Güle güle kullanmanız dileğiyle... :)
Ocak 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2009
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Üst Çekmece > Temeli Sağlam Fıkralar 7
Temeli Sağlam Fıkralar 7
301. Mantık
Temel radyoda bir yarışmaya katılır ve kazanır. Kendisine bir kitap hediye edilir. Kitabın adı da "Düz Mantık" tır. Temel hediyeyi alırken sorar;
- Bu kitapta ne yazıyur?
- Okuyunca öğrenirsin...
- Ben onunla uğraşamam... Anlat pagayum sen bana.
- Peki... Bak şimdi; senin evinde akvaryum var mı mesela?
- Evet var...
- O zaman içinde su da vardır...
- Evet var...
- İçinde su varsa balık da vardır....
- Evet var...
- Balık varsa hayvanları seviyorsundur sen...
- Evet....
- Hayvanları seviyorsan, insanları da seversin her’alde?
- Evet...
- O zaman senin sevgilin de vardır?
- Evet var.
- Yaşlı görünüyorsun... O zaman sen evlisindir...
- Evet.
- Eee... Karın olduğuna göre de, homoseksüel değilsindir...
- Evet.
- Bak gördün mü?...
Temel çok etkilenir. Kitabı alır koltuğunun altına, eve doğru giderken Dursun'u görür...
Dursun sorar;
- Temel o ne?
- Duz mantik kitabu!
- Nasul bir şey bu? Anlat pagayum...
- Bak şimdi; sizin evde akvaryum var midur?
- Yook!
- O zaman sen ibnesun!.. (“yagaminet”/EkşiSözlük)

302. Oda servisi
Temel İngiltere'de lüks bir otele yerleşmiş... Oda servisini arayıp: "Tu ti tu tu tu..." demiş. Oteldekiler telaşa kapılmış. Bu mesajı çözmek için oraya buraya haber salmışlar. Sonunda konsolosluktan bir çevirmen bulmuşlar ve Temel'in ne dediği anlaşılmış: "2 çay, 222'ye!.." (“holy diver”/EkşiSözlük)

303. Doping
Temel atletizim yarışlarına katılmış. Gireceği 100 metre yarışından önce doping yapmış. Farkedilmesin diye sonuncu olmuş!.. (“sarcastic”/EkşiSözlük)

304. Ders
Temel idam edilmek üzere darağacına getirilir. Cellat sorar; "Son bir dileğin var mı?" Temel de cevap verir; "Var... Ha bu da baa bi’ ders olsun!.." (“motorbreath”/EkşiSözlük)

305. Temel farkı
Temel, mezun olduğu liseye beş yıl aradan sonra gitmiş. Spor salonunu gezerken duvarlarda eskiden oyuncusu olduğu basketbol takımının fotoğraflarını görmüş. Fotoğrafları dikkatle inceledikten sonra, “Tüh be... Yazuk olmuş...” demiş, “... Bütün maçlari ‘bir sayi’ farkla kaybetmişuz... Pak ha buraya: 96-97, 97-98, 98-99!..”

306. Lisan
Temel ve Dursun kahvenin onunde oturuyorlarmış. Bir turist gelmiş ve Temel’e İngilizce olarak yolu sormuş. Temel’de ses yok. Turist bu defa Almanca sormuş. Temel’de yine ses yok. Turist bu defa Fransızca konuşmuş. Yine ses yok. İspanyolca... Yine ses yok. Turist kızmış, çekip gitmiş. Bunun üzerine Dursun Temel’e, “Bir lisan öğrenmemizin zamanu geldi galiba...” demiş. Temel ise Dursun’a dönerek, “Boşver uşağum! Ne gerek var? Adam dünya kadar lisan biliyor ama, bir derdini anlatabildi mu?..”

307. Saat
Temel’in yıllardır kullandığı kol saati durmuş. Birkaç gün saatsiz idare eden Temel, sonunda dayanamamış ve saatin içini açmış. Saatin içinden ölü bir karınca çıkmış. Temel şöyle bir bakmış ve konuşmuş: ”Pen zaten tahmin etmuştum makinistin öldiğuni...”

