Yurdum ve Bürokratı
01. Mesai
Ankara'da bir resmi kuruluşta koridorlarının ortasına beyaz çizgi çekmişler. Çizginin neden çekildiğini soranlara genel müdür şöyle diyormuş: “Çizgiyi geç gelenlerle erken çıkanların çarpışmaması için çizdik!..”
002. Bürokrat
Bir grup bürokrat “Biraz hava değişikliği yaşayalım, kısa bir tatil yapalım da nereye gitsek?” diye düşünürken içlerinden biri “Bir çiftliğe gidelim, çalışalım. Açık hava, bol gıda; meditasyon gibi, kafamız boşalır.” Fikir beğenilmiş, bizimkiler gitmişler bir köye, çiftçiye anlatmışlar: “Biz iki gün çalışmak istiyoruz. Bize ne yapacağımızı söyle, gerisine karışma.” Köylü demiş ki “Bugün tarlayı gübreleyecektik. İşte gübre yığını, tarlanın üzerine dökülecek, sonra da toprakla karıştırılacak.” Köylü akşam kahveden eve geldiğinde bir baklış ki, iş çok güzel yapılmış, tarla cetvelle çizilmiş gibi sistemli bir biçimde gübrelenmiş. İkinci gün köylü “Bugün de patates toplayın, irileri bir öbek yapın, küçükleri bir başka öbek, çürükleri de atın” demiş. Akşam gelmiş ki, yapılan hiç bir iş yok. Bürokratlar ellerinde bir patates “Bu şimdi büyük sınıfına mı girer, küçüğe mi?” diye tartışıyorlarmış. Ertesi sabah köylü, kahvede arkadaşlarına durumu özetlemiş: “Bu bürokratlar bok karıştırmayı iyi biliyorlar da, iş karar vermeye geldiğinde!..”
003. Politik-a
Bir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete gitmiş demiş ki: "Senin oğlana bir eş bulalım zamanı geldi artık" Adam: "Ben hayatımda oğlumun işine karışmadım." demiş. Bizim bürokrat: "Ama...” demiş, “Bu kız Rahmi Koç'un kızı..." deyince, adam: "Aaaa... Tamam o zaman" demiş ve durumu kabul etmiş. Sonra bizim bürokrat Rahmi Koç'un evine gitmiş: "Kızınız için harika bir koca adayı buldum" demiş. Rahmi Koç şaşırarak "Ama benim kızım daha çok küçük" diye itiraz etmiş. Bürokrat "Ama bu genç adam Dünya Bankası'nda başkan yardımcısı..." deyince, kızın babası "Tamam o zaman!" diyerek duruma hemen razı oluvermiş. Sonunda bizim bürokrat Dünya Bankası Başkanı’nı ziyarete gitmiş ve demiş ki "Başkanım, size harika bir başkan yardımcısı adayı buldum!" Başkan "İyi ama benim zaten ihtiyacımdan fazla yardımcım var" deyince bürokrat: "Ama bu Rahmi Koç'un damadı" demiş. Başkan da "Aaaaa... tamam o zaman!.."
004. Danışman
Azgın erkek tekir damdan dama atlarken, takımı taklavatı tel örgüyeye takılır ve kopar. En az kendisi kadar azgın arkadaşları, artık ne yapacağını sonduklarında “Ya’u hiç bir şey yapamazsam danışman olurum!..”
005. Kurdoğlu
Ahmet Kurdoğlu adında bir kaymakam atandığı ilçede halkın kendisini bir an önce tanımasını ister. Bu nedenle her gördüğüne adını sorar, bilemeyeni azarlar. Bir gün kahveye gider ve yaşlı kahveciye adını sorar. Kahveci “Vallah ağam... Adın Ahmet... Bi’ de bi heyvanın oğlisın... Amma hangi heyvanın çıkaramiram!..”
006. Bayram kutlaması
Belediye başkanı bir bayram kutlaması nedeniyle sıraya girmiş memurlarla öpüşüyor. Derken sıranın sonundaki tek kadın olan sekreterine yaklaşıyor. Elini sıkıyor, öpmek için hamle ettiğinde sekreter biraz geri kaçıyor. Başkan sekreteri kendine çekiyor ve “Ben bunca zerzevatı seni öpebilmek için öptüm!..”
