
- Karanlıkta çalışamam ki!..

259. Saptama
Filozof Temel "İnsanlar üçe ayrılır: Sayı saymasını bilenler, sayı saymasını bilmeyenler!.."

260. Akıl hapı
Temel kendisinin akıllı olmadığından yakınırmış Dursun'a. Dursun Temel’in haline dayanamamış ve demiş ki "Ula hemşerim, dert ettuğun şeye bak. Bende akıllandırma hapu var." Temel hemen vakit geçirmeden iki tane yutmuş. Bakmış akıllandığı yok, "Yahu Tursun... Daha ben akıllanmamişum birkaç akıl hapı daha ver!" demiş. Dursun: "Uy Temel, sen yanlış kullanıyorsun hapları. Ha bu defa üç tane al fakat ağzında ez ve daha sonra yut!" demiş. Temel aynısını uygulamış ve demiş "Ula Dursun bu hapların tadı tavşan pisliğine penziyor daa!" Dursun: "Uyy Temel, aha şimdi akıllanmaya başladın!.."

261. Cehennem
Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, sille tokat karşılamışlar. “Pöyle yaparsanuz hiç cimse çelmez!..” demiş.

262. Siper
Lazlar’la Kürtler savaşa tutuşmuş. İki taraf da boşa mermi yakıyorlar. Kürtler’in aklına bir çare geliyor. “Temel!” diye bağırıyorlar. Yaklaşık 100 kişi “Kim o?” diye siperden çıkınca Kaleşnikof kurşunlarına hedef oluyor. Lazlar karşılık olarak “Vakkas!” diye bağrıyorlar, ses yok. Yeniden bağrıyorlar, yok. En sonunda hepsi birden bağırıyor. Karşıdan; “Kim o Vakkas’ı çağıran?” Lazların tümü ayağa kalkıyor “Biziz!..” (Erdal Uç)

263. Anons
Temel ile Fadime, tayinleri nedeniyle Erzurum’a taşınırlar. Malum, Erzurum bol kar yağan bir yer... Kar yağdığı bir gün akşam üzeri belediye hoparlöründen bir anons, “Sayın sokak sakinleri, lütfen arabalarınızı sokağın sol tarafına park edin, sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecek!” Temel, evden çıkar ve arabasını sokağın sol tarafına park eder. Ertesi akşam, yine belediye hoparlöründen bir anons, “Sayın sokak sakinleri, arabalarınızı lütfen sokağın sağ tarafına park ediniz, sokağın boş bırakılan tarafındaki karlar temizlenecektir!” Temel yine dışarı çıkar ve arabasını sokağın sağ tarafına parkeder. Ancak bu arada kar yağmaya da devam etmektedir... Bunun sonucu olarak sokakların her gün temizlenmesi gerekmektedir.. Nitekim 3. günün akşamı yine bir anons, “Sayın sokak sakinleri, lütfen arabalarınızı sokağın ...... tarafına park ediniz, sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecek!” Ancak anons sırasında seste bir kopukluk olduğu için ne Temel ne de Fadime arabaların sokağın hangi tarafına park edileceğini anlayamamışlardır. Uzun bir süre sokağın hangi tarafına park edecekleri konusunda tartışırlar ve bir türlü bir karara varamazlar. En sonunda Fadime, “Ula Temel...” der, “... madem, arabanın sokağın hangi tarafına park edileceğini anlamadık, bugün de araba garajda kalsın, boşver anonsu!..” (Ahmet Aydın)

264. Tecavüz
Alman turiste Karadeniz’de tecavüz etmişler. Turist karakola gitmiş tecavüzcünün eşkalini tarif etmiş. Bunun üzerine polisler eşkale uyanları birer ikişer toplamaya başlamışlar. Polis tarafından götürülen Lazlar ise sormuşlar: “Bizi niye götürüyorsunuz?” Polisler “Tecavüz olmuş, yüzleştirme yapacağız.” Toplananları bir odaya, duvarın dibine oturtturmuş polis. Bir süre sonra yanında polislerle Alman turist girmiş içeri ve Lazlar’a bakmaya başlamış. Tam bu esnada oturan Lazlar’dan biri ayağa fırlayarak kadını işaret etmiş ve bağırmış: “Komiserim! İşte bu kadındı!..”