308. Temel
Temel fotoğraf çektirmek istemiş. Ama vesikalık fotoğraflarda gerçek güzelliğinin fark edilmediğini bildiğinden, fotoğrafçıya gitmiş ve konuşmuş:
- Fotoğrafimu çekeceksun daa, yalnız vesikaluk olmayacak!
- Tabi efen’im, 24 çarpı 32’ye ne dersiniz peki?
- 768 derim de, punin konimuzla ne alakasi var midur?

309. Temel düşüyor
Pilot Temel telsize var gücüyle bağırıyordu: “Ula uşağum, sağ motor bozuldu. Düşeyrum... Düşeyrum... Meydey, düşeyrum. Kule düşeyrum.” Kule hemen cevapladı: “Mesaj anlaşıldı. Yerinizi bildirin... Yerinizi bildirin...” Temel gayet ciddi: ”Pilot kabini, öndeki sol koltuk... Pilot kabini, öndeki sol koltuk!..” (Bekir Çil)

310. Temel Bush’a kızarsa
Temel, Amerika’nın durduk yerde Irak’a saldırmasından rahatsız olmuştur. Bir yolunu bulup başkan Bush’a telefon eder: “Alooo! Ben, Temel olarak size savaş açayrum haberunuz olsun!” Bush, gülerek yanıtlar: “Hehehe...Kaç kişilik bir ordun var ki?” Temel düşünür: “ Hmmm... Kayınpirader İdrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaşlar... 9 kişidur daa!” Bush içinden kıs kıs güler ve ciddi olmaya çalışarak: “Temel bey, sizin 9 kişilik ordunuza karşılık Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden oluşmaktadır!” der. “Hmmm...” der Temel, “... sizu pir süre sonra arayacağum!” Aradan birkaç gün geçer ve Temel, Bush’u yeniden arar: “Başkan, savaş ilanumuz geçerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size karşı!” Bush, ilgiyle sorar: “Neymiş bunlar?” Temel, “Haçan, bizim Tursun’un tiraktörü, benim çakaralmaz tüfek, bi’ de kavedeki arkadaşlardan birinin biçerdöveri...” Bush güler: “İyi ama benim tam 150 bin tankım, 30 bin uçağım ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrıca bu arada askerlerimizin sayısı da 3 milyon oldu!” Temel yeni gelişme karşısında biraz sıkılmıştır: “Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacağum!” Birkaç hafta sonra Temel, Bush’u yeniden arar: “Başkan, savaş ilanumuzu ceri alayrum!..” Bush merakla sorar: “Neden?” Temel, moralsiz biçimde yanıtlar: “Cenevre Anlaşmasi’nu incelemişizdur. 3 milyon savaş esirini barinduracak yerimiz yoktur!..”

311. Asker
Manevra varmış.Temel elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş: “Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?” Temel cevaplamış. “Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse?..” diye tekrar sormuş komutan. Temel bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda: “Ya düşman tepeden gelirse?” deyince Temel dayanamamış ve: “Ha bu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!..”

312. Cenaze
Lazın birinin kız kardeşi orospuluk yapıyormuş. Abisi de her seferinde ‘yapma’ diyormuş ama vazgeçirememiş. Derken kız ölmüş. Cenaze namazında imam sormuş; “Merhumeyi nasıl bilirsiniz?” Abisi hemen atlamış öne, çekmiş belinden silahı ve: “Var mu ulan iyi bilen?.. Çıksın ortaya!..”

313. Japon
Temel yanındakine sormuş; “Ula hemşerim sen Japon musun?” Adam; “Yok!” demiş. 5 dakika sonra gene sormuş; “Hemşerim sen Japon musun?” Adam gene “Yok kardeşim!.. Ne japonu?” demiş. Temel dayanamamış biraz sonra gene sormuş; “Hemşerim sen Japon musun?” Adam bu kez Temel’den kurtulmak için, “He lan!.. Japon’um... Ne olacak?” deyince Temel, “Vallahi hiç benzemeyisun...”