007. Maymunun ölümü
Hayvanat bahçesindeki maymun ölmüştü. Müdür yardımcısı, başkente, yetkililerle görüşmeye giden müdüre şu telgrafı çekti “Maymun öldü... Yerine koyabilmek için sizi bekliyoruz...” (Bülent Habora)
008. Kapının tamiri
Meclis Genel Kurul Salonu’nun giris kapısının tamiri gerekiyormuş. Konuyla ilgili bürokrat, iki ayrı firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş, fiyat istemiş. Birinci marangoz: “500 milyon liraya olur bu iş...” demiş, “... 200 milyon malzeme, 200 milyon işçilik, 100 milyon da kâr...” Bürokrat ikinci marangoza dönmüş:
- Siz aynı işi kaça yaparsınız?
- 2,5 milyar lira...
- Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?..
- 1 milyar bana, 1 milyar size... 500 milyonu da bu arkadaşa veririz kapıyı yapar...
İhale ikinci marangoza verilmiş! (Mehmet Demirkol)
009. Kürek yarışı
Türk ve Japon takımları arasında bir kürek yarışı düzenlemesine karar verildi. Her iki takım da performanslarının en üst düzeyine varabilmek icin uzun ve zorlu bir hazırlık devresinden geçti. Büyük gün geldiğinde, iki taraf da kendini hazır hissediyordu. Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar. Yarış sonrasında Türk takımı çok sarsılmıştı. Devlet yönetimi, yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi. Sorunu araştırarak çözüm yollarını bulması için bir danışmanlık şirketiyle anlaşıldı. Danışmanların bulgusu şu oldu: Japon takımında 8 kişi kürek çekiyor, bir kişi dümencilik yapıyordu; Türk takımında ise bir kişi kürek çekiyor, 8 kişi dümeni kullanıyordu. Bir yıl süren çalışmalar ve milyonlarca dolarlık harcamadan sonra, danışmanlık şirketi Türk takımında çok az kişinin kürek çektiğini, buna karşılık çok sayıda kişinin dümeni kullandığını saptadı. Bir sonraki yarışın yapılacağı gün yaklaşırken, Türk takımının yönetim yapısı baştan aşağıya yeniden örgütlendi. Yeni yapı şöyle oluştu: Dört dümen müdürü, üç bölgesel dümen müdürü ve kürekleri çekmekle görevli kişiyi çalışmaya teşvik etmek icin yeni bir performans gözden geçirme sistemi. İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar. Tepesi atan Türk hükümeti kürekçiyi kovdu ve müdürlere sorunun çözümüne olan katkılarından ötürü ikramiye verdi.
009. Devletin ayak bastığı yer
Vali köylerden birisine gezmeye gitmiş. Köye valinin geldiğini duyan Mehmet dayı acele köy meydanına koşarak gelir. İyi bir temannah çektikten sonra “Sayın valim ne olur bizim eve gidelim!” der. Valiyi zorla eve götürür. Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar “Valim yukarıya çıkalım!” der. Valiyi dama çıkarır, başlar dolaştırmaya... Vali merakla sorar; “Beni niçin dolaştırıyorsun?” diye. “Sayın valim...” der köylü, “... devletin ayak bastığı yerde ot bitmez derler. Benim dam da her yağmurda akıyor. Bundan sonra inşallah akmayacak!..” der.
010. En iyi vali
Adam Erzurum'a vali tayin edilmiş. Gitmiş, görevi devralmış. Halkı ve çevreyi tanımak için çıktığı gezilerin birinde köy halkına sormuş:
- Şimdiye kadar Erzurum'a tayin edilmiş valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi?
- Sizden iki önceki valiydi...
- Yaaaa, öyle mi? Peki size ne gibi hizmetler yaptı?
- Daha Erzurum'a gelirken, yolda, Bayburt'ta öldü!
Gelen Fıkralar
Bu dökümana henüz fıkra eklenmemiş, aşağıdaki formdan fıkranızı ekleyebilirsiniz.