265. Nişancılık
Nişancılık iddiasına giren adamlardan biri 10 metreden 1 elma vurur. Çevrenin tezahüratı karşısında; ”I’m Joe!..” der. Diğeri 20 metreden bir eriği vurur; “I’m Harry!..” der. Temel 50 metreden ağzında sigarası olan arama ateş eder ve adamı vurur; “I’m sorry!..” der.

266. Yeni
Bir Alman, Bir ingiliz, Bir Fransız, Temel ve bir Malezyalı uçağa biniyorlar. Temel Malezyalı'ya bakıyor; "Sen yenisun galiba!.."

267. Toparlan
Temel heyecanla eve gelir ve Fadime’ye seslenir;
- Sayısal Loto'da yüz milyar kazandım, eşyaları topla!..
- Sıcağa göre mi, soğuğa göre mi giyineyim?
- Öğlene kadar gitmen şartıyla benim için fark etmez.

268. Sinyal
Temel’e:
- Bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu?
- Çalışayi, çalışmayı, çalışayi, çalışmayi... (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

269. Paranoya
Temel ailesi yürüyerek bir yere giderken Temel yerde muz kabuğu görmüş, “Tikkat edin uşaklar, pirazdan düşeceğuz!..” demiş. (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

270. İddia
Temel ile Cemal tuttukları balığın dişi mi erkek mi olduğu konusunda iddialaşmış. Temel;
- Yüzbaşıya soralım.
- O ne pilir ki?
- Ama dediğu dediktur. (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

271. Tur
Temel evinin bulunduğu bloğun etrafında arabasıyla 289’uncu turunu atmaktaymış. Cemal sormuş,
- N’oldi?
- Sinyalim takıldu!.. (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

272. Paraşüt - 1
Temel rüyasında annesinin paraşütünün açılmayacağını söylediği için uçaktan atlamayı reddetmiş. Komutan kendi paraşütünü vermiş ve atlamasını sağlamış. Temel atlamış. Yavaş yavaş yere inerken yanından hızla geçen komutanın sesi duyumuş, “Ananuuuuuu!..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

273. Paraşüt - 2
Temel ile Cemal savaşta paraşüt bölüğünde görevli, belli bölgeye inecekler ve buradan jeepler alıp şehre götürecekler. Uçaktan atlamışlar, paraşütleri açılmamış. Yedek paraşütleri denemişler, onlar da açılmamış. Temel Cemal’e, “Aksilik pu ya, ister misun cipler de celmesun!..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

274. Paraşüt - 3
Temel ve Cemal paraşütle atlıyorlar. Sonuna doğru paraşütleri açmaya karar veriyorlar. Altimetrede ibreye bakıyor Temel, “Beşyuz metre, dörtyuz metre, uçyuz metre, içiyuz metre, yuzmetre, toksan, seksen, yetmiş, atmış... Uyy açmayalum, celdik daa!..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

275. Paraşüt -4
Temel Amerikalı hocadan paraşütle atlama dersi almış. Önce birinci düğme, sonra ikinci düğme, sonra üçünçüsüne, onda da açılmızsa Meryem Ana’ya dua et. Temel atlamış, üç düğmeye de basmış, paraşüt açılmamış. Önceden atlayan Amerikalılar’ın yanından geçerken: “O karinin adı neydu?..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

276. İlk yardım
Motosikletli turist yolda üşümüş ceketini ters giymiş. Yolda Temel’in arabasıyla çarpışmış ve yere yuvarlanmış. Önemli bir şeyi yokmuş. Temel hemen yardımına koşmuş, ama adam birden ölmüş. Temel; “Kafası geri dönmüştü, düzelttim... Öldi!..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

277. Ehliyet
Trafik polisi kırmızıda geçtiği için yakalayıp ehliyetini isteyince Temel, “Verdinuz mu de isteyisunuz daa?..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

278. İletişim
Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş, “Derste ‘peş kere peş kaç ediy?’ diye sorayrum, ‘kırk’ diyiler. Halbuki beş kere beş yirmibeş, pilemedun otuz!..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