314. Okul
Temel ilkokula başlayacakmış, ancak okula gitmek istemiyormuş. Zorla göndermişler. İlk derste öğretmenleri; “Cennete gitmek isteyenler?” demiş. Herkes parmak kaldırmış, yalnızca Temel kaldırmamış. Öğretmen Temel’e sormuş; “Neden cennete gitmek istemiyorsun?” Temel; “Anam dedi ki, ‘okuldan sonra eve gel’!..”

315. Diyalog
Trende iki adam karşılıklı oturuyordu. Belli bir süre yol aldıktan sonra birisi çantasından bir kağıt çıkarıp şunları yazdı; “Ben sağırım... Benimle konuşmaya çalışmayın!” Notu karşısındaki adama uzattı. Notu okuyan adam altına bir şeyler yazıp kağıdı verdi... Kağıtta şunlar yazıyordu; “Pen seninle konuşmayrum, sakız çiğneyrum!..”

316. Açık çay
Temel kahvede işe başlar. 3 müşteri gelir; "Bize 3 çay, biri açık olsun..." Temel sorar: "Hangisi?.."

317. Su baskını
Temel'in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar: “Temel, baban nasıl? İyi mi?” Küçük Temel: “Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya...” Öğretmen şaşkın: “Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...” Küçük Temel sakin: “Yooo öğretmenum... Öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur...”

318. Evli
Mahkemede hakim, Temel'e sormuş:
- Kiminle evlisin?
- Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:
- Eee, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nasil duymadum!..
- Kimmiş?
- Bizum kari.

319. Yılan
Yılan Temel, arkadaşı yılan Dursun’a sormuş:
- Haçan, biz zehirli yilan miyuk?
- Heee, n'oldu ki?
- Dilimi ısırdum da...

320. Yemek
Temel, Almanya'dan gelen arakadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: “Baa bi’ kuru fasulye, pilav, üstüne de et!” der. Dursun: “Baa da aynısından... Ama üstüne etme!..”

321. Ölçüm
Bir asker herkesin boyunun ölçüsünü ölçmeden bilirmiş, hem de eksiksiz olarak. Bir gün komutana söylemişler. Komutan inanmamış ve askeri yanına çağırmış. “Boyum kaç?” diye sormuş. Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; “1,78!” Komutan şaşırmış; “Nasıl oldu da bilebildin?” demiş. Asker; “Sivilken keresteciluk yapayidum komutanum!” demiş.

322. Kola
Bir gün Temel ile Dursun kahveye giderler. Temel; “Siyah kola mı içelim, sarı kola mı içelim?” diye sorar. Dursun; “Haçan sokaktan en önce bir erkek geçerse siyah kola içelum. Eğer kadın geçerse sarı kola içelum.” Temel kabul eder. İki kafadar bekleşirken, sokaktan Bülent Ersoy geçer. Temel’le Dursun siyah ve sarı kolayı karıştırıp içerler.

323. Nasıl
Temel Dursun’a; “Ula Tursun, İstanbul’da çok güzel karular varmuş... Biz de gidelim mi bi’ İstanbul’a?” diye sormuş. Dursun; “Ula Temel, gitmesine gidelum da, neyle gidelum ki akşama geri gelelum? Yoksa bizim karular tuyarsa kötü olur!” demiş. Temel; “En hizlu giden uçak var ama bugün Tirabzon’dan uçak yok!” Dursun; “Ula Temel, gidelum postaneden hızlı göndersin postacı bizu...” demiş. Beraber postaneye gitmişler. Postacıya; “Ula usağum, bizi İstanbul’a hızlı gönderir misun?” demişler. Postacı bakmış ki bunlar saf, bir oyun oynamaya karar vermiş. “Gönderirim ama...” demiş, “... biraz rahatsız olabilirsiniz giderken. Hiç gözünüzü açmayacaksınız! Açarsanız, yoldan geri donersiniz!” Bunlar da “Tamam” demişler. Postacı bunları kabloyla düşük bir cereyana bağlamış ve yavaş yavaş voltajı artırmış. Dursun; “Ula Temel, bana bir şeyler oluyor! İçim karıncalanıyor!” demiş. Temel; “Ula benim de öyle oluyor” deyince, dayanamamışlar, gözlerini açmışlar. Bakmışlar ki hala postanedeler... Postacı; “Bak gözünüzü açtınız, yarı yoldan geri döndünüz!” diye kızmış. İki kafadar parayı verip çıkmıslar. Yolda Dursun Temel’e, “Ula Temel... Benim kafam almayi... Bu tellerle gitmesune gittuk de ya bu fincanlardan nasul geçtuk?..”

324. Mahkum
Başkan Temel, bir hapishaneyi ziyaret etmis. Bir tanesi dışında tüm mahkumlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatıyorlarmış. O tek mahkum şeytana uyup bir suç islediğini, cezasını hak ettiğini söyleyince Temel hapishane yöneticilerine dönerek; “Ha pu atamu serbest birakun, öteçi masum insanlarin ahlakini bozmasun!..

325. Karne
Temel bir gün okula gitmiş, çocuğu hakkında konuşacakmış. Öğretmene sormuş:
- Öğretmen hanım, çocuğum derslerdaki durumu nasildur?.. Bir sorun var midur?
- Tek sorun var... O da çocuğunuz karnesinin Japonca yazılmasını ister!.. (Ebru Vatan)

326. Titiz
Sağa, sola durmadan püfleyerek dolaşan Temel, soranlara şöyle cevap veriyormuş; "Ben titiz bir uşağım, kendime toz kondurmayrum daa!.."

327. Temel bir gün doktora gitmiş. Doktor; "Bir hafta kapıdan dışarı çıkma!.." demiş. Temel eve gelmiş ve pencereye sıkışmış. Ordan geçen komşusu; "N'apıyorsun orada daa?.." diye sormuş. Temel; "Doktor kapıdan dışarı çıkma dedi daa... Ben de camdan çıkmaya çalişayrum!.." (Eray Özkara)

328. Reçete
Lazın biri eczanede çalışmaya başlamış. Ertesi gün iki hırsız gelmiş ve “kasadaki her şeyi ver” demiş. Laz “Üzgünüm... Reçetesiz hiçbir şey veremiyoruz!..” demiş.

329. Konvoy
Temel İstanbul'a gittiğinde yüzlerce otomobillik bir konvoyun kendisini karşıladığını söylemiş. Arkadaşları "Hadi canım, sen de!" demişler. Temel: "İsterseniz, cumhurbaşkanı ve başbakana da sorabilirsinuz. Onlar da aynı uçaktaydu!.." demiş. (Nurhan Korkmaz)

330. Mesai
Temel'e sormuşlar:
- Kaç yıllık memursun?
- 50...
- 45
- Nasıl oluyor?
- Fazla mesai!.. (Nurhan Korkmaz)

331. Zeka
Bir gün küçük Temel ve arkadaşları kimin zeki olup olmadığı hakkında sınıfta aralarında konuşuyorlarmış. Temel söze girmiş; "Ben çok zekiyumdur, taaaa 3 aylıkken yürümeye başlamişum..." Dursun hemen ordan söze girmiş; "Sen ha puna zeka mı diyisun da? Ben 3 yaşına kadar kendimi kucakta taşitmuşum!.." (Yeşim Dursun)

332. Müslüman
Erzurum'da Ermeniler’in olduğu dönemde, kurban bayramı. Erzurumlular kurban kesiyorlar, bunu gören Ermeninin biri arkadaşına; “Ben de kurban kesmek istiyorum” der. “Olur mu, saçmalama!.. Sen müslüman değilsin, kurbanı niye keseceksin ki?” diye karşı çıkar arkadaşı. Tabii Ermeni kararlı, gidip bir inek satın alır ve eline bıçağı alıp ineğin başına gelir. Elindeki bıçakla ineği ve kendini kan revan içinde bırakır ama bir türlü ineğin canı çıkmaz. Bunun üzerine Ermeni’nin arkadaşı yanına gelip; “Ya bu kadar işkence çekeceğine git şu karşıdaki müslüman kahvesine, bir tanesinden rica et gelip kessin” der. Ermeni elinde bıçak üstü başı kan içinde kahveye girer. “Bir müslüman arıyorum” der. Kahve halkından biri korkudan "Ca.. ca.. camiye gittiler, burada müslüman yok" der. Adam camiye gelir ve içeri girip "Müslümanlar buradaymış, öyle mi?" der. Cemaatte çıt yok. Sonunda dayanamayıp arkası dönük olan hocayı gösterirler. Ermeni hocanın karşısına dikilir; "Burada tek müslüman sensin heralde" Hoca kanlı bıçağa bakar ve "Çim? Ben?... Bene müslüman diyenin celmişini ceşmişini..." (Figen ...)