279. İngilizce
Temel İngiltere’ye gidecekmiş. Lisan öğrenmesi gerek. Dershaneye yazılmış. İlk derste ‘come’ demeyi öğretiyorlarmış. Temel bu işe akıl erdirememiş. Öğretmene demiş ki, “Bu nasıl iştur, ‘come’ yazaysun, ‘kam’ okuysun, peçi, ‘cel’ olduğunu nereden anlaysun?..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

280. Kola
Kolacılar Karadeniz’de kola satışlarını artırmak için müthiş bir formül bulmuşlar. Satışlar acayip artmış. Şişelerin dibine “Karşı taraftan açılır!” yazmışlar. (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

281. İş
Temel gazetede dördüz çocuğu olan bir çifte dair bir haber okumuş. Gazete bunun atmış binde bir olduğunu yazıyormuş. Temel, “Ev işlerinden nasıl vakit puluylar çi acaba?..” demiş. (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

282. Örnek
Temel’e kadınları sormuşlar. “Tenuz cibidur, 16-20 arası tenizin ilkbaharda olduğu cibi serindur. 20-45 arası sıcaktır. 45-55 arası ılıktur. 55’ten sonra kış tenuzuna penzer cirilmez!..” (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

283. Kolaylık
“Kadınları anlamak zor!” demiş Cemal. Temel:
- Hiç de değil, tanımak lazım.
- Ne konuda konuşacaksın?
- Tabii çi cüzelliklerinden pahsedeceysun.
- Ya cüzel deyilseler?
- Kolay o zaman paşka karıların çirkinliklerinden pahsedeceysun. (801 Temel Fıkra/İlhan Durusoy & Ahmet Turhan Altıner)

284. Parmak
Fabrikada bir iş kazası olmuş ve lazın birinin parmağı kopmuş. Lazlar hemen ilkyardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetistirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah: “Güzel, parmağa bir şey olmamış. Yaralı nerede?” Lazlar “Ne yaralısı? Onu da mi getirmemuz gerekiyordu?..” (Şeyda Günaydın)

285. Maymun
NASA uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel 3 aylık bir eğitim ile astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’e sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak ilk işi olmuş. Maymunun görevleri: “Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak. Her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak. Füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek. Yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek...” diye devam ederken okumaktan sıkılan Temel kendi görev kartını açmış: “Maymunu iyi besle!..”

286. Beyin ameliyatı
Nefis aryalar söyleyen bir gondolcuya beyin ameliyatı yapılır. Beynin yarısı alındığında aryalar yerine popüler İtalyan şarkılarını söylemeye başlar gondolcu. Beynin yarısı daha alındığında artık şarkı söyleyememektedir. Kalan parça da alındığında gondolcu şakımaya başlar; “Çayeli’nden öteye... Giderim yali yali!..”

287. Beyin pazarı
Organ bankasında çeşitli fiyatlarda beyinler bulunmaktadır. En pahalısı ise laz beynidir. Yetkililere bunun nedeni sorulduğunda; “1000 tanesini açıyoruz, bir tanesinden çıkıyor!..”

288. İddia
Kahvede oturan laz, kafasıyla duvara çivi çakabileceğini iddia eder. Kahvedekiler inanmaz. Laz 2’lik çiviyi tutar, kafayı çakar ve çivi duvara geçer. İddiayı büyütürler. Bu kez 4’lük çivi duvara gömülür. En sonunda temel çivisine kadar getirirler iddiayı. Laz kafayı vurur, çivi yarıya kadar girer. Bir kez daha vurur, çivi aynen duruyordur. Duruma inanamayan laz yan dükkana geçer ve bakar. Çivi çakılan yerin tam karşısında kafayı duvara dayamış durumda uyuklayan bir başka laz vardır.