333. Sayı
İdris, Nuh diyor peygamber demiyordu: “Okuyup da ne olacak penum oğlan? Ha bu dükkanda duracağına göre, okuma yazmanın heç cerekliluğu yoktir. Bir, içi, uç diye saysa yeter.” Komşuları ısrar edip duruyorlardı: “Olur mu canum, diyelim ki onu dükkanda bırakup kahveye cittun. Dükkana da dört adam celdu. Uçten fazla sayamazsa celup sana ne diyecek?” İdris; “Uyy, bu da mesele mi yani. Celur, ‘Baba, uç kişi celdu, yanlarında bir herif daha var’ der.” (Figen ...)

334. Okul
Temel akşam evde oğluna sorar:
- Bugün okulda ne yaptınız?
- Dinamit yaptık.
- Yarın ne yapacaksınız?
- Okulu yeniden yapacağız. (Figen ...)

335. Robot
Bir gün Temel’in babası eve bir robot getirmiş... Robotun özelliği, bir yalan söylendiği zaman hemen fark etmesi ve söyleyenin suratına anında bir tokat yapıştırması... O gün Temel okuldan evine geç dönmüş, "Nerede kaldın oğlum?..." diye merakla sormuş babası... "Bugün öğretmen 2 saat fazla ders yaptı baba..." demiş Temel ve robot anında fırlayıp Temel’in suratına patlatmış bir tokat...
- Bana bak... Bu robot yalan söyleyeni anında tokatlar... Bana hemen doğruyu söyle bakayım!
- Baba, arkadaşlarla sinemaya gittik!
- Hangisine?...
- İkinci Dünya Savaşı ile ilgili...
Bir tokat daha inmiş Temel’in yüzüne robottan...
- Pardon baba... Pardon... “Seks Meleği” adlı filme gittik!
- Utanmalısın oğlum..." Ben senin yaşındayken böyle filmlere asla gitmezdim...!
Bir tokat da babaya inmiş. Adam halının üzerinde sırtüstü yatarken sesleri duyan anne koşmuş içeri... "Hemen bu robotu aldığın yere götürüyorsun!" demiş kocasına, "Oğluna ne kadar kötü örnek olduğunu görmüyor musun?..." Anında "Şrraakkk" diye bir Osmanlı tokadı da kadının suratında patlamış!. (Figen ....)

336. İlk gece
Temel, karısının cenazesinde ağlıyor, kendini yerlere atıyor ve "Ne yapacağım?. Ne yapacağım" diye saçlarını yoluyormuş... İmam efendi Temel’in yanına "Zavallı..." diyerek ve acıyarak yaklaşmış, "Oğlum..." demiş, "Senin için zor olduğunu biliyorum... Ama Tanrı ıstıraplarımıza dayanma gücü verir... Mutlaka iyi ve güzel bir eş bulacaksın, onunla evlenecek ve bu günleri unutacaksın..." Temel, "Evet, evet efendim tüm bunları ben de biliyorum..." demiş, "Biliyorum da, çok hazırlıksız yakalandım... Sadece bu gece kim yemek pişirecek?.. Kiminle yatacağım?.. Onu çözeyim rahatlarım!.." (Figen ....)

337. Aşk
Temel’e sormuşlar;
- Aşkı neye benzetirsin?
- Mektuba...
- Mektup mu? Niye?..
- Niye olacak?... Önce yazarsın, sonra yalarsın, işi bitince de postalarsın!.. (Figen ....)

338. Kulaksız bebek
Küçük Temel’in komşularının bir bebeği dünyaya gelmiş... Ama ne talihsizlik ki minik bebeğin kulakları yokmuş... Bebeği ailece ziyarete giderlerken bu üzücü durumu patavatsız oğlu küçük Temel’e anlatan babası "Sakın ama sakın bebeğin bu kusurundan bahsetmeyeceksin!.." diye tembih etmiş, "Bırak bahsetmeyi, ağzından ‘Kulak’ kelimesi çıkarsa seni mahvederim!.." Bebeğin yanına çıkmışlar, Temel bebeğe yaklaşmış, "Ne güzel bir bebek..." demiş. "Ciddi misin?.." demiş bebeğin annesi, "Teşekkür ederim.” Temel, "Minik ayakları, minicik elleri, ne de güzel gözleri var... Görebiliyorlar mı bari?.." Bebeğin annesi, "Evet..." demiş, "Doktor gözlerinin sağlam olduğunu söyledi..." Temel, "Bu harika...!" demiş, "Eğer gözlük takmak zorunda olsaydı ayvayı yemişti!.." (Figen ....)

339. Şanssız Dursun
-Yahu şu Dursun ne kadar şanssız bir adam!
-Neden?...
-Adam 8’inci kere kısırlaşma ameliyatı olup tüplerini bağlattı, karısı hâlâ hamile kalmaya devam ediyor!.. (Figen ....)

340. Ördek
Temel, dere kenarında otururken tam yanına jeep’iyle bir adam gelip "Kardeşim..." diye sormuş, "Dere derin midir? Jeep’imle karşıya geçebilirmiyim?..." Temel, "Derin değildir..." diye cevap vermiş, "Geçebilirsin..." Adam, Temel’e güvenip dereye arabasıyla girince bir anda suların icerisinde kaybolmuş. Kan, ter içinde debelenerek sudan çıkıp Temel’in yakasına yapışmış, "Hani derin değildi ulan?.." diye tartaklamaya başlayınca "Abi benim gerçekten suçum yok!.." demiş Temel, "Demin bir ördek geçti, vallahi su hayvanın beline geliyordu!.." (Figen ....)

341. Çatı
Temel yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış... Usta gelip şöyle bir bakmış, "Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?.." diye sormuş... "Dün gece..." demiş Temel, "Çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!.." (Figen ....)

342. Türk’ün neyi meşhur?
Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, bir de bizim Temel barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeye... İngiliz, "Arkadaşlar..." demiş "Bizim biramız çok meşhurdur... Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız..." Fransız hemen girmiş konuya "Bizim kızlarımız meşhurdur..." demiş, "Öpmeye kıyamazsınız..." Alman içini çekip "Hey gidi memleketim..." demiş, "Biz öyle arabalar üretiriz ki binmeye doyamazsınız..." Hollandalı hemen atılmış, "Evlerimiz..." demiş, "Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..." Bizim en meşhur şeyimiz KGB’dir..." demiş Rus, "Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır!..." Söz ona gelince İranlı "Halılarımız..." demiş, "Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..." Sonra hepsi birden suskun oturan Temel’e dönmüşler... Temel sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze... "Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur!..." demiş... "Öyle ki, alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Alman’ın arabasına, götürür Hollandalı’nın evine, yatırır İran halısının üzerine, çatır çatır becerir, değil kocasının, KGB’nin bile ruhu duymaz!.." (Figen ....)

343. Centilmen
Temel dolmuşa binmiş. Dolmuşta 3 erkek bir de hamile bayan varmış. Dolmuş yoluna devam ederken hamile bayandan "tırrrrt" die bi ses gelmiş. Bayanın bozulmasını istemeyen adamlardan birisi "Afedersiniz çok yemişim, mazur görün..." diyerek centilmenlik yapmış. Temel olayı görmüş ve centilmenlik fikrini tutmuş. Bir süre sonra bir tırrrrt sesi daha gelmiş. Tam Temel daha evvel planladığı gibi centilmenlik yapmaya hazırlanırken, bu sefer diğer adam atlamış ve o da "Afedersiniz çok yemişim, mazur görün..." demiş. Temel centilmenlik sırasını kaptırınca bir hayli üzülmüş ve centilmenlik yapmak için kadının tırtlamasını beklemeye başlamış... derken br tırrrrt sesi daha gelmiş fakat Temel tam söyleyeceği sırada dolmuştaki 3. adam yapacağını yapmış ve "Kusura bakmayın... Çok yemişim, mazur görün..." diyerek Temel’in sırasını kapmış... Centilmenlik yapamayınca içinde kalan Temel durağı geldiği için dolmuştan indiğinde mutlaka centilmenlik yapmalıyım diye düşünmüş ve dolmuşun kapısından içeri dönüp "Ha pu kadun pi taha yellenursa pilun ki pen yaptum..." demiş. (Figen ....)