289. Çatı
Temel yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış. Usta gelip şöyle bir bakmış, "Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?" diye sormuş. "Dün gece..." demiş Temel, "... çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!" (Halil R. Güven)

290. Ense
Adamın biri sinemaya gider. Tam film başlarken önüne saçını kazıtmış biri oturur ve projektörün ışığı parlayan kafadan yansır. Arkasındaki adam bir türlü filmi izleyemez; içinden “Şunun ensesine bi tane yapıştırayım...” der. Sonra “Oğlum adam iri yarı. Ellese bile beni parçalar!” deyip vazgeçerken yanına Temel oturur. Adam Temel’e dönüp “Şu kafasını kazıtmış adamın ensesine bi tane vur, sana 5 milyon vereceğim!” der. Temel adamın ensesine bi tane yapıştırır ve devam eder “Ulan Hasan sen burada mıydın?” Adam dönüp “Ne Hasanı kardeşim?” der. Temel “Pardon, karıştırdım.” der ve adam önüne dönünce 5 milyonunu alır. Adam Temel’e “Kardeş bi tane daha yapıştır, sana 10 milyon vereceğim...” der. Temel adamın ensesine bi tane daha vurur ve “Hasan sensin be, yeme beni!..” Adam dönüp “Hasan değilim kardeşim be!“ deyip ön koltuklardan birine oturur. Temel’in yanındaki adam artık filmi bırakıp kafasını kazıtan adamı aramaya başlar. Bulur bulmaz hemen Temel’e dönüp “Bak kardeşim, işte oraya oturmuş. Git ensesine bi tane daha vur, sana cebimdeki tüm parayı vereceğim...” der. Temel hemen kafasını kazıtmış adamın arkasına geçip ensesine bi tane yapıştırır “Ulan Hasan burda mıydın? Ben de yarım saattir arkada bir adamı sen sanıp ensesine vuruyorum!..” (İnanç Civelekoğlu)

291. Göle yoğurt çalmak
Nasrettin Hoca göle maya çalarken o sırada ordan geçmekte olan Temel hocayı görmüş;
- Hocam napayisun?
- Göle maya çalıyorum!..
- İyi de hoca, o kadar yoğurdu n'apacan daa?

292. Goril
Amerikalı bilim adamları yıllar süren uğraşlar sonucu bir gorile konuşmasını öğretirler... Çeşitli cisimleri tanıyıp isimlerini söyleyebilecek duruma getirdikleri gorilin ameliyat aracılığıyla beynini aldıktan sonra cisimlere vereceği tepkiyi tespit etmek için ameliyat etmek isterler... Gorili ameliyat masasına yatırmadan son kez konuşturmak için önüne bir muz koyarlar... Goril muzu görünce heyecanlanarak "banana... banana..." diye sevinç çığlıkları atar... Bilim adamları, gorili alkışlayarak muzu gorile verirler ödül olarak... Bir gün sonra ameliyat masasına yatırılan gorilin beyninin yarısını aldıktan sonra gorilin önüne tekrar bir muz koyarlar... Goril biraz afallamış bir şekilde muza bakarak "banaaaa--naa banaaaa--naa..." diye mırıldar... Beyninin yarısı alınmış olmasına rağmen goril muza tepki verebildiği için daha çok sevinen bilimadamları ödül olarak tekrar muzu gorile verirler... Diğer gün son bir ameliyatla gorilin tüm beynini alırlar ve yine önüne bir muz koyarlar... Goril iyice afallamış, muza uzuncana boş boş baktıktan sonra ancak "baaa... baaaaa..." diyebilmiştir... Hiç beyni olmamasına rağmen cisime tepki verdiği için bilim adamları iyice sevinçten coşarlar ve ödül olarak gorilin önüne yine bir tane muz koymuşlar... Ancak goril bu sefer sinirlenerek avazı çıktığı kadar "baaaaaaa!! baaaaa!!" diye bağırmıştır... Telaşa kapılan bilim adamları hemen 1 düzine muz bulup gorilin önüne koyunca goril avazı çıktığı kadar bağırır: "Baaaaaaaa hamsii cetiruunnn!.. Baaaaaa hamsii cetirunnn!.." (“ranian”/Ek$iSözlük)

293. Su
Temel 70 yaşına gelmiş. Fadime’yle akşam evde otururken içi gıcıklanmış. Fadime’ye seslenmiş; “Fadime suyu koy... Olmazsa çay yaparız!.." (“ranian”/Ek$iSözlük)