344. Uyku
Temel uyuyormuş. Birden yataktan düşmüş, kalkmış yeniden yatmış. Biraz sonra bir daha düşünce mırıldanmış: “İyi ki kalkmışım, yoksa üstüme düşecektim!..” (Figen ....)

345. Aslan
Temel bir gün ava gitmeye karar vermis, sihirli kemanını, tüfeği almış ve ava gitmiş. Av esnasında bir aslanla göz göze gelmişler. Temel tetiğe basmış, tüfek patlamamış. Temel kemanı çalmış ve aslani uyutmuş. Eve gelmiş ve tekrar ava gitmiş. Aslanla yine göz göze gelmiş. Tetiğe basmış, tüfek yine patlamamış. Hemen kemanı çıkarmış, çalmış, ama aslan onu parçalayıp yemiş. Ağaçta iki maymun konusuyormuş, biri demiş: "Ben sana demedim mi, bu bizim sağır aslana denk gelirse işi biter diye..." (Figen ....)

346. Aynı yerde
Temel uzun zamandır görmediği arkadaşı Cemal'le İstanbul'da karşılaşınca:
- Usak nasilsun pakayum?
- İyiyum...
- Çocuklarin nasildur?
- Onlar da iyidur.
- Peki karin nasildur?
Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü değişir...Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü hatırlayıp hemen şöyle der:
- Yani hala ayni mezarda mi yatiyii? (Cansu ...)

347. Bulaşıkçı
Temel bir lokantanın önünden geçerken "Bulaşıkçı aranıyor" ilanını görmüş. Hemen içeri girip patrona: “Pen ha purada pulasikçiluk yapapilirum.” demiş. Patron sormuş: “Kaç dil biliyorsun?” Temel hiç duraksamadan cevap vermiş: “On tört!..” Önce biraz şaşıran patron sonra sinirlenmiş ve: “Sen benimle alay mı ediyorsun?” Temel: “Valla önce sen paşlattun...” (Cansu ...)

348. Silah
Cemal silahçı dükkanına girer, “Ha pi tapanca almak isteyrum.” Satıcı sorar: “Nasıl bir tabanca?” Cemal: “Peş kişiluk!..” (Cansu ...)

349. Motor
Temel reis, İdris reisle birlikte uçakla İstanbul'a gidiyormuş. Bir sarsıntı olmuş. Herkeste bir telaş... Pilot konuşmuş: “Bir motorda arıza var. Ama meraklanmayın, üç motorla da gidebiliriz...” 15 dakika sonra bir anons daha: “Bir motor daha durdu, ama telaşlanmayın, iki motorla gideriz...” 10 dakika sonra pilot üçüncü motorun da bozulduğunu ama tek motorla da gidebileceklerini söylemiş. Temel reis dayanamayıp: “Ula İdrus reis, ister misun simti törtünçü motor da pozulsun da, hepten havata kalalum!..” (Cansu ...)

350. Çaresizlik
Hakim Temel'e sorar: “Niye adamın başına sandalyeyle vurdun?” Boynu bükük Temel: “Ne yapayum, çaresizluk efendum. Masayi kaltiramatum ki!..” (Cansu ...)
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.
Fıkra Ekleyin
Fıkra
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir fıkra eklendiğinde haber verin.

Ara
Fıkra Masası Fıkra Masası, ticari amaç taşımayan bir paylaşım sitesidir. Elde edilebilecek reklam ve/veya yayın gelirleri Ankara İletişimliler Vakfı (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı) Burs Fonu'na bırakılmıştır.