294. Pozisyon
Temel doktora gitmiş. Doktor arkadaşı ya, buna şaka yapacak güya... "Temel..." demiş, "... oğlum sen hamilesin." Temel yaygarayı basmış "Fadime yaktın beni. Kaç defa dedim sana, sevişirken üste çıkma diye!.." (“o da olur”/Ek$iSözlük)

295. Coca-Cola
Temel Coca-Cola’ya dava açar. Konuyla ilgili açıklama yapan davacının avukatı İdris Karadeniz, "Müvekkilim marketten aldığı 2 lt’lik kampanyalı Coca-Cola ürününün kapağını açtığında hediye çıkmadığını ve ‘Tekrar deneyiniz’ yazısını görmüş. Bunun üzerine kapağı kapatıp tekrar açmış ancak yine aynı şey. Bunun üzerine tam 4246 defa deneme yapmasına rağmen hediye çıkmamıştır. Coca-Cola şirketinin tüketiciyi dolandırdığını düşünen müvekkilim şirkete dava açmaya karar vermiştir. Biz de bugün gelerek dava dilekçemizi adliyeye teslim ettik. 10 bin YTL maddi tazminat talep etmekteyiz..." dedi.

Davadan haberdar olan Coca-Cola yönetimi adına açıklama yapan bir şirket yetkilisi, olayın çok komik olduğunu ve artık Karadeniz bölgesine gönderilen ürünlerin kapağına "Başka şişede inşallah!" yazmayı düşündüklerini söyledi. (“gxl”/Ek$iSözlük)

296. Piyango
Temel'e piyangodan araba çıkmış. Ama arabanın rengi beyazmış. Temel “Kırmızı isterim!” diye tutturmuş. Maalesef ki kırmızı rengi yokmuş arabanın. Temel çok sinirlenmiş ve, “Verin piyango bileti paramı geri!..” demiş. (“abani”/Ek$iSözlük)

297. Kuş
Temel İdris'e “Kuşa bak, ölmüş.” İdris kafayı kaldırır, güneşi eliyle engelleyerek gökyüzünü tarar ve “Hani?.. Cöremiyrum...” (“chete”/Ek$iSözlük)

298. Titanik
Amerika’da zencinin biri pasaportunu kaybetmis, aksilik ya, o gün de Türkiye'ye uçacak.. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!.. Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leonardo di Caprio'nun pasaportu... "Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış. Uçmus Türkiye'ye... Atatürk Hava Limanı’nda görevli pasaport memuru Temel'in karşısına gelmiş. Temel almış pasaportu, adamın ismine bakmış: "Leonardo di Caprio..." Fotoğrafa bakmış, bir zenci, adama bakmış aynı zenci... Bir süre baktıktan sonra öbür masaya seslenmiş, "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?.." (“luna”/Ek$iSözlük)

299. Hediye
Karadenizliler, bir konferans düzenlerler. Bu konferansa konuşmacı olarak ünlü bir Amerikali bilim adamı da davet edilir. Amerikalı konuk, bir hafta erken gelir, hem tatil yapar, hem de Türkleri yakından tanıma fırsatı bulur. Karadenizliler ile Amerikalı bilim adamı hemen her konuda anlaşırlar, uyum içinde konferans biter. Ayrılık günü gelir, Karadenizliler’i alır bir düşünce; “Biz bu değerli bilim adamına ne alalım?” Aralarında toplanırlar. Başkan konunun önemini vurgulamak için der ki: “Biz bu Türk dostu, değerli bilim adamına nasıl bir hediye alalım ki bizi unutmasın? Hem kullanışlı bir şey olsun, hem her eline aldığında bizi hatırlasın?” Salonda kısa bir sessizlik olur, arka sıralardan Temel elini kaldırır: “Sünnet ettirelim!..” (“deepblue”/Ek$iSözlük)

300. Otoyol
Temel otoyolda araba sürerken bir yandan da radyo dinlemektedir... Çalan şarkı bir anda kesilir ve bir anons duyulur: “Otoyolda ilerleyen sürücülerin dikkatine! Bir araç ters yönde seyretmektedir... Dikkatli olunuz!..” Temel: “Hangi bir araç?.. Hepsi ters yönden geliyur!..” (“zem”/EkşiSözlük)
Gelen Fıkralar
Toplam -1 fıkra,
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.